İstanbul
09 Eylül, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    27.04
  • EURO
    29.77
  • ALTIN
    1668.5
  • BIST
    7424.96
  • BTC
    29384.05$

Türkiye Tekstil ve Hazır Giyim Rekabetinde Rakip Ülkelerin On Puan Gerisinde Kaldı

Türkiye Tekstil ve Hazır Giyim Rekabetinde Rakip Ülkelerin On Puan Gerisinde Kaldı
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), yüksek faiz, ücret artışları ve kur-maliyet makası nedeniyle tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşanan rekabet gücü kaybına dikkat çekerek bütünleşik bir sanayi politikası çağrısında bulundu.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), sektörün rekabet gücündeki kayba dikkat çekerek üretim, istihdam, teknoloji, finansman ve marka politikasını tek çatı altında toplatacak bütünleşik bir sanayi politikası çağrısı yaptı. Yüksek faiz, ücret artışları ve kur-maliyet makasının rekabet gücünü aşındırdığını belirten TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, Türkiye'de sanayicinin sermayesini korumak için yüzde 13,6 FAVÖK üretmesi gerektiğini, rakiplerde bu oranın yüzde 3,6 olduğunu söyleyerek, “Daha üretime başlamadan 10 puan gerideyiz” dedi. TGSD Müşterek Başkanları Toygar Narbay ve Dr. Ümit Özüren, mevcut desteklerin istihdam çıkışını durdurmaya yetmeyeceğini, önlem alınmaması halinde istihdam sızıntısının süreceğini ifade etti.

Hazır giyimde maliyetlerin yaklaşık yüzde 40’ını büyük ölçüde döviz bazında fiyatlanan girdilerin oluşturduğunu belirten Narbay, kalan yüzde 60’ın ise işçilik, enerji, finansman ve genel giderler başta olmak üzere Türkiye’de oluşan maliyetlerden meydana geldiğini, yüksek yerli katma değer oranının mevcut kur-maliyet makası nedeniyle rekabetçiliği olumsuz etkilediğini vurguladı.

ON MİLYAR DOLARLIK KAPASİTE KAYBEDİLEBİLİR

2022-Ağustos 2026 döneminde ücretlerin 5,1, finansman maliyetlerinin 4,1, enflasyonun 3,8 katına çıktığını, buna karşılık döviz paritesindeki artışın 2,6 katta kaldığını belirten Narbay, bu farkın sektörün dolar bazındaki maliyetlerinde yaklaşık yüzde 30 artışa yol açtığını söyledi. Yerli maliyet oranı yüksek diğer ihracatçı sektörlerin de benzer baskıyla karşı karşıya olduğunu kaydetti.

Maliyet baskısının üretim ve istihdama da yansıdığını savunan Narbay, 2022-2026 döneminde tekstil ve hazır giyimde 364 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını söyledi. Sektörün makine yatırımlarının yaklaşık 6-6,5 milyar dolar, bina yatırımlarıyla birlikte toplam yatırım stokunun ise 10 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirten Narbay, üretimdeki daralmanın mevcut kapasitenin kaybedilmesi riskini artırdığını ifade etti.

“YÜZDE 13,6 FAVÖK ÜRETEN SANAYİCİ YOK”

Sanayinin önündeki en önemli sorunlardan birinin finansman maliyetleri olduğunu dile getiren Narbay, mevcut faiz koşullarında Türkiye’deki işletmelerin sermayelerini koruyabilmek için yüzde 13,6 FAVÖK üretmesi gerektiğini söyledi. Düşük enflasyon ve faiz ortamında çalışan rakip ülkelerde bu oranın yüzde 3,6 civarında olduğunu belirten Narbay, yaklaşık 10 puanlık farkın Türk ihracatçısını daha üretime başlamadan dezavantajlı hâle getirdiğini savundu.

Toygar Narbay, “Yüzde 13,6 FAVÖK ile çalışan sanayici olmadığına göre işletmeler sermayelerini kaybediyor veya borçluluklarını artırıyor” diyerek, yüksek risksiz finansal getirilerin sermayenin üretime yönelmesini de zorlaştırdığını dile getirdi.

“ÜCRET 11 KAT, KUR 6,5 KAT ARTTI”

TGSD’nin çalışmasına göre 2020-2026 döneminde ücretler yaklaşık 11 kat, tüketici fiyatları 9 kat artarken döviz kurundaki yükseliş 6,5 katta kaldı. Kurun enflasyonu kontrol altında tutmak amacıyla baskılanmasının üretim üzerindeki sonuçlarının da dikkate alınması gerektiğini savunan Narbay, “Ücretler 11 kat arttı ancak çalışanların refahında aynı ölçüde bir artış oluşmadı. Buna karşılık sanayinin rekabet gücü zayıfladı” dedi.

Narbay, Avrupa’nın düşük ve orta teknolojili üretimi üçüncü ülkelere kaydırmasının uzun vadede üretim ekosistemini zayıflattığını savundu. Türkiye’nin benzer bir sürece girmemesi için mevcut üretim kapasitesinin korunması gerektiğini aktardı.

23 ÜLKE ARASINDA MALİYETTE 18’İNCİ SIRADA

TGSD’nin Türkiye’nin rekabet gücünü ölçmek amacıyla 23 rakip üretici ülkeyi sekiz ana ve 21 alt parametre üzerinden karşılaştırdığını belirtilen Narbay, mevcut maliyet yapısıyla Türkiye’nin 23 ülke arasında 18’inci sırada yer aldığını söyledi. Maliyet rekabeti yerine üretim kabiliyeti, erişim ve yaratılan değerin öne çıkarıldığı bir model uygulanması hâlinde ise Türkiye’nin ilk sıraya kadar yükselebileceğini savundu.

Nüfus artışındaki yavaşlamanın da sanayi için yapısal risk olduğunu belirten Narbay, geçmişte yılda yaklaşık 1 milyon kişi artan nüfusta son dört yıllık ortalamanın yaklaşık 350 bine gerilediğini söyledi. Bunun 14-15 yıl sonra çalışma hayatına girecek nüfusu etkileyeceğini kaydeden Narbay, “Bugün planlayarak yapmadığımız şeyi yarın refleksle yapmak zorunda kalırız” dedi.

YENİ SANAYİ POLİTİKASI ÇAĞRISI VE YOL HARİTASI

Türkiye’nin sanayi politikası açısından yol ayrımında olduğunu söyleyen Narbay, mevcut eğilimin sürmesi hâlinde üretim kapasitesinde daralma, kalıcı pazar kayıpları ve istihdam sızıntısının devam edebileceğini belirtti. TGSD’nin yol haritasında kısa vade 2026-2028 dönemini kapsayan “stabilizasyon”, orta vade “değişim ve dönüşüm”, uzun vade ise “Türkiye Markası” olarak tanımlanıyor.

Kısa vadeli öneriler arasında net ihracata yüzde 10 döviz dönüşüm desteği, iş gücü desteklerinin bölgesel gelişmişlik seviyesine göre artırılması ve finansmana erişimin kolaylaştırılması bulunuyor. Orta vadede üretimin ürün segmentlerine göre yeniden konumlandırılması öneriliyor. Buna göre lüks ürünlerin Batı bölgelerinde, premium segmentin Orta Anadolu’da, orta segmentin Doğu Anadolu’da, ekonomik ürünlerin ise sınır bölgelerindeki üretim havzalarında üretilmesi öngörülüyor. TGSD ayrıca teşviklerin tek merkezden ve ortak bir sistem üzerinden yürütülmesini talep ediyor.

19. İSTANBUL HAZIR GİYİM KONFERANSI'NDA MADE IN TÜRKİYE DAMGASI

TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren, 13-14 Ekim'de "Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye" temasıyla düzenlenecek 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı'nda rekabet gücü, yeni pazarlar, sürdürülebilirlik, yapay zekâ, dijitalleşme ve üretim teknolojilerinin ele alınacağını söyledi. Özüren, “Made in Türkiye” kavramını inovasyon, teknoloji, tasarım, lojistik ve marka gücüyle yeniden tanımlamayı hedeflediklerini belirtti.

KAYNAK: EKONOMİM

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!