İstanbul
14 Mart, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    27.04
  • EURO
    29.77
  • ALTIN
    1668.5
  • BIST
    7424.96
  • BTC
    29384.05$

Sanayi Susarsa Memleket Susar

13 Mart 2026, Cuma 21:21
Sanayi Susarsa Memleket Susar

Rakamlar konuşur.
Ama bazen rakamlar değil, iş dünyasının sesi konuşur.

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekip Avdagiç kürsüye çıktı.
Cümlelerin arasına saklanan bir gerçek vardı.

Enflasyon…
Faiz…
Sanayi…

Üç kelime.

Ama üçü bir araya gelince
bir ekonominin kaderi yazılır.

Enflasyon uzuyor.

Uzayan enflasyon demek
uzayan belirsizlik demek.

Belirsizlik demek
yatırımın frene basması demek.

Faiz yüksek.

Faiz yüksek olunca
kredi pahalı olur.

Kredi pahalı olunca
makine alınmaz.

Makine alınmayınca
fabrika büyümez.

Fabrika büyümeyince
işçi alınmaz.

Ve Avdagiç bir cümle kuruyor.

Sessiz ama ağır bir cümle.

Türkiye erken sanayisizleşme tuzağına düşmemeli.

Ekonomi literatüründe buna
“erken sanayisizleşme” denir.

Yani ülke zenginleşmeden
sanayi gücünü kaybeder.

PAŞAHAN BAKANIN KARŞISINDA

Bazen kürsüler alkış içindir.
Bazen hakikat içindir.

MİAD’ın programında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır salondaydı.

Söz Mustafa Paşahan’a geldi.

İTKİB başkan yardımcısı.
İTKİB başkanlığı için adı geçen güçlü adaylardan biri.

Kürsüye çıktı.

Diplomasi yapmadı.
Gerçeği söyledi.

Türkiye’nin ihracat kilogram değeri ortalama
1,5 dolar.

Hazır giyimde
17 dolar.

Yani yaklaşık on kat.

Türkiye’nin en katma değerli sektörlerinden biri.

Ama tablo ağır.

Son dört yılda
250 bin kişi işini kaybetti.

Tekstil de eklenince
371 bin.

Yani makine sustu.
Atölye kapandı.
İşçi gitti.

Paşahan buna rağmen şunu hatırlattı.

Sektör hâlâ ayakta.

Geçen yıl
12 milyar dolar cari fazla verdi.

Ama destek yetersiz.

Bugün verilen destek
3 bin 500 lira istihdam desteği.

1.270 lira asgari ücret desteği.

Paşahan’ın talebi net.

İstihdam desteği
6 bin lira olsun.

Asgari ücret desteği
2 bin 500 lira olsun.

Bir talep daha.

Cari fazla veren hazır giyim için
döviz dönüşüm desteği
yüzde 10’a çıksın.

Kürsüde söylenen söz aslında basit.

Sanayi nefes istiyor.

Çünkü makine durursa
ihracat durur.

İhracat durursa
ekonomi konuşmaz.

Fabrikalar küçülür.
Üretim azalır.
Ekonomi vitrine dönüşür.

Vitrin parlaktır.

Ama arka tarafta üretim yoksa
o vitrin bir gün söner.

Ekonominin gerçeği budur.

Sanayi varsa ekonomi vardır.

Sanayi yoksa
sadece tabela vardır.

İŞ DÜNYASI ŞİKÂYET EDİYOR

MESİAD’ın iftarında kürsüye Ufuk Muslu çıktı.

Salonda iş insanları vardı.
Sanayici vardı.
Tüccar vardı.

Muslu kısa konuştu.
Ama ağır konuştu.

“İş dünyasından ciddi şikâyetler geliyor” dedi.

Bu sıradan bir cümle değil.

Çünkü iş insanı kolay kolay şikâyet etmez.

Önce sabreder.
Sonra çözmeye çalışır.

Ama şikâyet kürsüye kadar gelmişse
orada bir mesele vardır.

Muslu’nun anlattığı tablo basit:

Ticaret var.
Ama huzur yok.

İş var.
Ama güven zayıf.

İş insanı üretmek istiyor.

Ama önünü görmek istiyor.

Çünkü ekonomide en büyük sermaye
para değildir.

Güvendir.

Güven zayıflarsa
ticaret de zayıflar.

FAİZ NEDEN DURDU?

Faiz inecekti.

Piyasada beklenti buydu.
Sanayici de bunu bekliyordu.

Ama olmadı.

Merkez Bankası frene bastı.

Sebep basit.

Dünya sakin değil.

Ortadoğu karışık.
Petrol fiyatı oynak.
Enerji maliyetleri yeniden yukarı bakıyor.

Böyle bir tabloda faiz indirmek kolay değil.

Çünkü enflasyon Türkiye ekonomisinin en hassas noktası.

Bir kıpırdasa
bütün denge bozuluyor.

O yüzden ekonomi yönetimi temkinli davranıyor.

Ama işin diğer tarafı da var.

Faiz yüksek kalınca
yatırım iştahı zayıflıyor.

Sanayici hesap yapıyor.
Kredi pahalı.

Makine almak zor.
Üretimi büyütmek zor.

Yani ekonomi ince bir ipte yürüyor.

Bir tarafında enflasyon var.

Diğer tarafında üretim.

Dengeyi tutturmak kolay değil.

Ama unutulmaması gereken bir şey var.

Ekonomiyi asıl büyüten faiz değildir.

Üretimdir.

OY KADAR KONUŞ

İTKİB’de seçim yaklaştı.

Koridorlar hareketli.
Salonlar kalabalık.
Telefonlar daha sık çalıyor.

İki aday var.

Herkes güçlü görünüyor.

Ama seçimler güçle değil
oyla kazanılır.

Bir zamanlar bir karikatür yaptırmıştım.

Çizen ustaydı.

Kasım Özkan.

Sahne şöyleydi:

Bir tarafta fabrikacı.
Bir tarafta büfeci.

Büfeci, fabrikacıya dönüyor.
Ve şöyle diyor:

“Boyun kadar değil…
oyun kadar konuş.”

Seçimin özeti buydu.

Çünkü sandık başka bir matematikle çalışır.

Büyükleri ziyaret etmek elbette gerekir.
Ama seçimleri çoğu zaman büyükler değil
küçükler belirler.

Bir el sıkışma.

Bir telefon.

Bir hatır.

Bir selam.

Sandıkta bazen koca hesapları bozar.

İTKİB seçiminde de durum farklı değil.

Herkes güçlü görünebilir.

Ama sandıkta güçlü olan değil
çok olan kazanır.

O yüzden bu yarışta asıl mesele şudur:

Boy kadar değil.

Oy kadar konuşmak.

Kalın sağlıcakla…
 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.