© TEK STİL DERGİ

Murat ÇETİN / Erdal Bahçıvan Aday Olmayacak!

Murat ÇETİN yazdı.

İSO’da hesabı herkes 2022’den açıyordu.

Erdal Bahçıvan:
74.
Adnan Dalgakıran:
56.

Aradan dört yıl geçti.

Bu defa Dalgakıran beklemedi.

Sahaya erken indi.

Bahçıvan’ın yeniden aday olacağına ise neredeyse kesin gözüyle bakılıyordu.

Derken…

Ender Yılmaz çıktı.

İSO’nun mevcut Meclis Başkanı, Yönetim Kurulu Başkanlığına adaylığını açıkladı.

Buradan sonrası resmî açıklama değil.

Kulis.

Hem de güçlü kulis.

Aldığım bilgi net:

Erdal Bahçıvan aday olmayacak.

Ender Yılmaz’ı destekleyecek.

Sebep?

Orası biraz karışık.

“On üç yıl yeter” diyen var.

“Dalgakıran sahayı erken tuttu” diyen var.

“Seçim hesabını gördü” diyen de.

İSO koridorlarında daha ağır bir ihtimal de konuşuluyor:

Kararın yalnız sandık hesabıyla alınmadığı…

Bahçıvan’ın önüne seçimden önce başka bir hesabın konulduğu söyleniyor.

Doğru mudur?

Bugün elimde bunu belgeleyen bir evrak yok.

O yüzden kulisi kulis olarak yazıyorum.

Ama iş dünyasında her mesaj yazıyla gelmez.

Bazen telefon çalmaz.

Tebligat çıkmaz.

Kimse açık açık bir şey söylemez.

Mesaj yerine ulaşır.

Muhatap da ne denildiğini anlar.

Şimdilik bildiğimiz şu:

2022’nin rövanşı beklenirken Dalgakıran’ın karşısındaki isim değişiyor.

Bahçıvan’ın koltuğuna artık Ender Yılmaz talip.

Fakat Bahçıvan adaylıktan çekilse de seçimden çekilmiş sayılmaz.

Çünkü koltuğa oturmayabilirsiniz…

Kimin oturacağını etkilemeye devam edebilirsiniz.

Bahçıvan’ın bundan sonraki ağırlığı da tam burada ölçülecek.

Koltuğu bırakıyor olabilir.

Sandığı henüz bırakmış görünmüyor.

KOLTUKTAN ÖNCE İSO’NUN İŞİ!

Adnan Dalgakıran’ın İSO’ya itirazı koltuktan başlamıyor.

İşleyişten başlıyor.

Kur baskılı.

Faiz yüksek.

Finansman pahalı.

Maliyet ağır.

Bunları sanayici biliyor.

Esnaf biliyor.

Sokağa çıkıp ilk dükkâna sorsanız o da biliyor.

20–25 milyon dolarlık bütçesi olan bir kurumun işi, herkesin bildiği sıkıntıları tekrar tekrar kürsüden okumak olamaz.

Hastalığı biliyoruz.

İSO’dan reçete bekleniyor.

Dalgakıran’ın tarif ettiği oda daha hızlı olacak.

Takip edecek.

Sonuç isteyecek.

Sanayicinin dosyası koridorlarda yaşlanmayacak.

Doğru makama ulaşacak.

“İlettik.”

denilip kenara bırakılmayacak.

Sonucu sorulacak.

Çünkü sanayiciyi dinlemek elbette kıymetli.

Ama yalnız dinlemekle iş bitmiyor.

Kahvede de dinliyorlar.

Odanın farkı, kapı açmasıdır.

Dalgakıran’ın bir başka itirazı da iş dünyasının kendi içine.

Ankara’ya dönüp:

“Verimsizsin.”

demek kolay.

Peki odalar?

Birlikler?

Meslek örgütleri?

Onların verimliliğini kim ölçecek?

Dalgakıran burada iğneyi önce kendi tarafına batırıyor.

Kurumunu düzelt.

İşleyişini hızlandır.

Üyene ne kattığını ölç.

Sonra Ankara’nın karşısına geç.

Çünkü başkasına tuttuğun aynada…

Kendi yüzün de görünür.

Bu yüzden adaylığını sıradan bir koltuk değişikliğinden daha geniş tarif ediyor.

İSO’nun A’dan Z’ye yeniden ele alınmasını istiyor.

Sanayici de zaten nutuk aramıyor.

Sonuç arıyor.

Dosyası nereye gitti?

Kim takip etti?

Ne çözüldü?

Bunu bilmek istiyor.

Dalgakıran’ın iddiası da burada:

Başkan olmak kadar, İSO’nun çalışma biçimini değiştirmek.

...

YAZININ DEVAMI BURADA 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER