© TEK STİL DERGİ

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan Sanayicinin Oksijeni Finansmandır Diyerek Acil Kredi Paketi Çağrısında Bulundu

İstanbul Sanayi Odası (İSO) haziran ayı meclis toplantısında kamu bankalarının genel müdürleriyle bir araya gelen İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, sanayicinin finansmana erişimde ciddi ölçüde oksijensiz kaldığını belirterek somut adımlar atılması ve özel bir kredi paketinin ivedilikle hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisinin haziran ayı olağan toplantısı “Sanayiye Sahip Çıkmak, Türkiye’ye Sahip Çıkmaktır Anlayışı Eşliğinde Sanayimizin Finansman Sorununu ve Çözümü Kamu Bankalarımızla Birlikte Değerlendirmek” ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. İSO Meclis Başkan Yardımcısı Yüksel Özyurt’un başkanlık ettiği, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıda BloombergHT Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen’in moderatörlüğünde Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Alpaslan Çakar, Vakıfbank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Osman Arslan, Halkbank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Recep Süleyman Özdil ve Türk Eximbank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Ali Güney gündeme yönelik değerlendirmelerini paylaştı. T.C. İstanbul Valisi Davut Gül ve T.C. Beyoğlu Kaymakamı A. Atakan Atasoy, İSO Yönetim Kurulu Üyeleri ve İSO Meclis Üyeleri’nin yer aldığı Meclis toplantısını basın mensupları da ilgiyle takip etti.  

YÜKSEK FAİZ VE AŞIRI TEMİNAT TALEPLERİ ÜRETİCİYİ ZORLUYOR

İSO haziran ayı Meclis toplantısını açan İSO Meclis Başkan Yardımcısı Yüksel Özyurt, ana gündem maddesine ilişkin yaptığı konuşmada üyelerin son dönemde finansmana erişim konusunda yaşadığı zorluklara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Üyelerimiz, özellikle son dönemde finansmana erişim konusunda zorlandıklarını ifade ediyor. Geldiğimiz noktada manyak üyemiz, bankaların krediyi ya çok pahalı verdiğini ya da hiç vermediğini sıkça dile getiriyor. Yüksek faiz oranları, kısa vadeli krediler ve aşırı teminat talepleri, üretim yapan firmalarımızı oldukça zorluyor. Elbette bankaların da kendi risk kuralları ve regülasyonları var. Bunu anlayışla karşılıyoruz. Ancak şunu juga biliyoruz ki kamu bankaları bu ekosistem içinde farklı bir misyona sahiptir. Kamu bankaları olarak sizlerden beklentimiz; piyasa koşullarını dikkate almakla birlikte, üretimi ve istihdamı önceleyen esnek ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergilemenizdir. Piyasanın zaman zaman almaktan kaçındığı riskleri, ülke menfaatleri için üstlenmenizi, sizlerden beklenen en önemli görevlerden biri olarak görmek istiyoruz. Üyelerimiz, kamu bankalarının özel bankalardan çok da farklı davranmadığı yönünde bir algıya kapıldıklarını söylüyorlar. Bu algının doğru olup olmadığını sizlerden dinlemek istiyoruz. İhracatçılarımız, döviz işlemlerinde ve dış ticaret finansmanında limit sorunları yaşadıklarını belirtiyor. Firmalarımız; döviz alım-satım işlemlerinde ve dış ticaret finansmanında artan maliyetler ve sınırlı limitler nedeniyle rekabet güçlerini kaybetme endişesi taşımaktadır. Sadece KOBİ’lerimiz değil, büyük işletmelerimiz de işletme sermayesi ihtiyacını karşılamakta güçlük çekmektedir. Yeniden yapılandırma talepleri ise bazen katı prosedürler sebebiyle sonuçsuz kalabilmektedir. Bu sıkıntıları sadece şikâyet olarak iletmek istemiyorum. Aksine, sizlerle iş birliği içinde çözüm yolları aramak için buradayız. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki geçmişte, pandemi döneminde ve deprem felaketlerinde kamu bankalarımızın dayanışma içinde olduğunu açık şekilde gördük. Şimdi de dezenflasyon ve ekonomik dengelenme sürecinin sonucu olarak artan maliyetlerle zorlanan sanayicimizin yanında olmanız gerektiğini söylemek istiyorum. Bu desteği sağlayacağınıza yürekten inanıyorum.”

SANAYİCİNİN OKSİJENİ FİNANSMANDIR

Açılış konuşmasını gerçekleştirmek üzere kürsüye davet edilen İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, üretimin zayıfladığı bir ekonomide dengeli bir kalkınmanın mümkün olamayacağını belirterek şu cümleleri kaydetti: “Bu çerçevede üretim hayatımızın ihtiyaçlarını kamuoyuyla ve karar alıcılarla paylaşmaya, sanayicimizin sesini duyurmaya, çözüm önerileri geliştirmeye ve nitelikli üretimi destekleyen politikalara katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tam bu noktada sanayimiz adına önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sanayicilerimiz için çok özel bir kredi paketine ivedilikle ihtiyaç duyuyoruz. Bu konuda gerekli adımların vakit kaybedilmeksizin atılmasını tüm sanayicimiz adına talep ediyoruz. Sanayicinin oksijeni finansmandır. Ve geldiğimiz noktada sanayicimizin ciddi ölçüde oksijensiz kaldığını görüyoruz. Üretmeye devam eden, istihdam yaratan, ihracat yapan ve ülkesine katma değer kazandıran sanayi kuruluşlarımız; yüksek finansman maliyetleri, krediye erişimde yaşanan güçlükler ve artan mali yükler karşısında adeta nefes almakta zorlanmaktadır. Bugün sektörümüzün ihtiyacı yalnızca iyi niyetli temenniler değildir. Sanayinin yeniden nefes almasını sağlayacak somut, etkili ve sonuç odaklı adımlara ihtiyaç duyuluyor. Çünkü oksijensiz kalan bir insan nasıl yaşamını sürdüremezse, finansmana erişemeyen bir sanayinin de yatırım yapması, üretimini geliştirmesi, teknolojiye yönelmesi ve küresel rekabette güç kazanması imkânsız. Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız: Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi, kalıcı refahı, nitelikli istihdamı ve küresel rekabet gücü ancak güçlü bir sanayi yapısıyla mümkündür. Üretimin zayıfladığı, yatırımların ertelendiği, teknolojik dönüşümün yavaşladığı ekonomide sağlıklı ve dengeli bir kalkınmadan söz edemeyiz. Üretimden uzaklaşan değil; üretimi teknolojiyle, verimlilikle, ihracatla, yeşil ve dijital dönüşümle güçlendiren bir kalkınma anlayışını stratejik önceliğimiz olarak görmek zorundayız. Ülkemiz sanayisinin geleceği konusunda duyarsız kalınırsa, özellikle geleneksel sektörlerimiz desteklenmek yerine kaderine terk edilirse bu Türkiye için çok ciddi sorunlar üretir. İşte bu sebeple biz İstanbul Sanayi Odası olarak ‘Sanayiye Sahip Çıkmak, Türkiye’ye Sahip Çıkmaktır’ diyoruz.”

REESKONT KREDİLERİNDEKİ LİMİTLER YÜKSELTİLMELİDİR

Konuşmasının devamında sermaye piyasalarının ve alternatif finansman araçlarının önemine değinen Bahçıvan, Türk Eximbank kredilerinde yaşanan aksaklıkları vurgulayarak şunları söyledi: “Özellikle; özel sektör tahvilleri, girişim ve büyüme sermayesi fonları, menkul kıymetleştirme uygulamaları önümüzdeki dönemde daha fazla kullanılmalıdır. Bu noktada kamu bankalarının öncü ve katalizör rol üstlenmesi mümkündür. İzninizle burada bir parantez daha açmak istiyorum. Türk ihracatçısının zorlu küresel koşullarda en önemli destekçilerinden birisi şüphesiz ki Türk Eximbank tarafından sağlanan reeskont kredileridir. Ancak bu kredilerde limit, teminat ve peşin faiz uygulaması gibi sorunlar devam etmektedir. Özellikle günlük limitlerin düşük kalması ve firma başına kullanımın 60 milyon TL ile sınırlı olması; ihtiyaç duyulan kredilere erişimi 5-6 aya kadar geciktirmekte, bu da sanayicileri çok daha yüksek maliyetli, banka ve banka dışı farklı kredi kaynaklarına yöneltmektedir. Bu nedenle, günlük limitlerin yükseltilmesi ihracatçılarımıza çok önemli bir destek sağlayacaktır. Firmalar, faizini zaten peşin ödedikleri riskin yüzde 100 kadar fazlasına karşılık gelen bir teminat mektubu vermek zorunda kalıyor. Adeta boşluğa verilen bu teminat, hem teminat mektubu komisyon masrafının aşırı düzeyde artmasına hem de firmaların teminat limitlerinin yok yere azalmasına neden oluyor. Sonuç olarak Türk sanayisinin bugün ihtiyacı olan sadece daha uygun maliyetli kredi değil, bunun yanı sıra ve bundan daha önemli olarak; daha uzun vadeli sermaye, daha derin sermaye piyasaları, bankacılık sistemi ile entegre çalışan yeni nesil finansman araçlarıdır. Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşabilmek için sanayi, finans ve kamu politikalarının aynı stratejik vizyon etrafında buluşması da gerekmektedir.”
 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER