İstanbul
15 Ekim, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    49.42
  • EURO
    55.58
  • ALTIN
    6579.8
  • BIST
    12118.29
  • BTC
    80437.367$

Türkiye'nin Yeni Rekabet Gücü Ucuz İş Gücü Değil, Nitelikli İnan ve Teknoloji Olacak

Türkiye'nin Yeni Rekabet Gücü Ucuz İş Gücü Değil, Nitelikli İnan ve Teknoloji Olacak
İstanbul Sanayi Odası seçimlerine adaylığını açıklayan Dalgakıran Kompresör Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, Türkiye’nin yeni bir sanayi hikâyesine ihtiyaç duyduğunu söyledi.  Türkiye’de neyi üretelim yerine nasıl üretelim kısmının konuşulması gerektiğine dikkat çeken Dalgakıran, “Çin’de bir firma yılda 1 milyon adet üretiyorsa, siz aynı üründen Türkiye’de 5 bin adet üreterek onunla rekabet edemezsiniz. Bu nedenle küçük şirketlerin birleşmesini ve ölçek kazanmasını sağlayacak mekanizmalar dahil pek çok yeni yapıyı tartışmamız gerekiyor” diye konuştu. 

Kompresör alanında yaptığı üretimle Türkiye’nin köklü firmaları arasında yerini alan Dalgakıran Kompresör’ün Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, Türkiye sanayisinin yeni bir hikâyeye ihtiyaç duyduğunu söyledi.  

İstanbul Sanayi Odası seçimleri için adaylığını açıklayan Adnan Dalgakıran, Gazeteci Murat Çetin’e, sanayiden rekabet koşullarına, Çin ve ABD’nin rekabetinin Türkiye’ye yansımalarına kadar pek çok soruya samimi açıklamalar yaptı. 

“Ucuz iş gücü avantajımızı kaybettik”

Türkiye’nin yeni bir sanayi hikâyesine ihtiyacı olduğunu söylüyorsunuz. Geçmişte Türkiye’nin önemli rekabet avantajlarından biri düşük iş gücü maliyetiydi. Bugün ise maliyetler Avrupa seviyelerine geldi. Eski üretim modeli tükendiyse yeni sanayi modelimiz ne olmalı?

Teknolojinin hızla değişmesiyle üretim biçimleri ve ekonomik dengeler dönüşüyor. Korumacılığın arttığı, ABD ve Avrupa’da yerli üretimin öne çıktığı bu dönemde klasik ihracat modeli de değişiyor.

Türkiye’nin geçmişteki sanayi avantajları olan genç nüfus ve düşük iş gücü maliyetleri son yıllarda hızla zayıfladı. Bu nedenle sanayi stratejimizi teknoloji, dijitalleşme, inovasyon, ölçek ekonomisi ve ham maddeye erişim üzerine yeniden kurmamız gerekiyor. Çin’de yılda 1 milyon adet üreten firmayla 5 bin adet üretimle rekabet edilemez; küçük şirketlerin birleşerek ölçek kazanmasını sağlayacak mekanizmalara ihtiyaç var.

Türkiye’nin kapsamlı bir sanayi stratejisi için devlet, iş dünyası ve akademinin ortak çalışma yürütmesi gerekiyor.

“İşçi aldığı ücretten memnun değil, sanayici ödediği maliyetten”

Japon ortağınız size “Türkiye’ye ne oldu da maliyetler Japonya ile aynı noktaya geldi?” diye sormuş. İşçi aldığı ücretten memnun değil, sanayici ödediği maliyetten memnun değil. Bu paradoks nasıl çözülecek?

Japon bir şirketle teknolojik bir ürün üretmek üzere kurduğumuz ortaklıkta, o dönemde Türkiye’nin iş gücü maliyetleri nedeniyle rekabetçi bir ürün ortaya koyacağımızı düşünüyorduk. Ancak maliyetlerin hızla değişerek Japonya’ya yaklaşmasıyla yatırımı yeniden değerlendirmek zorunda kaldık.

Çünkü rekabetçilik yalnızca iş gücü maliyetine değil, üretim ekosisteminin tamamına bağlı. Makineyi çok iyi tasarlayıp üretebilirsiniz ancak ham maddeye rakip ülkelerden daha pahalı ulaşıyorsanız ürün rekabetçi olmaktan çıkabilir. Örneğin bir ürünün gövde dökümü Çin’de 1,8 dolar, Japonya’da 2,4 dolar, Türkiye’de 5 dolarsa teknolojik bir ürün üretmek tek başına yeterli değildir.

Artık “Neyi üretelim?” sorusundan çok, “Nasıl üretelim?” sorusuna odaklanmamız gereken bir döneme giriyoruz.

“Soru artık ‘hangi işlerden çıkmalıyız?’ olmamalı”

Seri üretim alanlarında rekabet şansımızın neredeyse kalmadığını, Çin’in öne çıktığını söylüyorsunuz. Buna karşılık niş, teknolojik ve mühendislik yoğun ürünleri öne çıkarıyorsunuz. Türkiye bundan sonra ne üretmeli, hangi alanlardan çıkmalı?

Çin, seri üretimde dünyanın fabrikası haline gelirken, dünyadaki robotların yüzde 52’si Çin fabrikalarında çalışıyor. Çin mevcut üretim modelini dönüştürürken, dünyada iki farklı anlayışın rekabeti öne çıkıyor: Çin’in planlı ekonomik modeli ve ABD’nin yaratıcı sınıfa dayalı yapısı. Avrupa ise bu rekabette geride kalıyor.
Robotların iş gücü maliyetini büyük ölçüde ortadan kaldırdığı yeni üretim modelinde ülkelerin sorması gereken soru, “Hangi teknolojileri kullanarak üretirsem başarılı olurum?” olmalı. Bu süreçte nitelikli insan kaynağına sahip ülkeler öne çıkacak.

“Türkiye benden daha iyi girişimciler yetiştirmeli”

Türkiye’nin benden daha iyi girişimciler yetiştirmesi gerekiyor. Benden daha iyi girişimciler…

O zaman ekosistem önem kazanacak.
Çünkü şu soruya cevap vermek zorundayız:
Bir Alman’a göre farkımız ne? Çinliye göre farkımız ne? Amerikalıya göre farkımız ne?
Bunun için de devasa bir karşılaştırma, yani benchmark çalışması yapmalıyız. Türkiye’nin rakiplerine göre nerede olduğunu bütün parametreleriyle ortaya koymalıyız.
Bunun tek bir sihirli reçetesi yok. Bu tartışmaya gerçekten girmemiz gerekiyor.

“Sanayisizleşme diye bir kavram bizim için düşünülemez”

Sanayinin milli gelirdeki payının yüzde 17’ye gerilediğini, imalat sanayinin uzun süredir küçüldüğünü ifade ettiniz. Bunları Türkiye için bir sanayisizleşme alarmı olarak mı görüyorsunuz?

“Erken sanayisizleşme” kavramını kim ortaya attıysa bence yanlış bir kavram.
Bağımsızlığını, ekonomik gücünü ve refahını artırmayı düşünen bizim gibi ülkeler açısından sanayisizleşme düşünülebilecek bir şey değil.
Sanayiyi gelişmiş ülkelerden de kaldırın, orada hiçbir şey kalmaz.
Geçmişte gelişmiş ülkeler önce sanayilerini büyüttü, ardından hizmet sektörü gelişti. Bugün hizmet sektörünün çok hızlı geliştiği yerlerde sanayinin gelişmesi de baskılanabiliyor. Çünkü iş gücü maliyetleri çok hızlı yükseliyor.
Sanayi ve hizmet sektörü birbirinden bağımsız değil. Sanayi hizmet sektörünü geliştiriyor, hizmet sektörü de sanayiye katkı sağlıyor.

“Sanayide bir yangın var”

Geleceğe yönelik planlama yaparken bir yandan da sanayideki yangını kontrol altına almamız gerekiyor. Bunun için en önemli araçlardan biri piyasa denetimi ve gözetimi.
Türkiye’nin yaklaşık 400 milyar dolarlık ithalatının yüzde 10’unun standartlara uygun olmadığını düşünürsek, bunun önlenmesi 40 milyar dolarlık bir kaynak yaratabilir. İçeride kayıt dışı veya kalitesiz üretimin de aynı mekanizmalarla engellenmesiyle 40 milyar dolar daha kazanılabilir. Böylece Türk sanayisinin güçlenmesi için yaklaşık 80 milyar dolarlık ilave kaynak ortaya çıkabilir.
Serbest piyasa ekonomisinde rekabet gücü olmayan şirketlerin elenmesi gerekiyor. Bu şirketleri sürekli ayakta tutmaya çalışmak, sağlıklı şirketlerin de rekabet gücünü aşındırır.

“Teşvik tek başına dönüşüm sağlamaz”

Teşvik sistemine ciddi itirazlarınız var. “Rakibiniz daha ucuza üretiyorsa teşvik verseniz de rekabet edemezsiniz” diyorsunuz. Siz karar verici olsaydınız nasıl bir model kurardınız?

Teşvik tek başına dönüşüm sağlamaz.
Öncelikle üretimde rekabet gücünün olması gerekiyor. Eskiden iş gücü maliyetlerimizin daha uygun olduğunu söylüyorduk. Bu avantaj ortadan kalktı. O zaman şu soruyu sormalıyız:
Biz bundan sonra rakiplerimizle neden rekabet edebileceğiz? Üstünlüğümüz ne olacak?
Rakibiniz Çin’de yüzde 3 faizle kredi kullanırken siz Türkiye’de yüzde 40 faizle kredi kullanıyorsanız, gerisini teşvik olarak konuşmanın çok fazla anlamı kalmıyor.

“Önce iğneyi kendimize batırmalıyız”

İş dünyası örgütlerinin de kendisini sorgulaması gerekiyor.
Kamu kurumlarında verimsizlikten söz ediyoruz. “Buralar verimsiz çalışıyor” diyoruz.
Kendi kurumlarımız konusunda öz eleştiri yapıyor muyuz?
Önce iğneyi kendimize batırmamız gerekiyor.

“Bugünün Türkiye’sinde sanayi yatırımı yapmak cazip değil”

Bütün birikiminiz elinizde, fabrikanız yok. Önünüze sermayeyi koyuyorlar ve “Türkiye’de yeniden yatırım yap” diyorlar. Bugünün Türkiye’sinde yeniden fabrika mı kurarsınız, başka bir şey mi yaparsınız?

Bugünün Türkiye’sinde yüksek faiz ve enflasyon ortamı nedeniyle sanayi yatırımı yapmak cazip değil. Faiz ve enflasyon normalleşse bile eski anlayışlarla yatırım yapmak artık mümkün değil.
Yeni dönemde nitelikli insan gücü yatırımlarda çok daha belirleyici olacak. Yatırımcılar, sermayenin yanında bilgi ve yetkinliğe sahip insanlarla birlikte yeni alanlar oluşturmak zorunda. Bu süreçte özellikle orta ve küçük ölçekli şirketlerde, nitelikli çalışanları işin parçası haline getiren performansa dayalı ortaklık modellerinin gelişmesi bekleniyor.
Ortaklık kültüründeki sorunlar ve şirketlerin üçüncü nesle ulaşamadan dağılması da yeni girişimcilik modellerini zorunlu kılıyor. Bu nedenle dünyada gelişen yeni alanlara yatırım yapmak giderek daha doğru bir seçenek haline geliyor.

“İSO’DA A’DAN Z’YE DEĞİŞİM”

Adnan Dalgakıran, İstanbul Sanayi Odası başkanlığına yeniden adaylığını yalnızca bir yönetim değişikliği olarak görmediğini belirterek, İSO’nun kendi işleyişinden başlayarak kapsamlı bir yenilenme sürecine girmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Seçim mesajının merkezinde hız, verimlilik ve çözüm gibi üç kavrama işaret eden Dalgakıran, sanayicinin sorunlarının doğru zamanda doğru mercilere aktarılması, çözümün takip edilmesi ve İSO’nun kendi verimliliğini de sorgulaması gerektiğini savunuyor. İSO’ya yönelik öz eleştiri çağrısı da yapan Dalgakıran, iş dünyası örgütlerinin kamu kurumlarındaki verimsizliği eleştirirken kendi kurumlarının verimliliğini yeterince sorgulamadığını ifade ediyor. 

BAŞKAN OLURSA İLK NE YAPACAK?

Dalgakıran’ın İSO için öncelik sıralaması
1. Sanayideki “yangına” müdahale:
Sanayicinin bugün yaşadığı acil sorunlara yönelik hızlı tedbirler.
2. Piyasa denetimi ve gözetimi:
Dalgakıran, piyasa denetim ve gözetiminin daha etkin ve hızlı çalışmasını istiyor.
3. Sanayicinin sorununda hız:
Üyelerin sorunlarının doğru makamlara hızla aktarılması.
4. Çözümün takibi:
İSO’nun yalnızca sorunu ileten değil, çözümün sonucunu takip eden bir yapıya dönüşmesi.
5. Kamu ile güven ilişkisi:
Bürokrasi, siyaset ve iş dünyası örgütleri arasında daha açık, samimi ve karşılıklı güvene dayalı bir iletişim kurulması.
Bu yaklaşım röportajdaki “iletişim kanallarının çok büyük bir süratle gerçekleşmesi ve bunların çözüme ulaşıp ulaşmadığının takibi” vurgusuna dayanıyor.

KAYNAK: PLUSONE BUSINESS DERGİSİ

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!