Hedef 100 Milyar... Yolu Açın!
08 Ekim 2026, Perşembe 12:17
İstanbul’da 30 ülkeden 70 AmCham lideri buluştu.
250 küresel CEO aynı çatıdaydı.
TABA-AmCham güçlü bir organizasyona imza attı.
Süleyman Ecevit Sanlı ise kürsüde övgüden çok engelleri konuştu.
Gümrük Birliği.
Transit kotaları.
Vize ve seyahat meselesi.
Türkiye’nin üretim gücünü, Amerika ve Avrupa’nın finans, teknoloji ve inovasyon kapasitesiyle buluşturma ihtiyacı.
Ömer Bolat rakamı verdi.
Geçen yıl Türkiye-ABD ticareti 38,6 milyar dolar.
Bu yıl 43 milyarın aşılması bekleniyor.
.jpeg)
Hedef:
100 milyar dolar.
Aradaki mesafe büyük.
Nutukla kapanmaz.
Mehmet Fatih Kacır da üretim tarafını anlattı.
Türkiye’nin ihracatı 2002’de 36 milyar dolardı.
Bugün 283 milyar dolar.
Küresel imalat sanayiindeki payı iki katına çıktı.
Güneş panelinden ticari araca, tekstilden çeliğe kadar geniş bir üretim tabanı var.
100 milyar dolarlık hedefi besleyecek kapasite burada.
Sanlı’nın işaret ettiği bariyerler hâlâ önümşzde.
Şimdi ölçü başka.
TABA-AmCham 30 ülkeden iş dünyasını İstanbul’da aynı masaya getirdi.
Ama Tezgâhın Sesi’nin hesabı daha kısa:
Kartvizit verildi.
Fotoğraf çekildi.
Peki sipariş?
43 milyardan 100 milyara uzanan mesafe hâlâ orada.
Hedef büyük.
Yolu açın.

İHRACAT KOŞUYOR… TEZGÂH NİYE GERİDE?
Eylül rakamları geldi.
Türkiye’nin ihracatı 25,98 milyar dolar.
Artış:
Yüzde 15,4.
Otomotiv hızlandı.
Kimya büyüdü.
Elektrik-elektronik yukarı çıktı.
Hazır giyime gelince…
Tablo tersine dönüyor.
Eylül ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık yüzde 15 geriledi.
Bir tarafta yüzde 15’i aşan artış.
Öbür tarafta neredeyse aynı oranda kayıp.
Üstelik mesele bir aya mahsus değil.
Hazır giyim 2022’de 21,2 milyar dolar ihracat yapıyordu.
2025’te 16,8 milyar dolara indi.
Avrupa hâlâ ana pazar.
Ama Türkiye’nin oradaki payı da eski yerinde durmuyor.
Sipariş kaybı, fabrikanın maliyet hesabında da kendini gösteriyor.
Kur başka hızda gidiyor.
İşçilik başka.
Finansmanın yükü ağır.
Rakip ülkeler ise fiyatı aşağıda tutuyor.
Mustafa Paşahan’ın bir süredir işaret ettiği sıkıntı da burada düğümleniyor.
Türkiye artık ucuz işçilik üzerinden yarışamıyor.
Hazır giyim için yeni oyun; marka, tasarım, hız, dijitalleşme ve katma değer üzerinden kurulmak zorunda.
Avrupa’ya yakın olmak avantaj.
Kaliteli üretmek avantaj.
Hızlı teslim etmek de.
Ama müşteri siparişi başka ülkeye veriyorsa…
avantaj kâğıt üzerinde kalıyor.
Eylül tablosu bu yüzden düşündürücü.
Türkiye ihracatta yüzde 15,4 büyümüş.
Hazır giyim yaklaşık aynı oranda gerilemiş.
Bir zamanlar ihracatın ön sırasında koşan sektör şimdi geriden geliyor.
Demek ki yalnız tezgâhı değil…
parkuru da konuşmak gerekiyor.

PUSULA HAZIR… SANAYİCİ HAZIR MI?
İSO hazırlığını yaptı.
Tarih:
26 Ekim.
Yer:
Haliç Kongre Merkezi.
Oy pusulası örnekleri de yayımlandı.
2022’ye bakalım.
İSO’nun 22 bini aşkın üyesi vardı.
Oy kullanan sanayici:
Yaklaşık 3 bin 500.
Kabaca…
yüzde 16.
Rakam düşündürücü.
Sanayinin maliyeti burada konuşuluyor.
Finansman, ihracat, rekabet aynı çatının gündeminde.
Seçim günü geliyor…
Üyenin büyük kısmı görünmüyor.
Bunu yalnız sanayiciye yüklemek kolay.
Adnan Dalgakıran ise dönüp odaya da bakıyor.
Üyenin beklentisini ölçmeli.
Nerede bağ koptuysa onu görmeli.
Çünkü aidat, üyeliği gösterir.
Katılım ise aidiyeti.
İSO, seçim için usulü hazırlamış.
Yetki belgesi hazır.
Şartlar belli.
Ama bunların ötesinde daha mühim bir mesele var:
Oda ile sanayici arasındaki bağ.
26 Ekim’de listeler yarışacak.
Komiteler seçilecek.
İsimler öne çıkacak.
Sonra rakamlar gelecek.
Ve İSO’nun önünde yine aynı soru duracak:
Pusula hazır.
Peki sanayici?

İHRACAT KÜÇÜLDÜ… İTHALAT BÜYÜDÜ!
2022’de 377 milyon çift.
2025’te 187 milyon çift.
Aynı dönemde ithalat 43 milyon çiftten 76 milyona çıktı.
Bir tarafta dışarıya sattığımız miktar azalıyor.
Öbür tarafta içeri giren ürün artıyor.
Berke İçten’in verdiği bir başka rakam daha var.
Sektörde istihdam 350 binden 200 bine gerilemiş.
Üretim altyapısı yerinde duruyor.
Ama çalışan sayısı küçülüyor.
Dış ticaret hesabı da değişmiş.
Birkaç yıl önce yaklaşık 550 milyon dolar fazla veren sektör…
bugün yaklaşık 700 milyon dolar açık veriyor.
Üreticinin önündeki yük de hafif değil.
Kur, maliyet artışını karşılamıyor.
İşçilik yükseliyor.
Finansman pahalı.
Hammadde ve enerji de hesabı ağırlaştırıyor.
Rakip ülkeler daha düşük maliyetle fiyat verebiliyor.
İçten’in üzerinde durduğu rekabetçilik kaybı buradan besleniyor.
Türkiye’nin üretim kabiliyeti duruyor.
Ama siparişin adresi değişebiliyor.
Mısır öne çıkıyor.
Bangladeş fiyat avantajı sağlıyor.
Uzak Doğu zaten güçlü.
Sektörün talebi de buna göre şekilleniyor:
Girdi maliyetleri hafiflesin.
İstihdam desteklensin.
İhracatçı yeniden rekabetçi fiyat verebilsin.
377 milyon çift 187 milyona inerken…
ithalat 43 milyondan 76 milyona çıkıyor.
Bir zamanlar fazla veren sektör şimdi açık yazıyor.
Üretim kabiliyeti hâlâ burada.
Ama pazar beklemiyor.
FUAR MERKEZİ BÜYÜYOR… TİCARET DE BÜYÜYECEK Mİ?
İstanbul Fuar Merkezi yeni bir yatırıma hazırlanıyor.
Toplam yapı:
110 bin metrekare.
Bunun 40 bin metrekaresi net sergileme alanı.
Üst katta 11 bin 500 kişilik kongre ve büyük etkinlik kapasitesi.
Şekib Avdagiç’in hesabına göre mevcut kapasite yaklaşık yüzde 40 artacak.
Az değil.
Üstelik ihtiyaç da var.
İFM’de yılda 80’in üzerinde fuar düzenleniyor.
Yaklaşık 25’i uluslararası.
İstanbul’un daha geniş bir fuar alanına ihtiyacı var.
40 bin metrekare daha…
Güzel.
Şimdi üreticinin hesabına bakalım.
Yeni alıcı gelecek mi?
Yeni pazar açılacak mı?
Sipariş artacak mı?
Çünkü fuarın kıymeti yalnız kalabalıkla ölçülmüyor.
Üretici için mesele daha kısa:
Temas kuruldu mu?
İhracata döndü mü?
Avdagiç’in İstanbul’u uluslararası fuar ve kongre merkezi yapma iddiası bu yüzden önemli.
Konum avantajı var.
Ulaşım güçlü.
Şehir zaten uluslararası trafiğin içinde.
Şimdi buna yeni kapasite ekleniyor.
Yatırımın 2028 sonu ya da 2029’un ilk yarısında tamamlanması hedefleniyor.
O gün geldiğinde İFM daha büyük olacak.
Asıl karşılığı ise üreticinin defterinde görülecek.
Salon dolabilir.
Stantlar da.
Son sözü şu yazacak:
Sipariş defteri.
TEZGÂHIN SESİ
Bu hafta hedef konuştuk.
İhracatı, sandığı, rekabeti, fuarı…
Rakamların her biri başka şey söyledi.
100 milyar dolar hedef var.
Hazır giyim geriliyor.
Ayakkabıda ihracat küçülüyor.
İSO’da pusula hazır.
İFM’ye yeni salon geliyor.
Tezgâhın hesabı ise daha kısa:
Hedef, yol ister.
Temsil, katılım ister.
Yatırım, sipariş ister.
Gerisi rakam.
Tezgâh neticeye bakar.
Bereketle kalın.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
Remzi
08-10-2026 17:56Hazır giyimin derdi artık yalnız maliyet yüksekliği değil, Türkiye’nin hangi ligde oynayacağı meselesi. Bangladeş’le fiyat yarışına girersen kaybedersin; İtalya’yla marka yarışına girmeye cesaret edersen başka bir oyun başlar. Yıllarca “ucuz ve kaliteli üretiriz” dedik. Ucuzluk elimizden gidince kalite tek başına yetmedi. Şimdi sektörün önünde tatsız ama gerekli bir tercih var: Ucuzluğun yasını mı tutacağız, pahalı olmanın hakkını mı vereceğiz?
Abdurrahman
08-10-2026 17:54Bu yazıda aslında beş ayrı konu yok, tek bir mesele var: Türkiye üretmek istiyor ama sistem sürekli üreticinin ayağına başka bir bağ bağlıyor. Amerika ile 100 milyar dolar ticaret hedefi koyuyoruz, fakat vize, kota, gümrük ve finansman engelleri önümüzde. İhracat büyüyor diyoruz, hazır giyim küçülüyor. Ayakkabıda üretim kabiliyeti yerinde duruyor ama ithalat büyüyor. İSO seçim hazırlığı yapıyor, sanayicinin sandığa ilgisi zayıf. Fuar alanını büyütüyoruz, fakat sipariş defterinin büyüyüp büyümeyeceği meçhul. Demek ki mesele bina, rakam, hedef ve organizasyon değil; üreticiyi merkeze alan bir iktisat aklı kurabilmek. Türkiye yalnız ihracat yapan değil, kendi markasını, teknolojisini, finansman modelini ve pazar gücünü kuran bir ülke olmak zorunda. Aksi halde salon büyür, istatistik büyür, hedef büyür; sanayici küçülür. Asıl tehlike de budur.
Erkan E.
08-10-2026 17:51Bence Süleyman Ecevit Sanlı’nın konuşmasındaki en önemli taraf 100 milyar dolar hedefini tekrar etmesi değil, o hedefin önündeki somut engelleri masaya koyması. Çünkü iş dünyası artık slogan değil, yol haritası istiyor. Vize sorunu çözülmeden, transit kotaları gevşemeden, finansmana erişim kolaylaşmadan “ticareti büyütelim” demek eksik kalır. Bana göre burada TABA-AmCham’a düşen asıl görev, bu başlıkları zirve konuşması olarak bırakmamak; hangi engelin ne zaman, hangi kurumla çözüleceğini takip etmektir. 100 milyar dolar hedefi ancak böyle gerçek bir programa dönüşür. Selametle…