İstanbul
13 Mayıs, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    27.04
  • EURO
    29.77
  • ALTIN
    1668.5
  • BIST
    7424.96
  • BTC
    29384.05$

Kumaş Yanıyor, Herkes Kravat Düzeltiyor

19 Mart 2026, Perşembe 17:46
Kumaş Yanıyor, Herkes Kravat Düzeltiyor

Türkiye’de bazı sektörler vardır.

Sadece üretmez.

Memleket taşır.

Hazır giyim onlardan biri.

İhracat yapar.
Kadın istihdamı sağlar.
Anadolu’ya fabrika götürür.
Şehre ekmek bırakır.
Kasabaya umut bırakır.
Atölyeye ışık bırakır.

Ama ne zaman bu sektör konuşulsa, herkes büyük laflar eder.
“Katma değer…”
“Markalaşma…”
“Dönüşüm…”
“Yeni pazarlar…”

Güzel.

Peki içeride ne var?

Maliyet var.
Faiz var.
Enflasyon var.
Kur baskısı var.
Sipariş kaybı var.
İstihdam erimesi var.
Vize duvarı var.
Finansmana erişemeyen KOBİ var.

Yani vitrinde ceket duruyor.
Ama içeride düğme kopmuş.

Mustafa Paşahan’la yaptığımız röportaj tam da bu yüzden sıradan bir seçim söyleşisi olmadı.

Çünkü mesele koltuk değil.
Mesele kumaşın ateş alması.

Adam rakam koyuyor önüne.
Üç yılda maliyet artmış.
Enflasyon yürümüş.
Faiz şişmiş.
Kur geride kalmış.
İhracat düşmüş.
İthalat artmış.
İstihdam gitmiş.

Sonra dönüp soruyor:
Bu kadar hızlı, bu kadar esnek, bu kadar Avrupa’ya yakın bir sektör nasıl oldu da nefes nefese kaldı?

Asıl soru bu.

Bir de şu var.

Türkiye’de herkes konuşuyor.
Bilen de konuşuyor.
Bilmeyen de konuşuyor.
Sektörün içinden geçen de konuşuyor.
Sektörün önünden bile geçmeyen de konuşuyor.

Ama işin mutfağında olanın cümlesi başka olur.

Çünkü o, tabloyu sunumdan değil, sipariş fişinden okur.
Krizi rapordan değil, kapanan üretim bandından anlar.
Daralmayı grafikten değil, eksilen vardiyadan görür.

Paşahan’ın röportajında tam da bu var.

Hazır giyimin niye tökezlediğini anlatıyor.
Niye hâlâ ayağa kalkabilecek güçte olduğunu anlatıyor.
Niye bu sektörün kaybedilmemesi gerektiğini anlatıyor.
Niye birkaç “ufak dokunuş” denilen meselenin aslında yüz binlerce insanın ekmeği olduğunu anlatıyor.

Bir yerde Avrupa var.
Bir yerde Amerika var.
Bir yerde Orta Doğu var.
Bir yerde fuarlar var.
Ticaret heyetleri var.
Dijital dönüşüm var.
Moda akademisi var.
Model fabrika var.
Ecotex var.

Ama en dikkat çekici yer başka.

Şurası.

Türkiye’de ihracatçı malını gönderiyor.
Ama kendisi müşterisine gidemiyor.

Yeşil pasaport meselesi orada başlıyor.
Vize meselesi orada büyüyor.
Yani kumaşı satıyorsun ama kapıyı geçemiyorsun.

Daha da beteri ne biliyor musunuz?

Bu kadar ağır tabloya rağmen hâlâ bazıları meseleyi kavga sanıyor.
Sektör kan kaybediyor, onlar cümle parlatıyor.
Atölye zorlanıyor, onlar pozisyon ayarlıyor.
Fabrika sipariş bekliyor, onlar laf büyütüyor.

Oysa mesele çok net.

Türkiye üretim ülkesi mi olacak?
Yoksa ithalat tabelası mı asacak?

KOBİ ayakta mı kalacak?
Yoksa sadece büyük oyuncuların konuştuğu bir düzen mi kurulacak?

Genç iş gücü yeniden üretime dönecek mi?
Yoksa bu sektör “bir zamanlar vardı” denilen eski fotoğraflara mı karışacak?

İşte biz bu röportajda tam bunları sorduk.

Maliyeti sorduk.
Faizi sorduk.
Kuru sorduk.
Sipariş kaybını sorduk.
Avrupa’yı sorduk.
Amerika’yı sorduk.
İthalatı sorduk.
KOBİ’yi sorduk.
İstihdamı sorduk.
Yeşil pasaportu sorduk.

Slogan değil.
Süs değil.
Yuvarlak cümle hiç değil.

Doğrudan, sert, çıplak sorular.

Çünkü tekstil dünyası şu anda alkış değil, cevap istiyor.

Ve görünen o ki, bu röportajda çok konuşulacak cümleler var.

Bazısı Ankara’ya gider.
Bazısı ihracatçının masasına oturur.
Bazısı da seçimin gürültüsünü aşar, doğrudan sektörün kalbine dokunur.

Yakında yayınlayacağız.

O röportaj geldiğinde sadece bir adayın ne dediğini okumayacaksınız.

Bir sektörün neden daraldığını,
nasıl toparlanabileceğini,
hangi yanlış dilin yorucu hale geldiğini,
hangi doğru adımın hâlâ mümkün olduğunu da göreceksiniz.

Çünkü bazen bir röportaj, sadece röportaj değildir.

Bazen bir röportaj,
bir fabrikanın ışığını söndürmemek için verilir.

Kalın sağlıcakla

Yorumlar

  • yorum avatar
    ŞENOL KARADOĞAN
    20-03-2026 00:12

    Mevcut yönetim bu sorunları görmezden gelen değil, aksine çözüm üretmek için aktif şekilde çalışan bir anlayışa sahiptir.

  • yorum avatar
    NEZİH ŞAHİN
    19-03-2026 23:00

    Mustafa Doğan kardeşim, eleştirine saygı duyarım ama burada bir şeyi kaçırıyorsun.Mustafa Paşahan zaten dışarıdan gelip konuşan biri değil. Bu işin içinden gelen, yıllardır üretimin, ihracatın, krizin tam ortasında olan adam. Söyledikleri de yeni keşfettiği şeyler değil. Bu sıkıntıları zaten yıllardır hem yazılı hem sözlü Ankara’ya anlatan ekipte.Bak adam açık açık ne diyor:Maliyet %560 artmış, kur geride kalmış, siparişler %30’a düşmüş, 400 bin istihdam gitmiş.Bunu görmeyen değil, bunu yaşayan biri konuşuyor.Bir de şu var…Yönetim dediğin sihirli değnek değil.Faizi, kuru, enflasyonu İHKİB mi belirliyor?Adamın söylediği şey net:“Bize biraz denge verin, biz bu işi ayağa kaldırırız.”Bugün yapılanlara da haksızlık etmeyelim.25 ticaret heyeti, fuarlar, alım grupları, İFKO gibi 30 yıllık hayalin gerçekleşmesi…Bunlar dururken “hiçbir şey yapılmadı” demek de doğru değil.Değişim olur, olmaz ayrı mesele.Ama sırf “değişsin” diye işi bilen adamı kenara itmek de çok akıl işi değil.Bu sektör lafla değil, tecrübeyle yürür.Paşahan’ın da en büyük gücü orası.

  • yorum avatar
    Mustafa Doğan
    19-03-2026 18:15

    Sıralamaları doğru oluşturumusunuz emeğinize sağlık Bunca zamandır bunu görmeyen bir yönetim ve başkan vekili olarak bundan sonra yapacaklarını sıralayarak söylüyorlar inanmamızı beklemiyorsunuz herhalde olması gereke en kısa zamanda değişimi sağlayarak yeni bir yönetimle yola devam etmeli

  • yorum avatar
    Cihan
    19-03-2026 18:00

    Malatya tekstilde çok kan kaybetti...Sadıkoğlu nun günahı çok...Malatya sanayisi Sadıkoglu döneminde yüzde yirmi küçüldü...

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.