<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>TEK STİL DERGİ</title>
        <link>https://www.tekstildergi.com/</link>
        <description>TEKSTİL GÜNDEMİ TEK ADRESTE</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Rakibinin Adını Vermedi... Tarifini Verdi</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/rakibinin-adini-vermedi-tarifini-verdi-24</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/rakibinin-adini-vermedi-tarifini-verdi-24</guid>
                <description><![CDATA[Rakibinin Adını Vermedi... Tarifini Verdi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Basın açıklaması sırasında ben de<strong> Adnan Dalgakıran’</strong>a sordum:</p>

<p>“Rakibiniz Ender Yılmaz mı, yoksa 13 yıldır oluşmuş sistem mi?”</p>

<p>İsme girmedi.</p>

<p>Ender Yılmaz için:</p>

<p>“Arkadaşım.”</p>

<p>dedi.</p>

<p>Erdal Bahçıvan’a teşekkür etti.</p>

<p>Sonra güldü:</p>

<p><strong>“Odakule’de gömü mü var da birbirimizi yiyeceğiz?”</strong></p>

<p>Gömü yok.</p>

<p>Ama kat var.</p>

<p><strong>18. kat.</strong></p>

<p>Dalgakıran’ın söylediğine göre Meclis üyelerinin yüzde 80’i yönetimin bulunduğu kata çıkamıyor.</p>

<p>Kendi ifadesiyle:</p>

<p><strong>“Öyle bir oda olur mu kardeşim?”</strong></p>

<p>Kartlı geçiş kalkacak.</p>

<p>Meclis üyesi yönetime ulaşacak.</p>

<p><strong>Karar mekanizmasındaki ağırlığı da artacak.</strong></p>

<p>Üyelere de doğrudan sorulacak:</p>

<p>“İSO’dan memnun musunuz?”</p>

<p>Eleştiri konusunda daha sertti:</p>

<p>“En ufak bir eleştiriyi hakaret gibi zannedenler…<strong> Bu mekanizmanın içinde biz olmayacağız.”</strong></p>

<p>Bir de başkanlık süresi var.</p>

<p>En fazla <strong>iki dönem.</strong></p>

<p>Dalgakıran geçmişin faturasını yalnız Bahçıvan yönetimine de kesmedi:</p>

<p><strong>“Biz de oradaydık.”</strong></p>

<p>dedi.</p>

<p>Doğru.</p>

<p>Kendisi de o Meclis’in içindeydi.</p>

<p>Bütün bunları iki kelimeyle özetledi:</p>

<p><strong>“Kültürel değişim.”</strong></p>

<p>Eee Adnan Bey…</p>

<p>Ben rakibinizi sordum.</p>

<p>Siz 18. katı, iki dönemi, eleştiriyi, kurum kültürünü anlattınız.</p>

<p>İsmini vermediniz.</p>

<p><strong>Tarifini verdiniz.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-24%20at%2010_56_36%20(1).jpeg" /></strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>13 YILIN SONUNDA: EMANET!</strong></span></p>

<p><strong>2013 yılında Erdal Bahçıvan</strong> İSO Başkanlığına seçildi.</p>

<p>Takvim döndü.</p>

<p>Bir yıl.</p>

<p>Beş yıl.</p>

<p>On yıl.</p>

<p>On üç yıl.</p>

<p>Şimdi veda ediyor.</p>

<p>Son Meclis konuşmasında makam için kullandığı kelime:</p>

<p><strong>“Emanet.”</strong></p>

<p>Ardından şu cümleyi bıraktı:</p>

<p><strong>“Makamların gerçek değeri ne kadar uzun süre tutulduklarıyla değil, hangi izlerle ve nasıl bırakıldıklarıyla ölçülür.”</strong></p>

<p>On üç yılın ardından söylenince cümlenin<strong> ağırlığı</strong> artıyor.</p>

<p>Bahçıvan dört yıllık faaliyet raporunu da önüne koydu.</p>

<p>Yaptıklarını anlattı.</p>

<p><strong>Eksiklerini</strong> saklamadı.</p>

<p>Sonra adaylara döndü.</p>

<p>Ender Yılmaz’a başarı diledi.</p>

<p><strong>Adnan Dalgakıran’ı da unutmadı.</strong></p>

<p>Kendi iradesiyle çekildiğini söyledi.</p>

<p>Ne “benden sonra” hesabı…</p>

<p>Ne kapı çarpma…</p>

<p>Ne de anahtarı cebine koyma.</p>

<p>İş dünyasında başkan seçmek kolay.</p>

<p>Başkan değiştirmek bazen zor.</p>

<p>Makam uzadıkça…</p>

<p>koltukla oturan birbirine alışıyor.</p>

<p><strong>Bahçıvan döneminin hesabı elbette ayrıca yapılır.</strong></p>

<p>Başarıları konuşulur.</p>

<p>Eksikleri tartışılır.</p>

<p>Son Meclis konuşmasından geriye bir cümle de kalıyor:</p>

<p>Koltukta ne kadar kaldığınız kadar…</p>

<p><strong>oradan nasıl kalktığınız da kayda geçiyor.</strong></p>

<p>İSO’da Bahçıvan dönemi kapanıyor.</p>

<p>Geriye tek kelime kalıyor:</p>

<p><strong>Emanet.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-24%20at%2010_56_36.jpeg" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">VATANIN YENİ SINIRI: ALGORİTMA!</span></strong></p>

<p>Mavi Vatan.</p>

<p>Siber Vatan.</p>

<p><strong>Şekib Avdagiç</strong> şimdi bir kavram daha koyuyor önümüze:</p>

<p><strong>“Yapay Zekâ Vatanı.”</strong></p>

<p>İlk duyunca slogan gibi geliyor.</p>

<p>Ama yarının ambargosu limanda başlamayabilir.</p>

<p>Gümrük kapısında da.</p>

<p>Bir ekranda karşınıza çıkabilir:</p>

<p><strong>“Erişiminiz kısıtlandı.”</strong></p>

<p>O zaman paranızın olması yetmez.</p>

<p>Fabrikanız da kurtarmaz.</p>

<p>Kullandığınız model yabancı.</p>

<p>Çip dışarıdan geliyor.</p>

<p>Veriniz başka ülkedeki merkezlerde işleniyor.</p>

<p>Fabrika sizin.</p>

<p><strong>Kontrolün tamamı sizin mi?</strong></p>

<p>Yapay zekâ artık yalnız yazılımcının işi değil.</p>

<p>Sanayicinin de meselesi.</p>

<p><strong>Çünkü üretimin hammaddelerine veri eklendi.</strong></p>

<p>Makinenin yanına robot geldi.</p>

<p>Üretim hattına algoritma girdi.</p>

<p>Hepsini çalıştıracak şey ise elektrik.</p>

<p>Avdagiç’in ifadesiyle:</p>

<p><strong>“Yapay zekânın petrolü elektrik.”</strong></p>

<p>Dün enerjide bağımlılığı konuştuk.</p>

<p>Sonra çipi öğrendik.</p>

<p>Şimdi sırada algoritma var.</p>

<p>Savunma sanayisinden biliyoruz.</p>

<p>Paranız olur.</p>

<p>İhtiyacınız vardır.</p>

<p>Ama karşıdaki:</p>

<p>“Vermiyorum.”</p>

<p>der.</p>

<p>Bütün hesap değişir.</p>

<p>Yarın aynı cümleyi bir savaş uçağı için değil…</p>

<p>fabrikanızı yöneten yapay zekâ için duyabilirsiniz.</p>

<p>Çünkü geleceğin güçlü ülkesi yalnız malını kendi üretmeyecek.</p>

<p><strong>Aklını da başkasından kiralamayacak.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-24%20at%2010_56_36%20(2).jpeg" style="height:564px; width:800px" /></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>100 MİLYAR DOLARLIK KÖPRÜ!</strong></span></p>

<p>New Jersey.</p>

<p>Türkiye’den üç bakan.</p>

<p>Amerikan siyaset ve iş dünyasından önemli isimler.</p>

<p>TABA-AmCham’ın gündeminde büyük hedef:</p>

<p><strong>100 milyar dolar.</strong></p>

<p>Ama Süleyman Ecevit Sanlı’nın anlattıklarında daha ilginç bir şey var.</p>

<p>Eskiden Türk iş insanı Amerika’ya ne satacağını düşünürdü.</p>

<p>Şimdi…</p>

<p>Banka kurmak istiyor.</p>

<p>Limana talip oluyor.</p>

<p>Yani hesap değişmiş.</p>

<p><strong>Amerika’ya satıştan…<br />
Amerika’da kalıcı olmaya.</strong></p>

<p>Sanlı’nın kurmaya çalıştığı köprünün kıymeti de burada.</p>

<p>Türk girişimcisini Amerikan sermayesiyle, finansıyla, pazarıyla buluşturmak.</p>

<p>Çünkü zirve yapmak kolay.</p>

<p>Salon dolar.</p>

<p>Fotoğraf çekilir.</p>

<p>Plaket verilir.</p>

<p>Sonra herkes evine döner.</p>

<p>Asıl marifet…</p>

<p><strong>İş insanını anlaşmayla döndürmek.</strong></p>

<p>100 milyar dolar büyük rakam.</p>

<p>Kürsüde üç kelime.</p>

<p><strong>Gerisi ticaret.</strong></p>

<p>TABA-AmCham’ın işi de belli:</p>

<p><strong>Sözü yatırıma çevirmek.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-24%20at%2013_04_56.jpeg" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KARTVİZİT TAMAM… SİPARİŞ NEREDE?</span></strong></p>

<p>Fuar açıldı.</p>

<p>Stantlar kuruldu.</p>

<p>Işıklar yandı.</p>

<p>Dünyanın dört bir yanından alıcılar geldi.</p>

<p><strong>MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir</strong> de fuarın ortasında şu cümleyi kurdu:</p>

<p>“Bu görüşmeler kartvizit değişimiyle sınırlı kalmasın.”</p>

<p>Doğru.</p>

<p>Sanayici kartvizit biriktirmiyor.</p>

<p><strong>Sipariş bekliyor.</strong></p>

<p>Yeni fabrika kuracak cesaret kadar…</p>

<p>mevcut tesisleri tam kapasite çalıştıracak iş de lazım.</p>

<p>Makine hazır.</p>

<p>İşçi tezgâhın başında.</p>

<p>Kapasite var.</p>

<p><strong>Müşteri nerede?</strong></p>

<p>Yeni yatırım konuşulur.</p>

<p>Ama mevcut tezgâh boşsa…</p>

<p>önce ona iş bulacaksınız.</p>

<p>MÜSİAD EXPO’da alım heyetleriyle firmalar buluştu.</p>

<p>Görüşmeler yapıldı.</p>

<p>Kartvizit sayısı?</p>

<p>Geçelim.</p>

<p>Fotoğraflar?</p>

<p>O da kalsın.</p>

<p><strong>Kaç sipariş?</strong></p>

<p>Fuarın ışıkları birkaç gün sonra sönecek.</p>

<p><strong>Fabrikanın ışıkları sönmesin.</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BÜYÜYORUZ… SANAYİ NEREDE?</span></strong></p>

<p>24 çeyrek.</p>

<p>Tam altı yıl.</p>

<p><strong>Cevdet Yılmaz </strong>söylüyor:</p>

<p>Türkiye ekonomisi kesintisiz büyüyor.</p>

<p>Son açıklanan ikinci çeyrek rakamı da yüzde 2,3.</p>

<p>Güzel haber.</p>

<p>Aynı dönemde<strong> Erdal Bahçıvan </strong>başka bir noktaya dikkat çekiyor:</p>

<p>“Sanayi sektörü genel ekonomiden negatif ayrışıyor.”</p>

<p>Ekonomi büyüyor.</p>

<p>Sanayi geride kalıyor.</p>

<p><strong>Peki ne büyüyor?</strong></p>

<p>Büyümenin kaç puan olduğu kadar…</p>

<p>nereden geldiği de önemli.</p>

<p>Hizmetler hızlanır.</p>

<p>Tüketim canlı kalır.</p>

<p><strong>Ama üretim ivme kaybediyorsa…</strong></p>

<p>yüzde 2,3’e bir daha bakmak lazım.</p>

<p>Sanayinin hesabı milli gelirle bitmiyor.</p>

<p>İhracatı besliyor.</p>

<p>Teknolojiyi taşıyor.</p>

<p>İstihdam üretiyor.</p>

<p><strong>Yüzdeyi gördük.</strong></p>

<p><strong>Bir de üretime bakalım.</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEZGÂHIN SESİ</span></strong></p>

<p>Bu hafta…</p>

<p>Sistem.</p>

<p>Emanet.</p>

<p>Algoritma.</p>

<p>Sipariş.</p>

<p>Büyüme.</p>

<p>Her birinin hesabı ayrı.</p>

<p>Tezgâhın hesabı kısa:</p>

<p>Koltuk geçer.</p>

<p>Teknoloji değişir.</p>

<p>Rakam oynar.</p>

<p>Sipariş gelir, gider.</p>

<p><strong>Tezgâh durursa…</strong></p>

<p><strong>Memleket durur.</strong></p>

<p><strong>Bereketle kalın…</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 10:58:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şehzade Rehberi Açtı!</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/sehzade-rehberi-acti-23</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/sehzade-rehberi-acti-23</guid>
                <description><![CDATA[Şehzade Rehberi Açtı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Erdal Bahçıvan 13 yılın ardından çekildi.</p>

<p>Giderken de işaretini verdi:</p>

<p><strong>Ender Yılmaz.</strong></p>

<p>Veliaht belli.</p>

<p>Şehzade sahada.</p>

<p>Yeni dönem deniyor.</p>

<p>Yeni vizyon deniyor.</p>

<p>Kulak kesildik.</p>

<p>Ender Yılmaz anlatıyor:</p>

<p>TOBB’la daha güçlü çalışacağız.</p>

<p>TİM’le iş birliğini artıracağız.</p>

<p>Sanayicinin sesini daha gür duyuracağız.</p>

<p>İyi de…</p>

<p>TOBB dün kurulmadı.</p>

<p>TİM de yıllardır orada.</p>

<p>İSO zaten bu masaların yabancısı değil.</p>

<p>Bahçıvan 13 yıl boyunca o kapıları çaldı, o temasları kurdu.</p>

<p>Şimdi Ender Yılmaz geliyor.</p>

<p>Rehber aynı.</p>

<p><strong>Yeni olan ne?</strong></p>

<p>İSO gibi bir kurumda sanayici temasın kendisinden çok neticesine bakar.</p>

<p>Kiminle görüştünüz?</p>

<p>Güzel.</p>

<p>Peki ne aldınız?</p>

<p>Hangi sorunu çözdünüz?</p>

<p>Hangi dosyayı sonuçlandırdınız?</p>

<p>Bahçıvan koltuğu bırakmış olabilir.</p>

<p>Telefon rehberi hâlâ masada.</p>

<p>Şehzadenin marifeti de rehberi açmak değil…</p>

<p><strong>o rehberden sonuç çıkarmak.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-17%20at%2009_00_21.jpeg" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İKİ YIL SANA, İKİ YIL BANA!</span></strong></p>

<p>İTO’nun Hazır Giyim ve Konfeksiyon Grubu…</p>

<p>On yedi bini aşkın üye.</p>

<p>Neredeyse başlı başına bir oda.</p>

<p>Seçim yaklaşırken iki isim karşı karşıyaydı:</p>

<p><strong>Gıyasettin Eyyüpkoca.</strong></p>

<p>Ramazan Çakıroğlu.</p>

<p>Rekabet bekleniyordu.</p>

<p>Sonra iki taraf birleşti.</p>

<p>Eyyüpkoca’nın öncülüğünde aynı listeye girdiler.</p>

<p>Olabilir.</p>

<p>Ticarette rekabet kadar uzlaşma da vardır.</p>

<p>Ama kuliste konuşulan formül başka:</p>

<p>Çakıroğlu ilk iki yıl komitede.</p>

<p>Sonraki iki yıl Meclis’te.</p>

<p>Sandık daha kurulmadan…</p>

<p><strong>iki yıl sonrasının sandalyesi konuşuluyor.</strong></p>

<p>Çakıroğlu Meclis’e uygunsa, neden iki yıl bekleyecek?</p>

<p>Uygun değilse, iki yıl sonra ne değişecek?</p>

<p>Eyyüpkoca açısından da ilginç.</p>

<p>Karşısına çıkmaya hazırlanan isim şimdi yanında.</p>

<p>Demek ki Çakıroğlu, hesaba katılacak kadar güçlü.</p>

<p>Rekabet başlamadan bitmiş olabilir.</p>

<p>Pazarlık ise 2026’dan 2028’e uzamış.</p>

<p>Hazır giyim işi bu.</p>

<p>Ölçü alınır.</p>

<p>Kalıp çıkarılır.</p>

<p>Bu kez kalıbı da önceden kesmişler:</p>

<p><strong>Dört yıllık dönem.<br />
İkişer yıllık koltuk.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-17%20at%2009_00_21%20(1).jpeg" style="height:769px; width:800px" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">YOKUŞA RAZIYIZ… VİRAJI GÖRELİM!</span></strong></p>

<p><strong>Burhan Özdemir’</strong>in işaret ettiği sıkıntı:</p>

<p>Öngörülebilirlik.</p>

<p>Enflasyonla mücadele edilir.</p>

<p>Faizin hesabı yapılır.</p>

<p>Maliyet yükselirse fiyat yeniden yazılır.</p>

<p>Peki yarın?</p>

<p>Orası sisli.</p>

<p>Bugün verdiğiniz fiyat üç ay sonra tutacak mı?</p>

<p>Kredi hangi maliyetle dönecek?</p>

<p>Yatırıma başladığınız günle, üretime geçtiğiniz gün aynı ekonomik zeminde mi olacaksınız?</p>

<p>Sanayici hesap makinesi kullanır.</p>

<p>Türkiye’de bazen yetmiyor.</p>

<p>Biraz da tahmin gücü gerekiyor.</p>

<p>İş insanı zor şartla mücadele eder.</p>

<p>Yüksek maliyete göre pozisyon alır.</p>

<p>Faizi ölçer.</p>

<p>Kur riskini yönetir.</p>

<p>Ama rakam sürekli yer değiştiriyorsa…</p>

<p>plan bozulur.</p>

<p>Sermaye risk alır.</p>

<p>Gözünü bağlayıp yola çıkmaz.</p>

<p>Yol yokuş olabilir.</p>

<p>Viraj keskinleşebilir.</p>

<p>Yeter ki önünü görebilsin.</p>

<p>Yatırımcı yokuşta vites küçültür.</p>

<p><strong>Sis bastığında frene basar.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-17%20at%2009_32_53.jpeg" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SANAYİSİZLEŞME DE NE DEMEK?</span></strong></p>

<p>Sanayi.</p>

<p>Sonuna bir ek koyuyorsunuz:</p>

<p>Sanayisiz.</p>

<p>Bir tane daha:</p>

<p>Sanayisizleşme.</p>

<p>Kelimenin kendisi bile insanın içini daraltıyor.</p>

<p>Türkiye artık bunu konuşuyor.</p>

<p><strong>Ozan Diren</strong> de uyarıyor:</p>

<p>Sanayinin büyümesi cılız.</p>

<p>İmalatın ekonomideki ağırlığı geriliyor.</p>

<p>Türkiye’nin uzun soluklu yeni bir sanayi stratejisine ihtiyacı var.</p>

<p>Sanayi; işçi demek.</p>

<p>Mühendis demek.</p>

<p>İhracat, teknoloji, nakliye, esnaf demek.</p>

<p>Bir fabrikanın kapısından yalnız mal çıkmaz.</p>

<p><strong>Binlerce haneye ekmek çıkar.</strong></p>

<p>Üretim küçüldükçe ihracatın nefesi daralır.</p>

<p>Tarım zayıfladığında ticaret de payını alır.</p>

<p>Bir ülke tarlasıyla beslenir.</p>

<p>Fabrikasıyla üretir.</p>

<p>Ticaretiyle dünyaya açılır.</p>

<p>Diren’in çağrısı uzun vadeyi işaret ediyor.</p>

<p>Verdiği ağaç örneği de yerinde:</p>

<p>Dikiyorsunuz.</p>

<p>Bekliyorsunuz.</p>

<p>Meyveyi yıllar sonra alıyorsunuz.</p>

<p>Sanayi de böyle.</p>

<p>Bugün ihmal ederseniz, yarın fabrika kurabilirsiniz.</p>

<p>Makineyi satın almak da mümkün.</p>

<p>Ama yılların biriktirdiği üretim kültürünü…</p>

<p><strong>katalogdan sipariş edemezsiniz.</strong></p>

<p>“Sanayisizleşme” iktisat kitaplarında kalsın.</p>

<p>Türkiye’nin gündemine fazla ağır bir kelime.</p>

<p>Üretim küçülürse…</p>

<p>bir süre sonra konuştuğumuz şey ekonomi olmaktan çıkar.</p>

<p><strong>Geçim olur.</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MERTER’İN IŞIKLARI YENİDEN YANDI!</span></strong></p>

<p>Seçim bitti.</p>

<p><strong>Ufuk Muslu</strong> koltuğa oturdu.</p>

<p>Belli ki oturmakla yetinmeyecek.</p>

<p>8. Merter Moda Haftası başladı.</p>

<p>50 ülke.</p>

<p>Yaklaşık 200 kişilik alım heyeti.</p>

<p>Koleksiyonlar podyumda.</p>

<p>Alıcılar Merter’de.</p>

<p>Tekstil bugün kolay bir dönemden geçmiyor.</p>

<p>Kur yoruyor.</p>

<p>Maliyet sıkıştırıyor.</p>

<p>Sipariş daralıyor.</p>

<p>Böyle bir zamanda organizasyon yapmak değerli.</p>

<p>Daha önemlisi, müşteriyi getirebilmek.</p>

<p>Mankeni podyuma çıkarmak kolay tarafı.</p>

<p><strong>Zor olan, alıcıyı Merter’e getirmek.</strong></p>

<p>Muslu da bunun peşinde.</p>

<p>Merter yıllardır tekstilin kalbi diye anılıyor.</p>

<p>50 ülkeden alıcıyı aynı yerde toplamak az iş sayılmaz.</p>

<p>Tekstilcinin alkışa karnı tok.</p>

<p><strong>İhtiyacı müşteriye.</strong></p>

<p>Ufuk Muslu seçimi 11 oy farkla kazandı.</p>

<p>Şimdi önünde daha büyük bir ölçü var:</p>

<p>Merter esnafının kasası.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEZGÂHIN SESİ</span></strong></p>

<p>Koltuk.</p>

<p>Öngörü.</p>

<p>Müşteri.</p>

<p>Sanayi.</p>

<p>Bu hafta tezgâhta bunlar vardı.</p>

<p>Her birinin terazisi başka.</p>

<p>Sonunda hepsi üretime bağlanıyor:</p>

<p>Koltuk el değiştirir.</p>

<p>Kur oynar.</p>

<p>Faiz iner, çıkar.</p>

<p>Müşteri gelir, gider.</p>

<p>Ama üretim kültürü zayıflarsa…</p>

<p><strong>yerine yenisini koymak yıllar sürer.</strong></p>

<p><strong>Bereketle kalın…</strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 09:00:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>74 Oyun Sahibi Kim?</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/74-oyun-sahibi-kim-22</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/74-oyun-sahibi-kim-22</guid>
                <description><![CDATA[74 Oyun Sahibi Kim?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2022.<br />
<strong>Erdal Bahçıvan:</strong><br />
74.<br />
Adnan Dalgakıran:<br />
56.<br />
Fark:<br />
18 oy.<br />
Rahat görünüyordu.<br />
Sandığa yaklaşınca tablo başka.<br />
Dokuz sandalye el değiştirir…<br />
65–65.<br />
Bir tane daha kayar…<br />
Başkanlık gider.<br />
Demek ki 18 oy fark, aslında&nbsp;10 sandalyelik bir dengeye&nbsp;dayanıyormuş.<br />
Şimdi takvim 2026.<br />
26 Ekim’de İSO yeniden sandığa gidiyor.<br />
Bahçıvan yarıştan çekildi.<br />
Yerine<strong>&nbsp;Ender Yılmaz&nbsp;</strong>sahada.<br />
<strong>Adnan Dalgakıran&nbsp;</strong>ise dört yıldır bugünü bekliyor.<br />
Eski sonuca bakıp:<br />
“Bahçıvan’ın 74 oyu kime gider?”<br />
diye sormak mümkün.<br />
Fakat o rakamın tapusu kimsenin cebinde değil.<br />
Meclis üyeleri de yeniden seçilecek.<br />
Bazı isimler yerini koruyacak.<br />
Yeni yüzler girecek.<br />
Meslek gruplarındaki ağırlıklar farklılaşacak.<br />
Kimi ittifak sürecek.<br />
Kimi sandıkta çözülecek.<br />
Dolayısıyla Ender Yılmaz’ın hanesine peşinen yazılacak&nbsp;<strong>74 oy</strong> bulunmuyor.<br />
Bahçıvan’dan kalan başka bir şey var:<br />
İlişki.<br />
Ağırlık.<br />
Denge.<br />
Yılların kurduğu temas.<br />
<strong>Miras oy değil, oyu üreten düzen.</strong><br />
Yılmaz bunu ne kadar taşıyabilecek?<br />
Dalgakıran dört yılda ne kadar alan açtı?<br />
Seçimin düğümü burada.<br />
İSO’da milyonlar konuşulur.<br />
İhracat rakamları sıralanır.<br />
Yatırımlar anlatılır.<br />
Vizyon çizilir.<br />
Sandık açıldığında ise…<br />
<strong>On sandalye konuşur.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-10%20at%2009_11_02.jpeg" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FİYAT İSTİKRARI TAMAM… REKABET NEREDE?</span></strong></p>

<p><strong>Mustafa Gültepe&nbsp;</strong>yeni bir kavram kullanıyor:<br />
<strong>Rekabet istikrarı.</strong><br />
Enflasyon düşsün.<br />
Faiz gevşesin.<br />
Kur dengeye gelsin.<br />
Eyvallah.<br />
İhracatçının sorusu daha kısa:<br />
<strong>Ben o güne kadar neyle yarışacağım?</strong><br />
İşçilik yükseliyor.<br />
Finansman pahalı.<br />
Girdiler önden gidiyor.<br />
Kur geriden takip ediyor.<br />
Üreticiden de ihracatı artırması bekleniyor.<br />
Adam malını satıyor zaten.<br />
<strong>Maliyetini kime satacak?</strong><br />
Dünya beklemiyor.<br />
Türkiye pahalı geldiyse rota değişiyor.<br />
Bangladeş.<br />
Vietnam.<br />
Mısır.<br />
Sipariş, avantajı nerede görürse oraya kayıyor.<br />
İçeride fiyatları dizginlerken dışarıdaki müşteriyi rakibe kaptırırsanız, tablo düzelirken payınız küçülebilir.<br />
Enflasyon iner.<br />
Faiz gevşer.<br />
Kur makul seviyeye gelir.<br />
Peki müşteri?<br />
Başka tedarikçiye alıştıysa dönüş zor.<br />
Giderken vedalaşmaz.<br />
Siparişi sessizce keser.<br />
Geri döndüğünde pazarlık başka yerden başlar.<br />
Fiyat istikrarı kıymetli.<br />
Fakat ihracatçı o noktaya ulaşana kadar müşterisini yitiriyorsa…<br />
<strong>istikrar geliyor, pazar gidiyor.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-10%20at%2009_11_02%20(1).jpeg" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DERDİMİZ VAR… TEZGÂH DURMUYOR!</span></strong></p>

<p>Tekstilcinin derdi çok.<br />
Kur.<br />
Faiz.<br />
İşçilik.<br />
Enerji.<br />
Finansman.<br />
Texhibition İstanbul’un kapısından girince sektörün gündemi değişiyor:<br />
<strong>Üretmeye devam.</strong><br />
Yaklaşık 500 firma.<br />
125 ülke.<br />
25 binin üzerinde profesyonel ziyaretçi hedefi.<br />
Bir yanda üç yıldır zorlanan rekabet gücü.<br />
Karşısında koleksiyonunu dünyaya sunan Türk tekstilcisi.<br />
<strong>Şekib Avdagiç</strong>&nbsp;tabloyu güzel özetledi:<br />
<strong>“Sorunlarımız var ama sorunlarımızın esiri değiliz.”</strong><br />
Tekstilci sabah işletmesini açıp enflasyon raporunun düzelmesini bekleyemez.<br />
Kumaşı hazırlayacak.<br />
Koleksiyonu çıkaracak.<br />
Numuneyi yetiştirecek.<br />
Teması kuracak.<br />
Fiyatı tutturacak.<br />
Teslimatı yapacak.<br />
Ticaretin huyu bu.<br />
Derdinizi ne kadar iyi anlattığınıza bakmıyor.<br />
<strong>Malı ne kadar iyi sattığınıza bakıyor.</strong><br />
Texhibition’ın kıymeti de burada.<br />
Sektör bütün sıkıntısına rağmen dünyanın karşısında.<br />
Yorgunluk yüzlerde.<br />
Maliyet bilançoda.<br />
Kur can sıkıyor.<br />
Tezgâh ise dönüyor.<br />
Sanayicilik biraz da bunu gerektiriyor.<br />
Dertle masaya oturup…<br />
siparişle kalkmak.<br />
Çünkü sektörü ayakta tutan, sorunların azlığı değil.<br />
<strong>Sipariş defterinin boş kalmaması.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-10%20at%2009_11_02%20(2).jpeg" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PARA VAR DİYE FABRİKA KURULMAZ!</span></strong></p>

<p>Biz yatırım deyince çabuk heyecanlanıyoruz.<br />
Para bulundu mu…<br />
Arsa.<br />
Makine.<br />
Bina.<br />
Baca.<br />
Sonra soruyoruz:<br />
<strong>Kim alacak?<br />
Burhan Özdemir</strong>&nbsp;tam buraya itiraz ediyor.<br />
Bazı sektörlerde kapasite zaten yüksek.<br />
Talep belli.<br />
Pazarın sınırı ortada.<br />
Buna rağmen benzer ürünü çıkaracak yeni tesislerin sayısı artıyor.<br />
Bazen yatırım yapmıyoruz.<br />
<strong>Mevcut kapasiteyi çoğaltıyoruz.</strong><br />
Neticede aynı talebin peşine daha fazla üretici düşüyor.<br />
Hatlar boş kalıyor.<br />
Verim geriliyor.<br />
Sermaye yoruluyor.<br />
Devlet destek sağlıyor.<br />
Banka kredi açıyor.<br />
Arsa bulunuyor.<br />
Üretim hattı devreye giriyor.<br />
Ama talep büyümemiş.<br />
Hesap bacayı dikmeden önce yapılmalı.<br />
Kim satın alacak?<br />
Ne kadar tüketecek?<br />
Rakip kaç tane?<br />
Sizin farkınız ne?<br />
Piyasada gerçekten boşluk var mı?<br />
Para pahalı.<br />
<strong>Yanlış yatırım daha pahalı.</strong><br />
Türkiye’nin ölçüsü de değişmeli.<br />
Kaç yeni tesis açtık?<br />
Tek başına yetmez.<br />
<strong>O kapasiteye ne kadar iş çıkardık?</strong><br />
Bina yatırım sayılır.<br />
Makine sermaye sayılır.<br />
Ticareti ise talep belirler.<br />
Tesisi teşvik kurdurabilir.<br />
<strong>Siparişi teşvik belgesi vermez.</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SANAYİ GENÇLERİ Mİ KAÇIRIYOR?</span></strong></p>

<p>Sanayicinin ortak şikâyeti:<br />
“Genç bulamıyoruz.”<br />
Madende eleman sıkıntısı var.<br />
Ağır sanayide usta azalıyor.<br />
Teknik personel aranıyor.<br />
Teşhis hazır:<br />
<strong>“Z kuşağı çalışmıyor.”</strong><br />
Şimdi kapının öbür tarafına geçelim.<br />
Vardiya ağır.<br />
Şartlar zor.<br />
Kariyer yolu bulanık.<br />
Gelecek vaadi zayıf.<br />
Karşısında bambaşka seçenekler duruyor:<br />
Uzaktan çalışma.<br />
Esnek saat.<br />
Yeni meslekler.<br />
Kendisini geliştirebileceği alanlar.<br />
Biz ise hâlâ:<br />
“Sabah sekizde vardiya.”<br />
diyoruz.<br />
Ardından aynı soru geliyor:<br />
Niye gelmedi?<br />
Üretim hattına robot giriyor.<br />
Yapay zekâ şirketlerin gündeminde.<br />
Endüstri 4.0 sunumların başköşesinde.<br />
Çalışma kültürü ise bu hıza yetişemiyor.<br />
<strong>Teknolojiyi yenileyip çalışma düzenini eski bırakırsanız genç gelmez.</strong><br />
Yeni kuşak yalnız ücret sormuyor.<br />
“Burada ne öğrenirim?”<br />
“Nereye yükselirim?”<br />
“Beş yıl sonra ne olurum?”<br />
diye düşünüyor.<br />
İşveren tarafında ise hâlâ:<br />
“İşe girsin, gerisine bakarız.”<br />
anlayışına rastlanıyor.<br />
Olmuyor.<br />
Bir genci işe almak mümkün.<br />
Ustalaştırmak…<br />
Meslek kazandırmak…<br />
Üretim kültürüne bağlamak…<br />
yıllar ister.<br />
Türkiye’nin sanayi geleceği yeni ekipmanla kurulabilir.<br />
Fakat onu taşıyacak insan yetişmezse o yatırımın bir tarafı eksik kalır.<br />
Gençleri suçlamak en kısa yol.<br />
<strong>Doğrusu, sanayiyi onlar için yeniden cazip hâle getirmek.</strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>TEZGÂHIN SESİ</strong></span></p>

<p>Bu hafta oy konuştuk.<br />
Rekabeti tarttık.<br />
Siparişi ölçtük.<br />
Yatırımı sorguladık.<br />
Genci dinledik.<br />
Her başlığın terazisi ayrı.<br />
<strong>Tezgâhın hükmü kısa:</strong><br />
Oy, güven ister.<br />
İhracat, rekabet.<br />
Yatırım, akıl.<br />
Sanayi, insan.<br />
Bunlardan biri eksilirse rakam yine çıkar.<br />
Baca tüter.<br />
Çark döner.<br />
Ama bereket azalır.<br />
Çünkü günün sonunda hesabı rakam değil…<br />
<strong>tezgâh verir.<br />
Bereketle kalın…</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 09:18:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdal Bahçıvan Aday Olmayacak!</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/erdal-bahcivan-aday-olmayacak-21</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/erdal-bahcivan-aday-olmayacak-21</guid>
                <description><![CDATA[Erdal Bahçıvan Aday Olmayacak!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İSO’da hesabı herkes 2022’den açıyordu.</p>

<p>Erdal Bahçıvan:<br />
74.<br />
Adnan Dalgakıran:<br />
56.</p>

<p>Aradan dört yıl geçti.</p>

<p>Bu defa Dalgakıran beklemedi.</p>

<p>Sahaya erken indi.</p>

<p>Bahçıvan’ın yeniden aday olacağına ise neredeyse kesin gözüyle bakılıyordu.</p>

<p>Derken…</p>

<p>Ender Yılmaz çıktı.</p>

<p>İSO’nun mevcut Meclis Başkanı, Yönetim Kurulu Başkanlığına adaylığını açıkladı.</p>

<p>Buradan sonrası resmî açıklama değil.</p>

<p>Kulis.</p>

<p>Hem de güçlü kulis.</p>

<p>Aldığım bilgi net:</p>

<p><strong>Erdal Bahçıvan aday olmayacak.</strong></p>

<p><strong>Ender Yılmaz’ı destekleyecek.</strong></p>

<p>Sebep?</p>

<p>Orası biraz karışık.</p>

<p>“On üç yıl yeter” diyen var.</p>

<p>“Dalgakıran sahayı erken tuttu” diyen var.</p>

<p>“Seçim hesabını gördü” diyen de.</p>

<p>İSO koridorlarında daha ağır bir ihtimal de konuşuluyor:</p>

<p>Kararın yalnız sandık hesabıyla alınmadığı…</p>

<p>Bahçıvan’ın önüne seçimden önce başka bir hesabın konulduğu söyleniyor.</p>

<p>Doğru mudur?</p>

<p>Bugün elimde bunu belgeleyen bir evrak yok.</p>

<p>O yüzden kulisi kulis olarak yazıyorum.</p>

<p>Ama iş dünyasında her mesaj yazıyla gelmez.</p>

<p>Bazen telefon çalmaz.</p>

<p>Tebligat çıkmaz.</p>

<p>Kimse açık açık bir şey söylemez.</p>

<p><strong>Mesaj yerine ulaşır.</strong></p>

<p><strong>Muhatap da ne denildiğini anlar.</strong></p>

<p>Şimdilik bildiğimiz şu:</p>

<p>2022’nin rövanşı beklenirken Dalgakıran’ın karşısındaki isim değişiyor.</p>

<p>Bahçıvan’ın koltuğuna artık Ender Yılmaz talip.</p>

<p>Fakat Bahçıvan adaylıktan çekilse de seçimden çekilmiş sayılmaz.</p>

<p>Çünkü koltuğa oturmayabilirsiniz…</p>

<p><strong>Kimin oturacağını etkilemeye devam edebilirsiniz.</strong></p>

<p>Bahçıvan’ın bundan sonraki ağırlığı da tam burada ölçülecek.</p>

<p><strong>Koltuğu bırakıyor olabilir.</strong></p>

<p><strong>Sandığı henüz bırakmış görünmüyor.</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-03%20at%2008_54_08%20(1).jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">KOLTUKTAN ÖNCE İSO’NUN İŞİ!</span></strong></p>

<p>Adnan Dalgakıran’ın İSO’ya itirazı koltuktan başlamıyor.</p>

<p>İşleyişten başlıyor.</p>

<p>Kur baskılı.</p>

<p>Faiz yüksek.</p>

<p>Finansman pahalı.</p>

<p>Maliyet ağır.</p>

<p>Bunları sanayici biliyor.</p>

<p>Esnaf biliyor.</p>

<p>Sokağa çıkıp ilk dükkâna sorsanız o da biliyor.</p>

<p>20–25 milyon dolarlık bütçesi olan bir kurumun işi, herkesin bildiği sıkıntıları tekrar tekrar kürsüden okumak olamaz.</p>

<p><strong>Hastalığı biliyoruz.</strong></p>

<p><strong>İSO’dan reçete bekleniyor.</strong></p>

<p>Dalgakıran’ın tarif ettiği oda daha hızlı olacak.</p>

<p>Takip edecek.</p>

<p>Sonuç isteyecek.</p>

<p>Sanayicinin dosyası koridorlarda yaşlanmayacak.</p>

<p>Doğru makama ulaşacak.</p>

<p>“İlettik.”</p>

<p>denilip kenara bırakılmayacak.</p>

<p>Sonucu sorulacak.</p>

<p>Çünkü sanayiciyi dinlemek elbette kıymetli.</p>

<p>Ama yalnız dinlemekle iş bitmiyor.</p>

<p>Kahvede de dinliyorlar.</p>

<p><strong>Odanın farkı, kapı açmasıdır.</strong></p>

<p>Dalgakıran’ın bir başka itirazı da iş dünyasının kendi içine.</p>

<p>Ankara’ya dönüp:</p>

<p>“Verimsizsin.”</p>

<p>demek kolay.</p>

<p>Peki odalar?</p>

<p>Birlikler?</p>

<p>Meslek örgütleri?</p>

<p>Onların verimliliğini kim ölçecek?</p>

<p>Dalgakıran burada iğneyi önce kendi tarafına batırıyor.</p>

<p>Kurumunu düzelt.</p>

<p>İşleyişini hızlandır.</p>

<p>Üyene ne kattığını ölç.</p>

<p>Sonra Ankara’nın karşısına geç.</p>

<p>Çünkü başkasına tuttuğun aynada…</p>

<p><strong>Kendi yüzün de görünür.</strong></p>

<p>Bu yüzden adaylığını sıradan bir koltuk değişikliğinden daha geniş tarif ediyor.</p>

<p>İSO’nun A’dan Z’ye yeniden ele alınmasını istiyor.</p>

<p>Sanayici de zaten nutuk aramıyor.</p>

<p>Sonuç arıyor.</p>

<p>Dosyası nereye gitti?</p>

<p>Kim takip etti?</p>

<p>Ne çözüldü?</p>

<p>Bunu bilmek istiyor.</p>

<p>Dalgakıran’ın iddiası da burada:</p>

<p><strong>Başkan olmak kadar, İSO’nun çalışma biçimini değiştirmek.</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-03%20at%2008_54_08.jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İSO MECLİSİ’NDE SES ÇOK… AYAR LAZIM!</span></strong></p>

<p>İSO’da gözler Yönetim Kurulu Başkanlığı yarışında.</p>

<p>Ama odada bir koltuk daha var.</p>

<p>Meclis Başkanlığı.</p>

<p>130 sanayici.</p>

<p>Onlarca sektör.</p>

<p>Birbirinden ayrı beklentiler.</p>

<p>Hesaplar.</p>

<p>İtirazlar.</p>

<p>Böyle bir Meclis’i yönetmek, yalnız gündemi açıp kapatmakla olmuyor.</p>

<p><strong>Ayar tutturmak gerekiyor.</strong></p>

<p>Mustafa Tecdelioğlu’nun geçmişine bakınca o masaya yabancı olmadığı görülüyor.</p>

<p>Dört dönemdir İSO Meclisi’nde.</p>

<p>Dört dönemdir Çelik İhracatçıları Birliği yönetiminde.</p>

<p>BESİAD’ın kurucu isimlerinden.</p>

<p>Yıllarca başkanlığını yapmış.</p>

<p>MAKFED’de görev almış.</p>

<p>MATİL’de bulunmuş.</p>

<p>Çetin Cıvata’nın başında.</p>

<p>Fabrikayı biliyor.</p>

<p>İhracatı biliyor.</p>

<p>Sektör örgütlerini biliyor.</p>

<p>Federasyon tecrübesi var.</p>

<p>İSO’nun koridorlarını da yıllardır tanıyor.</p>

<p>Kısacası…</p>

<p><strong>Masanın başını da biliyor, etrafındaki sandalyeleri de.</strong></p>

<p>Meclis Başkanlığı biraz denge işidir.</p>

<p>Fazla konuşursanız yorarsınız.</p>

<p>Dinlemezseniz koparırsınız.</p>

<p>Bir tarafa fazla yaklaşırsanız öbür tarafın mesafesi açılır.</p>

<p>130 sanayiciyi aynı fikirde buluşturmak zaten mümkün değil.</p>

<p>İş, farklı fikirleri aynı masadan kaldırmadan yönetebilmekte.</p>

<p>Tecdelioğlu’nun profili de buna yakın duruyor.</p>

<p>Sakin.</p>

<p>Ölçülü.</p>

<p>Mütevazı.</p>

<p>Toparlayıcı.</p>

<p>Sanayinin farklı damarlarında dolaşmış bir tecrübesi var.</p>

<p>Yönetim Kurulu Başkanlığında göz icraata döner.</p>

<p>Meclis Başkanlığında başka meziyetler aranır.</p>

<p>Bazen konuşmak kadar dinlemek…</p>

<p>Öne çıkmak kadar geri durmak…</p>

<p>Söz almak kadar…</p>

<p><strong>Söz vermek kıymetlidir.</strong></p>

<p>İSO Meclisi’nde ses sıkıntısı yok.</p>

<p>130 ayrı yerden geliyor zaten.</p>

<p>Yeni dönemde ihtiyaç daha yüksek ses değil.</p>

<p><strong>O seslerden ahenk çıkarabilmek.</strong></p>

<p>Tecdelioğlu seçilirse koltuğa oturacak.</p>

<p>Asıl sınav ondan sonra başlayacak:</p>

<p><strong>130 sandalyeyi aynı masada tutabilecek mi?</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FUAR BİTTİ… ŞİMDİ KASAYA BAKALIM!</span></strong></p>

<p>IFCO bitti.</p>

<p>Işıklar söndü.</p>

<p>Stantlar toplandı.</p>

<p>Misafirler dağıldı.</p>

<p>Şimdi kasaya bakma zamanı.</p>

<p>Şubat’ta 29 bin 746 ziyaretçi gelmişti.</p>

<p>Ağustos’ta:</p>

<p>12 bin 550.</p>

<p>İlk bakışta ciddi düşüş.</p>

<p>Fakat gelenlerin pasaportuna bakınca başka bir ayrıntı çıkıyor.</p>

<p>117 ülke.</p>

<p>4 bin 525 yabancı profesyonel.</p>

<p>Toplam ziyaretçinin yüzde 36’sı.</p>

<p>İHKİB Başkanı Mustafa Paşahan için şimdi turnikeden çok sipariş defteri önemli.</p>

<p>Çünkü hazır giyimin kalabalıktan ziyade…</p>

<p><strong>Müşteriye ihtiyacı var.</strong></p>

<p>117 ülkeden insanı İstanbul’a getirmişsiniz.</p>

<p>Üreticiyle buluşturmuşsunuz.</p>

<p>Koleksiyonu göstermişsiniz.</p>

<p>Teması kurmuşsunuz.</p>

<p>Güzel.</p>

<p>Peki sonra?</p>

<p>Kaçı sipariş verdi?</p>

<p>Kaçı yeniden gelecek?</p>

<p>Kaçı Türk markasını kendi ülkesine taşıyacak?</p>

<p>Kaçı fabrikaya yeni iş bırakacak?</p>

<p>Çünkü ziyaretçi sayısını turnike verir.</p>

<p><strong>Fuarın değerini sipariş verir.</strong></p>

<p>2027’de Ağustos fuarının Eylül’e taşınacak olması da boşuna görünmüyor.</p>

<p>Paşahan belli ki takvimi de hesaba katmış.</p>

<p>Doğrusu bu.</p>

<p>Hazır giyim üç yıldır pazar kaybederken yalnız:</p>

<p>“Fuarımız güzel geçti.”</p>

<p>demek sektörü doyurmuyor.</p>

<p>Güzel geçsin.</p>

<p>Kalabalık olsun.</p>

<p>Yabancı gelsin.</p>

<p>Markalar görülsün.</p>

<p>Ama sonunda tezgâh dönsün.</p>

<p>Çünkü ışık söner.</p>

<p>Stant kalkar.</p>

<p>Misafir uçağına biner.</p>

<p>Fotoğraflar sosyal medyada kalır.</p>

<p>Sanayicinin önünde ise tek soru durur:</p>

<p><strong>Bu fuar bana kaç günlük iş bıraktı?</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UCUZLUK GİTTİ, COĞRAFYA KALDI!</span></strong></p>

<p>Bir zamanlar Türkiye’nin ihracat formülü fazla karışık değildi.</p>

<p>Avrupa’ya yakındık.</p>

<p>İşçilik ucuzdu.</p>

<p>Üretmeyi biliyorduk.</p>

<p>Malı yapıyor…</p>

<p>Tıra yüklüyor…</p>

<p>Müşteriye gönderiyorduk.</p>

<p>Sonra hesabın dengesi bozuldu.</p>

<p>İşçilik yükseldi.</p>

<p>Enerji pahalandı.</p>

<p>Finansman ağırlaştı.</p>

<p>Kur maliyetin gerisinde kaldı.</p>

<p>Yıllarca kullandığımız fiyat avantajı aşındı.</p>

<p>Şekib Avdagiç şimdi başka bir koza dikkat çekiyor:</p>

<p><strong>Coğrafya.</strong></p>

<p>Çünkü küresel ticaretin alıcısı da eskisi gibi düşünmüyor.</p>

<p>Fiyata bakıyor.</p>

<p>Ama teslim süresini de soruyor.</p>

<p>Mesafeyi hesaba katıyor.</p>

<p>Tedarikçinin güvenilirliğini ölçüyor.</p>

<p>Pandemi bunu öğretti.</p>

<p>Bir anda zincirler koptu.</p>

<p>Savaşlar ticaret yollarını değiştirdi.</p>

<p>Dün haritada gördüğümüz jeopolitik risk…</p>

<p>Bugün şirketin maliyet tablosuna girdi.</p>

<p>Dolayısıyla dünyanın öbür ucunda birkaç dolar daha ucuz üretmek her zaman avantaj sağlamıyor.</p>

<p>Mal ucuz olabilir.</p>

<p>Ama geç geliyorsa?</p>

<p>Stok tutturuyorsa?</p>

<p>Sipariş riske giriyorsa?</p>

<p>Ucuzluğun hesabı değişiyor.</p>

<p>Türkiye’nin önünde yeni oyun da burada kurulabilir.</p>

<p>Avrupa’ya yakınız.</p>

<p>Üretim kültürümüz var.</p>

<p>Sanayi altyapımız var.</p>

<p>Lojistik kabiliyetimiz güçlü.</p>

<p>Siparişi daha kısa sürede teslim edebiliyoruz.</p>

<p>Bunları “Türkiye’nin coğrafi konumu çok önemli” diye kürsülerde anlatmanın ticarete faydası yok.</p>

<p>Haritayı faturaya çevirmek gerekiyor.</p>

<p>Dün işçilik maliyetiyle yarışıyorduk.</p>

<p>Bugün müşteriye başka bir paket sunacağız:</p>

<p>Yakınlık.</p>

<p>Hız.</p>

<p>Güven.</p>

<p>Çin daha ucuza üretebilir.</p>

<p>Bangladeş işçilikte daha aşağıda kalabilir.</p>

<p>Türkiye’nin cevabı fiyatı taklit etmek yerine kendi üstünlüğünü satmak olmalı.</p>

<p>Avrupa kapının önünde.</p>

<p>İşçilik pahalandı.</p>

<p>Enerji pahalandı.</p>

<p>Finansman pahalandı.</p>

<p>Eski avantajlarımızın bir kısmı gitti.</p>

<p>Ama elimizde hâlâ bir şey var:</p>

<p><strong>Coğrafyamıza henüz zam gelmedi.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-09-03%20at%2009_41_10.jpeg" style="height:691px; width:800px" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEZGÂHIN SESİ</span></strong></p>

<p>Bu hafta İSO’da denklem değişti.</p>

<p>İSO değişim istedi.</p>

<p>Meclis ahenk aradı.</p>

<p>Fuar müşteri aradı.</p>

<p>Türkiye yeni avantajını aradı.</p>

<p>Hepsinin hesabı başka.</p>

<p><strong>Tezgâhın hesabı tek:</strong></p>

<p>Koltuk değişir.</p>

<p>Fuar biter.</p>

<p>Rekabet şartları dönüşür.</p>

<p>Geride tek soru kalır:</p>

<p><strong>Tezgâha ne bıraktın?</strong></p>

<p>Bereketle kalın…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 09:05:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Daha Sanayileşmeden Sanayisizleşiyoruz!</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/daha-sanayilesmeden-sanayisizlesiyoruz-20</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/daha-sanayilesmeden-sanayisizlesiyoruz-20</guid>
                <description><![CDATA[Daha Sanayileşmeden Sanayisizleşiyoruz!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>İSO Başkanı Erdal Bahçıvan dün Meclis kürsüsündeydi.</p>

<p>Aslında yeni bir dosya açmadı.</p>

<p>Temmuz ayında kapağını kaldırdığı dosyayı biraz daha açtı:</p>

<p><strong>Erken sanayisizleşme.</strong></p>

<p>O gün tehlikenin adını koymuştu.</p>

<p>Dün ise reçeteyi tartışmaya açtı:</p>

<p><strong>“Girişimci devlet.”</strong></p>

<p><strong>“Yeni nesil sanayi planlaması.”</strong></p>

<p>İşin düğümü burada:</p>

<p>Sanayisizleşmek için…</p>

<p>Önce sanayileşmek gerekmez mi?</p>

<p>Meğer gerekmiyormuş.</p>

<p>Gelişmiş ülkeler önce fabrikayı kurdu.</p>

<p>Üretti.</p>

<p>İhraç etti.</p>

<p>Teknolojisini geliştirdi.</p>

<p>Sermaye biriktirdi.</p>

<p>Zenginleşti.</p>

<p>Sonra hizmet ekonomisinin payı büyüdü.</p>

<p>Biz?</p>

<p><strong>Kestirmeden gidiyoruz.</strong></p>

<p>Sanayileşme yolculuğunu tamamlamadan sanayi sonrasına geçmeye çalışıyoruz.</p>

<p>Bahçıvan’ın itirazı turizme değil.</p>

<p>Finansa değil.</p>

<p>Yazılıma da değil.</p>

<p>İtirazı…</p>

<p><strong>Sıraya.</strong></p>

<p>Turizm büyüsün.</p>

<p>Finans büyüsün.</p>

<p>Yazılım büyüsün.</p>

<p>Teknoloji büyüsün.</p>

<p>Eyvallah.</p>

<p>Ama bunlar büyürken fabrika küçülüyorsa…</p>

<p>Ortada dönüşümden önce konuşulması gereken başka bir şey vardır:</p>

<p><strong>Üretim kaybı.</strong></p>

<p>Çünkü fabrikayı kapatmak kolay.</p>

<p>Makineyi satarsınız.</p>

<p>İşçiyi gönderirsiniz.</p>

<p>Kapıya kilidi vurursunuz.</p>

<p>Bitti.</p>

<p>Ama yılların üretim kültürünü…</p>

<p>Tedarik zincirini…</p>

<p>Ustayı…</p>

<p>Mühendisi…</p>

<p>İhracat bağlantısını…</p>

<p>Aynı hızla geri getiremezsiniz.</p>

<p>İşin ironik tarafı başka.</p>

<p>Yıllarca bize ne söylendi?</p>

<p>Devlet çekilsin.</p>

<p>Piyasa halleder.</p>

<p>Planlama eskide kaldı.</p>

<p>Sonra pandemi geldi.</p>

<p>Tedarik zinciri koptu.</p>

<p>Çip bulunamadı.</p>

<p>Enerji güvenlik meselesi oldu.</p>

<p>Bir baktık…</p>

<p>Amerika sanayisini destekliyor.</p>

<p>Avrupa stratejik üretimini koruyor.</p>

<p>Çin zaten planlamayı hiç bırakmamış.</p>

<p><strong>Dersi bize verdiler…<br />
Teneffüste müfredatı kendileri değiştirdiler.</strong></p>

<p>Bahçıvan’ın dün “girişimci devlet” derken anlatmak istediği de tam buraya oturuyor.</p>

<p>Devlet fabrika sahibi olsun demiyor.</p>

<p>Piyasanın yerine geçsin demiyor.</p>

<p>Yön göstersin.</p>

<p>Stratejik alanı seçsin.</p>

<p>Uzun vadeli finansmanı kursun.</p>

<p>Sanayicinin küresel yarışta arkasında dursun.</p>

<p>Çünkü bugün Türk sanayicisi yalnız yabancı firmayla yarışmıyor.</p>

<p><strong>O firmanın arkasındaki devletle de yarışıyor.</strong></p>

<p>Rakibine teşvik…</p>

<p>Kendi sanayicine nasihat…</p>

<p>Olmaz.</p>

<p>Sanayileştikten sonra hizmet ekonomisine geçerseniz…</p>

<p>Gelişmiş ülke olursunuz.</p>

<p>Daha sanayileşmenizi tamamlamadan fabrikadan vazgeçerseniz…</p>

<p>Sanayi sonrası toplum falan olmuyorsunuz.</p>

<p><strong>Daha sanayileşmeden sanayisizleşiyorsunuz.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-27%20at%2009_34_06.jpeg" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">AVRUPA KÜÇÜLDÜ, BİZ DAHA ÇOK KÜÇÜLDÜK!</span></strong></p>

<p>Avrupa’nın hazır giyim pazarı küçülmüş.</p>

<p>2026’nın ilk beş ayında:</p>

<p><strong>Yüzde 11,9.</strong></p>

<p>Türkiye’den alım?</p>

<p><strong>Yüzde 15,8 düşmüş.</strong></p>

<p>Yani yağmur herkese yağmış…</p>

<p><strong>Biz biraz daha fazla ıslanmışız.</strong></p>

<p>Türkiye’nin Avrupa hazır giyim pazarındaki payı 2024’ün aynı döneminde yüzde 11’di.</p>

<p>2025’te yüzde 9,2.</p>

<p>2026’da:</p>

<p><strong>Yüzde 8,8.</strong></p>

<p>İki yılda 2,2 puan gitmiş.</p>

<p>Ama hâlâ üçüncüyüz.</p>

<p>Çin birinci.</p>

<p>Bangladeş ikinci.</p>

<p>Türkiye üçüncü.</p>

<p>Güzel.</p>

<p>Yalnız madalyanın arkasını da çevirelim.</p>

<p><strong>Kürsüdeki yerimiz duruyor…<br />
Pazardaki yerimiz küçülüyor.</strong></p>

<p>Daha enteresanı var.</p>

<p>Türkiye’nin Avrupa’ya sattığı hazır giyimde kilogram başına ihracat değeri:</p>

<p><strong>20,8 Euro.</strong></p>

<p>Avrupa’nın ortalama ithalat değeri:</p>

<p><strong>14,1 Euro.</strong></p>

<p>Yani ucuz mal satmıyoruz.</p>

<p>Katma değer var.</p>

<p>Kalite var.</p>

<p>Ürün var.</p>

<p>Fakat fiyat rekabetinde nefes daralıyor.</p>

<p>Kur geride.</p>

<p>Maliyet önde.</p>

<p>Rakip yanımızdan geçiyor.</p>

<p>Netice?</p>

<p><strong>Ürünü biz dikiyoruz…<br />
Müşteriyi başkası giydiriyor.</strong></p>

<p>Yıllarca bize:</p>

<p>“Katma değeri yükseltin.”</p>

<p>dediler.</p>

<p>Yükselttik.</p>

<p>Şimdi:</p>

<p>“Pahalı kaldınız.”</p>

<p>deniliyor.</p>

<p>İşin cilvesi burada.</p>

<p>Mal kötü değil.</p>

<p><strong>Hesap tutmuyor.</strong></p>

<p>Tekstilde fotoğraf biraz daha iyi.</p>

<p>Türkiye, Avrupa’nın birlik dışı tekstil ve hammadde ithalatında yüzde 17,6 payla Çin’in ardından ikinci sırada.</p>

<p>Üstelik payını çok az da olsa artırmış.</p>

<p>Fakat hazır giyimde alarm çalıyor.</p>

<p>Çünkü pazar küçüldüğünde herkes yara alabilir.</p>

<p>Ama siz pazardan daha hızlı küçülüyorsanız…</p>

<p>Mazereti yalnız Avrupa’da arayamazsınız.</p>

<p><strong>Mesele artık rekabet gücüdür.</strong></p>

<p>Üçüncülük güzel.</p>

<p>Madalyası da var.</p>

<p>Ama pazar payınız her yıl biraz daha eriyorsa…</p>

<p><strong>Tesellisi pahalıya geliyor.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-27%20at%2009_34_07.jpeg" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÖZAL KAPIYI AÇTI, TABA DÜNYAYI ÇAĞIRIYOR!</span></strong></p>

<p>1987…</p>

<p>Türkiye’nin istikameti değişiyordu.</p>

<p>Dışa açılıyordu.</p>

<p>Yeni pazar arıyordu.</p>

<p>Dünyayla daha fazla ticaret yapmak istiyordu.</p>

<p>TABA-AmCham da tam o iklimde kuruldu.</p>

<p>Aradan neredeyse kırk yıl geçti.</p>

<p>Takvim 2026.</p>

<p>Bu kez istikamet biraz farklı.</p>

<p>Türkiye dünyaya gitmeye hazırlanırken…</p>

<p><strong>Dünya da İstanbul’a çağrılıyor.</strong></p>

<p>6–10 Ekim tarihleri arasında Avrupa’daki Amerikan Ticaret Odaları ağının temsilcileri, TABA-AmCham’ın ev sahipliğinde İstanbul’da buluşacak.</p>

<p>Yaklaşık 50 ülkeden AmCham temsilcileri…</p>

<p>Uluslararası yatırım çevreleri…</p>

<p>Çok uluslu şirket yöneticileri…</p>

<p>Kamu ve diplomasi dünyasının isimleri…</p>

<p>Aynı masaya oturacak.</p>

<p>Konferans işin görünen tarafı. Asıl mesele yatırım.</p>

<p>Türkiye’nin yatırım imkânlarını anlatmak.</p>

<p>Türk şirketleriyle uluslararası iş dünyasını buluşturmak.</p>

<p>Yeni ticaretin, ortaklığın ve yatırımın kapısını aralamak.</p>

<p>8 Ekim’de ise masada başka bir başlık olacak:</p>

<p><strong>Transatlantik ilişkilerin ticarete etkileri.</strong></p>

<p>Yani İstanbul’da yalnız kartvizit değişmeyecek.</p>

<p>Türkiye’nin küresel ticarette nerede durduğu da konuşulacak.</p>

<p>Sanlı’yı geçenlerde Bartın’da kapanmanın eşiğindeki bir fabrikanın yeniden yatırım konusu hâline gelmesi için devrede gördük.</p>

<p>Şimdi ölçek büyüyor.</p>

<p>O gün bir fabrikanın masası kuruluyordu.</p>

<p>Bu kez…</p>

<p><strong>Türkiye’nin yatırım masası kuruluyor.</strong></p>

<p>1987’de dışarı açılmaya çalışan Türkiye vardı.</p>

<p>Bugün dışarıdaki sermayeye:</p>

<p>“Buyurun, burada iş yapın.”</p>

<p>diyen Türkiye var.</p>

<p>Aradaki fark yalnız kırk yıl değil.</p>

<p>Özgüven farkı.</p>

<p>Ama ölçü yine sonuç.</p>

<p>Yaklaşık 50 ülkeden iş insanını İstanbul’a getirmek kıymetlidir.</p>

<p>Fotoğraf verir.</p>

<p>Temas sağlar.</p>

<p>Kapı açar.</p>

<p>Asıl başarı?</p>

<p><strong>O kapıdan yatırım girerse başlar.</strong></p>

<p>Çünkü yatırımcı İstanbul’a gelip Boğaz’a bakıp giderse turizm olur.</p>

<p>Fabrikaya…</p>

<p>Ortaklığa…</p>

<p>Ticarete…</p>

<p>Sermayeye dönüşürse…</p>

<p>İşte o zaman iş dünyası olur.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">ÖNCE HÂKİM Mİ, ÖNCE SANDIK MI?</span></strong></p>

<p>İstanbul esnafının önünde iki takvim var.</p>

<p>Birinde tarih belli:</p>

<p><strong>20 Eylül.</strong></p>

<p>İSTESOB, 37. Olağan Genel Kurulu’na gidiyor.</p>

<p>Öteki takvim ise mahkemenin elinde.</p>

<p>Bazı oda yönetimleri ve temsil tartışmaları hâlâ yargının önünde.</p>

<p>İşin düğümü de burada.</p>

<p>Sandık:</p>

<p>“20 Eylül.”</p>

<p>diyor.</p>

<p>Mahkeme:</p>

<p>“Dosyaya bakıyorum.”</p>

<p>Peki bugün oy kullanacak temsilcilerden biri, yarın çıkacak kararla değişirse?</p>

<p>Delege hesabı değişirse?</p>

<p>Bugün çoğunluk görünen tablo, yarın hukuken başka bir şekle bürünürse?</p>

<p>O zaman mesele yalnızca:</p>

<p><strong>“Kim başkan oldu?”</strong></p>

<p>sorusu olmaz.</p>

<p>Asıl soru şuna döner:</p>

<p><strong>“Başkanı kim seçti?”</strong></p>

<p>Esnaf hesabı bilir.</p>

<p>Borcu alacaktan ayırır.</p>

<p>Gramı tartar.</p>

<p>Kuruşu şaşırmaz.</p>

<p>Ama bu hesapta iki ayrı defter var.</p>

<p>Birinde seçim tarihi yazıyor.</p>

<p>Ötekinde mahkeme kararı bekleniyor.</p>

<p>20 Eylül’de sandık kurulabilir.</p>

<p>Başkan da seçilebilir.</p>

<p>Ama mahkeme sonradan delege dengesini değiştirirse…</p>

<p>Bu kez yalnız sonuç tartışılmaz.</p>

<p><strong>Seçimin niçin bu kadar aceleye getirildiği de konuşulur.</strong></p>

<p>Çünkü bazen sandık önce açılır…</p>

<p><strong>Hesap sonra kapanmaz.</strong></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>TEZGÂHIN SESİ:</strong></span></p>

<p>İSO’da tarih belli:</p>

<p><strong>26 Ekim.</strong></p>

<p>Sandık görününce…</p>

<p>Koridorların yürüyüşü de değişiyor.</p>

<p>Dünkü Meclis toplantısında Erdal Bahçıvan salonu dolaştı.</p>

<p>Meclis üyeleriyle tek tek tokalaştı.</p>

<p>Hâl hatır sordu.</p>

<p>Gönül aldı.</p>

<p>Normal.</p>

<p>Seçim var.</p>

<p>Adnan Dalgakıran cephesinde ise görüntü daha ölçülü.</p>

<p>Daha vakur.</p>

<p>Bahçıvan’ın yıllardır bildiğimiz o ağır duruşunda ise…</p>

<p><strong>Seçimlik bir hareketlenme var.</strong></p>

<p>Olur.</p>

<p>Sandığın böyle huyları vardır.</p>

<p>En ağır koltuğu bile hafifletir.</p>

<p>Sanayici motor sesinden anlar.</p>

<p>Devir birden yükselmişse…</p>

<p><strong>Bir yerde seçim yaklaşmıştır.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-27%20at%2009_34_42.jpeg" /></strong></p>

<p><strong>Bereketle kalın…</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 09:37:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gözbebeği Mi, Günah Keçisi Mi?</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/gozbebegi-mi-gunah-kecisi-mi-19</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/gozbebegi-mi-gunah-kecisi-mi-19</guid>
                <description><![CDATA[Gözbebeği Mi, Günah Keçisi Mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Biz tekstille sanayileştik.</p>

<p>İpliği çevirdik.</p>

<p>Kumaşı dokuduk.</p>

<p>Konfeksiyonu öğrendik.</p>

<p>Dünyaya sattık.</p>

<p>Milyonlara ekmek verdik.</p>

<p>Yıllarca ihracatın yükünü taşıyan bu sektöre de boşuna <strong>“gözbebeğimiz”</strong> demedik.</p>

<p>IFCO’da Ticaret Bakanı <strong>Ömer Bolat’</strong>ın söyledikleri de aynı kıymetin altını çiziyordu:</p>

<p>“Tekstil ve giyim sektörünü göz ardı etmiyoruz, büyük önem veriyoruz.”</p>

<p>Eyvallah.</p>

<p>Sektör hâlâ devletin <strong>radarında.</strong></p>

<p>Destek konuşuluyor.</p>

<p>Fuarlara<strong> kaynak</strong> ayrılıyor.</p>

<p>İhracatta toparlanma bekleniyor.</p>

<p><strong>Kâğıt üzerindeki fotoğraf güzel.</strong></p>

<p>Fakat fabrikanın kapısından içeri girince fotoğrafın rengi değişiyor.</p>

<p>Finansman pahalı.</p>

<p>İşçilik pahalı.</p>

<p>Enerji pahalı.</p>

<p>Maliyet koşuyor.</p>

<p><strong>Kur arkasından geliyor.</strong></p>

<p>İSO Başkanı <strong>Erdal Bahçıvan’</strong>ın itirazı da tam burada başlıyor:</p>

<p>“Enflasyon uğruna Türkiye sanayisi feda ediliyor.”</p>

<p>İşte sektörün yaşadığı çelişki bu.</p>

<p>Bir tarafta:</p>

<p>“Gözbebeğimiz.”</p>

<p>Öbür tarafta:</p>

<p>“Feda ediliyoruz.”</p>

<p><strong>Gözbebeği dediğiniz sektörü koruyamazsanız, sıfat yerinde kalır; fabrika küçülür.</strong></p>

<p>Üstelik piyasa <strong>Ankara’nın takvimine</strong> göre hareket etmiyor.</p>

<p>Sipariş beklemiyor.</p>

<p>Rakip ülke beklemiyor.</p>

<p>Maliyet hiç beklemiyor.</p>

<p>Sanayiciye kalan ise sabretmek.</p>

<p>Peki nereye kadar?</p>

<p><strong>Enflasyon düşene kadar fabrika ayakta kalabilecek mi?</strong></p>

<p>Asıl mesele burada.</p>

<p>Bolat, sektörün itirazlarını dinledikten sonra bunları <strong>Ekonomi Koordinasyon Kurulu</strong>’na taşıyacağını söyledi.</p>

<p>Güzel.</p>

<p>Sanayici derdini Bakan’a anlattı.</p>

<p>Bakan ekonomi yönetimine anlatacak.</p>

<p>Ekonomi yönetimi değerlendirecek.</p>

<p>Sanayici de neticeyi bekleyecek.</p>

<p>Fakat o beklerken çark dönmek zorunda.</p>

<p>İşçi maaşını almak zorunda.</p>

<p>Sipariş zamanında çıkmak zorunda.</p>

<p>Kredi vadesi gününde gelmek zorunda.</p>

<p><strong>Bir tek maliyetin toplantı takvimi yok.</strong></p>

<p>Onun için sanayicinin Ankara’dan beklediği şey yeni bir<strong> tespit cümlesinden</strong> ziyade <strong>karar.</strong></p>

<p>Çünkü ne kadar güzel anlatılırsa anlatılsın…</p>

<p><strong>Fabrika toplantı tutanağıyla çalışmıyor.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-20%20at%2016_15_57%20(1).jpeg" style="height:432px; width:800px" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MÜŞTERİ BİZDİK, TURİST OLDUK!</span></strong></p>

<p>Eskiden turist Türkiye’ye gelirdi.</p>

<p>Döviz bozdururdu.</p>

<p>Gömlek alırdı.</p>

<p>Ayakkabı alırdı.</p>

<p>Çanta alırdı.</p>

<p>Bavulunu doldururdu.</p>

<p>Biz sevinirdik.</p>

<p>Şimdi manzara tersine dönüyor.</p>

<p>Biz uçağa biniyoruz.</p>

<p>Avrupa’ya gidiyoruz.</p>

<p>Alışveriş yapıyoruz.</p>

<p>Bavulu dolduruyoruz.</p>

<p>Bu defa onlar seviniyor.</p>

<p><strong>Turist aynı.<br />
Bavul aynı.<br />
Yön değişti.</strong></p>

<p>Bu değişimin sebebini İTO Başkanı<strong> Şekib Avdagiç</strong> rakamlarla anlatıyor.</p>

<p>Yılın ilk altı ayında sepet kur yaklaşık yüzde 7 artarken, TÜFE ile ÜFE ortalaması yaklaşık yüzde 17 yükselmiş.</p>

<p>Aradaki fark:</p>

<p><strong>Yaklaşık 10 puan.</strong></p>

<p>Ekonomistler buna<strong> “kur-enflasyon makası”</strong> diyor.</p>

<p>Vatandaş ise makası başka türlü görüyor.</p>

<p>Etikete bakıyor.</p>

<p>Aynı ürünü Türkiye’de pahalı, başka ülkede daha makul buluyorsa kararını veriyor.</p>

<p>Ekonomi teorisi dinlemiyor.</p>

<p>Alışverişini yapıyor.</p>

<p>Avdagiç’in işaret ettiği asıl<strong> tehlike</strong> de burada.</p>

<p>Türklerin yurt dışındaki alışverişi hızla büyürken, yabancıların Türkiye’deki harcamaları aynı tempoyu yakalayamıyor.</p>

<p>Yani mesele yalnızca kur tablosundaki rakamlarla sınırlı kalmıyor.</p>

<p><strong>Doların yönü aynı.<br />
Müşterinin yönü değişiyor.</strong></p>

<p>Türkiye’nin yıllarca önemli bir avantajı vardı.</p>

<p>Ucuzluk üzerinden yürüyen bir avantaj da değildi bu.</p>

<p>Kaliteli ürünü makul fiyata sunabiliyorduk.</p>

<p>Şimdi ise iki kelime piyasada dolaşıyor:</p>

<p><strong>“Türkiye pahalı.”</strong></p>

<p>İşte asıl tehlike burada başlıyor.</p>

<p>Kur bugün yükselir, yarın geriler.</p>

<p>Enflasyon çıkar, sonra iner.</p>

<p>Makas açılır, zamanla kapanır.</p>

<p>Fakat bir ülkenin üzerine <strong>“pahalı”</strong> etiketi <strong>yapıştığında</strong> mesele rakamdan çıkar, algıya dönüşür.</p>

<p>Turiste TÜFE anlatamazsınız.</p>

<p>Kur politikası sunumu yapamazsınız.</p>

<p>Grafik gösteremezsiniz.</p>

<p><strong>Turist valizini alır, rotasını değiştirir.</strong></p>

<p>Bir zamanlar alışveriş için Türkiye’ye gelen müşteri gider.</p>

<p>Bu defa müşteri(!) biz oluruz.</p>

<p>Turist de onlar.</p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-20%20at%2016_15_42.jpeg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">BİR TANE VAR, YEDİ TANE ARIYORUZ!</span></strong></p>

<p>Türkiye yıllardır cari açığı konuşuyor.</p>

<p>Nasıl kapatacağız?</p>

<p>Dövizi nereden bulacağız?</p>

<p>Hangi sektörü büyüteceğiz?</p>

<p>Ne üretip dünyaya satacağız?</p>

<p>İHKİB Başkanı <strong>Mustafa Paşahan</strong> bu sorulara hazır giyim üzerinden çarpıcı bir cevap veriyor.</p>

<p>Sektör üç yıldır kan kaybediyor.</p>

<p>Sipariş kaybediyor.</p>

<p>Üretim kaybediyor.</p>

<p>Rekabet gücü kaybediyor.</p>

<p>Buna rağmen 2025’te Türkiye’ye bıraktığı cari fazla:</p>

<p><strong>12 milyar dolar.</strong></p>

<p>Paşahan’ın bir başka hesabı daha var:</p>

<p>“Hazır giyim gibi yedi sektör daha olsaydı Türkiye cari açık vermeyecekti.”</p>

<p>İlk bakışta güzel haber.</p>

<p>Demek ki <strong>reçeteyi</strong> bulmuşuz.</p>

<p>Yalnız reçetenin önünde küçük bir problem duruyor.</p>

<p><strong>Biz yedi tane daha ararken, elimizdeki bir taneyi kaybediyoruz.</strong></p>

<p>Çünkü maliyet yükseliyor.</p>

<p>Kur baskısı artıyor.</p>

<p>Finansman pahalılaşıyor.</p>

<p>Sipariş azalıyor.</p>

<p>Fabrika küçülüyor.</p>

<p>Üretimin bir kısmı başka ülkelere kayıyor.</p>

<p>Sonra tekrar masaya oturup:</p>

<p>“Cari açığı nasıl kapatırız?”</p>

<p>diye soruyoruz.</p>

<p>İş, Nasreddin Hoca’nın meşhur fıkrasına dönüyor.</p>

<p>Anahtar evin içinde kaybolmuş.</p>

<p>Biz sokak lambasının altında arıyoruz.</p>

<p>Niçin?</p>

<p>Orası daha aydınlık!</p>

<p>Oysa hazır giyim cevabı yıllardır veriyor.</p>

<p>Hem ihracat yapıyor.</p>

<p>Hem istihdam sağlıyor.</p>

<p>Hem döviz kazandırıyor.</p>

<p>Hem de<strong> 12 milyar dolar cari fazla </strong>bırakıyor.</p>

<p>Elbette yeni sektörler bulalım.</p>

<p>Yeni teknoloji geliştirelim.</p>

<p>Yeni yatırımlar çekelim.</p>

<p>Katma değeri yükseltelim.</p>

<p>Ama bütün bunları yaparken, elimizdeki döviz kazandıran fabrikayı da dışarıya kaçırmayalım.</p>

<p>Çünkü ekonomide bazen en parlak proje, yeni bir şey icat etmekten önce…</p>

<p><strong>Elindekini kaybetmemektir.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-20%20at%2016_15_57.jpeg" style="height:661px; width:800px" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">REKOR ÇOK, GÜLTEPE NİYE GÜLMÜYOR?</span></strong></p>

<p>İhracat rakamları açıklanıyor.</p>

<p>Rekor.</p>

<p>Bir ay geçiyor.</p>

<p>Yeni bir rekor.</p>

<p>Alkış geliyor.</p>

<p>Manşet geliyor.</p>

<p>Grafik yukarı çıkıyor.</p>

<p>Mal ve hizmet ihracatı 400 milyar doları aşmış.</p>

<p>Büyük rakam.</p>

<p>Türkiye açısından önemli bir eşik.</p>

<p>Fakat tam da bu rakamlar konuşulurken TİM Başkanı <strong>Mustafa Gültepe</strong> başka bir yere dikkat çekiyor:</p>

<p>“Yüzde 3’ler, yüzde 4’ler, yüzde 5’ler Türkiye’ye yetmez.”</p>

<p>İnsan ister istemez soruyor:</p>

<p>Mustafa Bey…</p>

<p>İhracat artıyor.</p>

<p>400 milyar dolar aşılmış.</p>

<p>Rekorlar geliyor.</p>

<p><strong>Peki siz niçin gülmüyorsunuz?</strong></p>

<p>Cevabı, ihracat rakamının fabrikaya nasıl yansıdığına bakınca ortaya çıkıyor.</p>

<p>Çünkü rekor açıklamak başka.</p>

<p>O rekorun <strong>üreticiyi büyütmesi</strong> başka.</p>

<p>Gültepe’nin istediği de tam olarak bu.</p>

<p>Türkiye büyürken üretici de büyüsün.</p>

<p>İhracat artarken fabrikanın kapasitesi de artsın.</p>

<p>Yeni makine alınsın.</p>

<p>Yeni işçi istihdam edilsin.</p>

<p>Yeni pazarlara girilsin.</p>

<p>Yeni yatırımlar yapılsın.</p>

<p>Çünkü ihracat, ekrana yazılan dolar rakamından ibaret kalırsa üretici o rekoru kendi hayatında göremez.</p>

<p>İhracat dediğiniz şey…</p>

<p>Tezgâhın daha hızlı dönmesidir.</p>

<p>Fabrikanın genişlemesidir.</p>

<p>İşçinin işe alınmasıdır.</p>

<p>Yeni siparişin kapıdan girmesidir.</p>

<p>Bunlar gerçekleşmiyorsa rakamın hikâyesi başka, fabrikanın hikâyesi başka olur.</p>

<p>Her ay rekor(!) açıklarsınız.</p>

<p>Alkış gelir.</p>

<p>Manşet gelir.</p>

<p>Grafik yükselir.</p>

<p>Sanayici kasayı açar.</p>

<p><strong>Rekor orada görünmez.</strong></p>

<p>Gültepe’nin “yetmez” dediği nokta da burası.</p>

<p>400 milyar doların aşılması kıymetli.</p>

<p>Şimdi o rakamın tezgâha, fabrikaya, yatırıma ve istihdama dönüşmesi gerekiyor.</p>

<p>Çünkü…</p>

<p><strong>Rakam büyüyüp üretici küçülüyorsa, o rekorda bir şey eksik kalmış demektir.</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEZGÂHIN SESİ</span></strong></p>

<p>Ekonomide rakam çok.</p>

<p>Enflasyon var.</p>

<p>İhracat var.</p>

<p>Cari açık var.</p>

<p>Büyüme var.</p>

<p>Kur var.</p>

<p>Faiz var.</p>

<p>Hepsinin tablosu var.</p>

<p>Grafiği var.</p>

<p>Virgülü var.</p>

<p>Yüzdesi var.</p>

<p>Fakat bütün bu hesapların sonunda tezgâhın sorduğu üç basit soru kalıyor:</p>

<p><strong>Üreten kazanıyor mu?</strong></p>

<p>Kazanan yatırım yapıyor mu?</p>

<p>Yatırım yapan yarına güveniyor mu?</p>

<p>Bu üç sorunun cevabı “evet” ise mesele yolunda demektir.</p>

<p>Ekonomistler rakamları tartışsın.</p>

<p>Grafikler açılsın.</p>

<p>Başarı anlatılsın.</p>

<p>Fakat cevap “hayır” çıkıyorsa…</p>

<p>Grafiğin rengini değiştirmenin pek faydası kalmaz.</p>

<p>Çünkü ekonomi sonunda Excel dosyasında yaşamıyor.</p>

<p>Fabrikada yaşıyor.</p>

<p>Atölyede yaşıyor.</p>

<p>İhracatçının siparişinde yaşıyor.</p>

<p>İşçinin maaşında yaşıyor.</p>

<p>Sanayicinin yeni makine alma kararında yaşıyor.</p>

<p><strong>Tezgâh dönüyorsa</strong> rakamın hükmü vardır.</p>

<p><strong>Tezgâh duruyorsa</strong>, geriye yalnızca rakam kalır.</p>

<p>Bereketle kalın…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 16:24:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu Koro Niye Birden Başladı?</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/bu-koro-niye-birden-basladi-18</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/bu-koro-niye-birden-basladi-18</guid>
                <description><![CDATA[Bu Koro Niye Birden Başladı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir kişi konuşursa…</p>

<p>Görüş dersiniz.</p>

<p>İkincisi aynı yere dokunursa…</p>

<p>Tesadüf dersiniz.</p>

<p>Üçüncüsü de aynı sancıyı tarif ederse…</p>

<p>İnsan ister istemez soruyor:</p>

<p><strong>Bu koro niye birden başladı?</strong></p>

<p>İTO Başkanı Şekib Avdagiç…</p>

<p>Kur ile enflasyon arasındaki makası gösterdi.</p>

<p>Maliyet koşuyor.</p>

<p>Döviz arkadan geliyor.</p>

<p>İhracatçı dünyaya mal satıyor…</p>

<p>Kazancı yolda eriyor.</p>

<p>İSO Başkanı Erdal Bahçıvan…</p>

<p>“Sanayiye sahip çıkmak, Türkiye’ye sahip çıkmaktır” dedi.</p>

<p>Boşuna söylemedi.</p>

<p>Finansman pahalı.</p>

<p>Enerji ağır.</p>

<p>Rekabet sert.</p>

<p>Fabrikanın çarkı dönüyor ama sanayicinin hesabı dönmüyor.</p>

<p>MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir de finansmana erişimi, maliyet baskısını, iş dünyasının “bekle-gör” hâlini gündeme taşıdı.</p>

<p>Avdagiç makası gösterdi.</p>

<p>Bahçıvan fabrikayı.</p>

<p>Özdemir finansmanı.</p>

<p>Üçü başka kelime kullandı.</p>

<p><strong>Aynı yaraya bastı.</strong></p>

<p>Demek ki mesele mikrofonlarda değilmiş.</p>

<p><strong>Tezgâhtaymış.</strong></p>

<p>Grafikler düzelebilir.</p>

<p>Rakamlar güzelleşebilir.</p>

<p>Ama fabrika başka bir dil konuşuyorsa…</p>

<p>Orada durmak gerekir.</p>

<p>Çünkü bilanço alkış tutmaz.</p>

<p>Kasa nutuk dinlemez.</p>

<p>Koro yeni kurulmadı.</p>

<p>Nota dağıtılmadı.</p>

<p>Şef de yok.</p>

<p>Canı yanan…</p>

<p><strong>Aynı makamdan söylemeye başladı.</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-13%20at%2008_57_58%20(1).jpeg" style="height:618px; width:800px" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>AYNI KÜRSÜ, BAŞKA HESAP!</strong></span></p>

<p>25,6 milyar dolar.</p>

<p>Temmuz ihracatı.</p>

<p>Tarihi zirve.</p>

<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat açıkladı.</p>

<p>Alkış.</p>

<p>Ardından TİM Başkanı Mustafa Gültepe aldı mikrofonu.</p>

<p>Üç yıldır yüksek maliyetle boğuştuklarını, rekabet gücünün aşındığını anlattı.</p>

<p>Alkış biraz yavaşladı.</p>

<p>Garip mi?</p>

<p>Hiç.</p>

<p>Bolat kaç sattığımızı söylüyor.</p>

<p>Gültepe…</p>

<p><strong>Satarken ne kazandığımızı soruyor.</strong></p>

<p>Biri vitrindeki etikete bakıyor.</p>

<p>Öteki kasadaki hesaba.</p>

<p>İhracat artmış.</p>

<p>Güzel.</p>

<p>Peki kazanç?</p>

<p>İşte orada ses kısılıyor.</p>

<p>Çünkü dünyaya mal göndermek başarıdır.</p>

<p>Ama sanayicinin marifeti yalnızca satmak değildir.</p>

<p><strong>Sattığından para kazanmaktır.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-13%20at%2008_57_59.jpeg" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">STK DEDİĞİN BÖYLE OLUR!</span></strong></p>

<p>Bartın’da bir fabrika…</p>

<p>Kapanmanın eşiğinde.</p>

<p>Makineler susacak.</p>

<p>İnsanlar işsiz kalacak.</p>

<p>TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı devreye giriyor.</p>

<p>Yatırımcı?</p>

<p>Kendi yönetiminden.</p>

<p><strong>Adem Baklacı.</strong></p>

<p>Baklacı fabrikayı devralıyor.</p>

<p>Üretime yeniden hayat veriyor.</p>

<p>Hedef…</p>

<p><strong>Bin kişilik istihdam.</strong></p>

<p>Şimdi gelelim STK’cılığa.</p>

<p>Toplantı yaparsın.</p>

<p>Plaket verirsin.</p>

<p>Toplu fotoğrafta ön sıraya geçersin.</p>

<p>Sosyal medyada memleketi üç kere kurtarırsın.</p>

<p>Ertesi sabah…</p>

<p>Hayat kaldığı yerden devam eder.</p>

<p>Süleyman Ecevit Sanlı başka bir yol seçmiş.</p>

<p>Kapanacak fabrikaya yatırımcı bulmuş.</p>

<p>Adem Baklacı da lafın ucundan değil…</p>

<p><strong>İşin ucundan tutmuş.</strong></p>

<p>Sonuç?</p>

<p>Bir imza.</p>

<p>Bir yatırım.</p>

<p><strong>Bin umut.</strong></p>

<p>STK’nın açılımını herkes bilir.</p>

<p>Asıl mesele…</p>

<p><strong>İçini neyle doldurduğundur.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-13%20at%2009_19_26.jpeg" style="height:800px; width:600px" /></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">İSO’DA RÖVANŞ KOKUSU!</span></strong></p>

<p>2022…</p>

<p>İSO’da sandık kuruldu.</p>

<p>Erdal Bahçıvan 74.</p>

<p>Adnan Dalgakıran 56.</p>

<p>Bahçıvan kazandı.</p>

<p>Dalgakıran kaybetti.</p>

<p>Ama 56 oy…</p>

<p>Öyle çantaya koyup eve götürülecek bir rakam değil.</p>

<p>Şimdi 2026.</p>

<p>İSO kulislerinde yine Dalgakıran’ın adı dolaşıyor.</p>

<p>Henüz adaylığını ilan etmiş değil.</p>

<p>Ama Bahçıvan’ın karşısına yeniden çıkacağı konuşuluyor.</p>

<p>Olur mu?</p>

<p>Göreceğiz.</p>

<p>Fakat 2022’nin hesabı ortada.</p>

<p>74’e 56.</p>

<p>Aradan dört yıl geçti.</p>

<p>Sanayi değişti.</p>

<p>Ekonomi değişti.</p>

<p>Dengeler değişti.</p>

<p>Şimdi sıra sandıkta.</p>

<p>Bahçıvan koltuğunu korumaya…</p>

<p>Dalgakıran rövanşı almaya hazırlanırsa…</p>

<p>İSO’da bu seçim yalnızca başkanı belirlemez.</p>

<p><strong>Dört yıl önce kapanmayan hesabı da kapatır.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-08-13%20at%2008_57_58.jpeg" style="height:631px; width:800px" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEZGÂHIN SESİ:</span></strong></p>

<p>Kürsü konuşur.</p>

<p>Sandık hesabını görür.</p>

<p>Tezgâh ise ikisine de aldırmaz.</p>

<p>Çünkü iş dünyasında sözün kıymeti…</p>

<p><strong>İşe dönüştüğü kadardır.</strong></p>

<p>Gerisi kürsüde kalır.</p>

<p><strong>Bereketle kalın…</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 09:06:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sandık Gelmeden Biten Seçim</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/sandik-gelmeden-biten-secim-17</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/sandik-gelmeden-biten-secim-17</guid>
                <description><![CDATA[Sandık Gelmeden Biten Seçim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tekstil konuşmaz.</p>

<p><strong>Bakmaz.</strong></p>

<p>Kumaşa bakar.<br />
Dikişe bakar.<br />
Adama bakar.</p>

<p>Şimdi bakıyor.</p>

<p>İki isim.</p>

<p><strong>Mustafa Paşahan.<br />
Timur Bozdemir.</strong></p>

<p>Biri anlatıyor.</p>

<p>Biri anlatıyor gibi yapıyor.</p>

<p>Biri sahada.</p>

<p>Biri sahayı anlatıyor.</p>

<p>Fark burada başlıyor.</p>

<p>Paşahan…</p>

<p>Tezgâhtan.</p>

<p>İpliğin ucunu tutmuş.<br />
Kumaşın kokusunu biliyor.</p>

<p>Bozdemir…</p>

<p>Sözden.</p>

<p>Cümle kuruyor.<br />
Ama sahaya değmiyor.</p>

<p>Şimdi en kritik yer:</p>

<p><strong>Paşahan başkan değil.<br />
Vekil.</strong></p>

<p>Yani…</p>

<p>İmza onda değil.<br />
Ama yük omzunda.</p>

<p>Buna rağmen ne yapmış?</p>

<p>Fuar.<br />
Heyet.<br />
Bağlantı.</p>

<p>Ufuk Muslu ne dedi?</p>

<p><strong>“Ulaşılır.”</strong></p>

<p>Allam Çiftçi ne dedi?</p>

<p><strong>“Birlikte yaptık.”</strong></p>

<p>Bu iki cümle…</p>

<p>Seçimi anlatır.</p>

<p>Gelelim diğer tarafa.</p>

<p>Eleştiri.</p>

<p>Eleştiri.</p>

<p>Eleştiri.</p>

<p>Kolay.</p>

<p>Ama soru şu:</p>

<p><strong>Ne yapacaksın?</strong></p>

<p>Cevap yok.</p>

<p>Daha ilginci:</p>

<p>İHKİB…</p>

<p>Devlet gibi anlatıldı.</p>

<p>Değil.</p>

<p>Ne yapar?</p>

<p><strong>Kapı çalar.<br />
Zorlar.<br />
Takip eder.</strong></p>

<p>Ama…</p>

<p>Faiz indirmez.<br />
Kur belirlemez.</p>

<p>Bu ayrımı bilmeden konuşursan…</p>

<p><strong>gürültü olur.</strong></p>

<p>Bir de geçmiş var.</p>

<p>Aynı ekip.</p>

<p>Aynı yol.</p>

<p>Sonra ayrılık.</p>

<p>Sebep?</p>

<p>Yok.</p>

<p>O zaman soru büyür:</p>

<p><strong>Birlikte yürüyemeyen…<br />
nasıl yönetecek?</strong></p>

<p>Bir de dil.</p>

<p>Sertlik var.</p>

<p>Ama ağırlık yok.</p>

<p>Çünkü…</p>

<p><strong>yük taşımayan ses yükseltir.</strong></p>

<p>Paşahan’a not.</p>

<p>Bazen cevap verdi.</p>

<p>Keşke vermeseydi.</p>

<p>Çünkü lider…</p>

<p>seviyeyi düşürmez.</p>

<p>Ama tablo değişmez.</p>

<p>Biri…</p>

<p><strong>yaptığını konuşur.</strong></p>

<p>Diğeri…</p>

<p><strong>konuştuğunu yapamaz.</strong></p>

<p>Bu yazı neden?</p>

<p>Gündem için değil.</p>

<p><strong>Kayıt için.</strong></p>

<p>Çünkü bazı seçimler…</p>

<p>sandıkta değil,<br />
<strong>akılda biter.</strong></p>

<p>Ve bu seçim…</p>

<p>bitmiş gibi.</p>

<p>Benim kanaatim:</p>

<p><strong>Paşahan önde.</strong></p>

<p>Neden?</p>

<p>Çünkü tekstil…</p>

<p>lafı değil,<br />
<strong>işi satın alır.</strong></p>

<p><strong>Kalın sağlıcakla</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 19:50:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tekstil Konuşuyor: Vekil Ama Sahada</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/tekstil-konusuyor-vekil-ama-sahada-16</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/tekstil-konusuyor-vekil-ama-sahada-16</guid>
                <description><![CDATA[Tekstil Konuşuyor: Vekil Ama Sahada]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tekstil susmaz.</p>

<p>Sussa…<br />
ihracat susar.</p>

<p>İhracat susarsa…<br />
şehir susar.</p>

<p>Bugün konuşan tekstil değil.<br />
Bugün konuşan kriz.</p>

<p>Maliyet yukarı.<br />
Kur aşağı.<br />
Faiz tepede.</p>

<p>Denge yok.</p>

<p>Sorduk.</p>

<p>MESİAD Başkanı<strong> Ufuk Muslu</strong>’ya:</p>

<p><strong>“Bu seçim neden farklı?”</strong></p>

<p>Durmadı.</p>

<p>“Çünkü piyasa daraldı” dedi.<br />
“Artık herkes fark istiyor.”</p>

<p>Bir soru daha:</p>

<p><strong>“İHKİB ne yapar?”</strong></p>

<p>Burada herkesin bildiğini sandığı ama bilmediği gerçek çıktı ortaya.</p>

<p><strong>İHKİB faiz indirmez.<br />
Kur belirlemez.<br />
Enflasyon düşürmez.</strong></p>

<p>Peki?</p>

<p><strong>Anlatır.<br />
Taşır.<br />
Zorlar.<br />
Takip eder.</strong></p>

<p>Yani…</p>

<p><strong>Çözüm dağıtan değil,<br />
çözümü zorlayan yer.</strong></p>

<p>Geldik meselenin merkezine.</p>

<p>İsim.</p>

<p><strong>Mustafa Paşahan.</strong></p>

<p>Ama önce şu:</p>

<p><strong>Paşahan başkan değil.<br />
Başkan vekili.</strong></p>

<p>Yani…</p>

<p>İmza onda değil.<br />
Ama yük omzunda.</p>

<p>Soruluyor:</p>

<p>“Niye değiştirmedi?”</p>

<p>Yanlış soru.</p>

<p>Direksiyon onda değilken<br />
niye yolu değiştirmedin diye sorulmaz.</p>

<p>Muslu burada net:</p>

<p><strong>“Ulaşılabilir.”</strong></p>

<p>Kısa bir kelime.</p>

<p>Ama sektörde en pahalı şey bu.</p>

<p>Telefon açıyor.<br />
Geri dönüyor.<br />
Dinliyor.<br />
Taşıyor.<br />
Takip ediyor.</p>

<p>Bu slogan değil.</p>

<p>Bu saha.</p>

<p>Somut başlıklar:</p>

<p><strong>Yeşil pasaport.<br />
Kargo krizi.<br />
Krediye erişim.<br />
İhracat statüsü.</strong></p>

<p>Masada.</p>

<p>Ve takipte.</p>

<p>Karşı cephe?</p>

<p>Daha sert.<br />
Daha yüksek ses.</p>

<p>Ama…</p>

<p><strong>Ses başka, çözüm başka.</strong></p>

<p>Muslu’nun cümlesi:</p>

<p><strong>“Sürekli kötü demekle çözüm olmaz.”</strong></p>

<p>Çünkü sektör bugün şunu arıyor:</p>

<p><strong>Temsil değil, refleks.<br />
Söz değil, temas.<br />
Eleştiri değil, takip.</strong></p>

<p>Ve en kritik yer:</p>

<p><strong>“Tezgâh kazanır.”</strong></p>

<p>Şimdi sadeleştirelim.</p>

<p>Paşahan bugün ne?</p>

<p><strong>Vekil.</strong></p>

<p>Ama nasıl?</p>

<p><strong>Sahada.</strong></p>

<p>Yarın ne olabilir?</p>

<p>Başkan.</p>

<p>Peki o zaman?</p>

<p><strong>Yetki artı saha, eşittir etki.</strong></p>

<p>Bu yüzden mesele basit:</p>

<p>Bu seçim isim seçimi değil.</p>

<p><strong>Okuma seçimi.</strong></p>

<p>Tezgâhı bilen mi yönetecek…</p>

<p>yoksa<br />
tezgâha uzaktan bakan mı?</p>

<p>Cevap sandıkta değil.</p>

<p><strong>Sahada.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/image_1775234977386.jpg" style="height:800px; width:600px" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">TEKSTİL ÜRETİYOR AMA KAZANAMIYOR</span></strong></p>

<p>Tekstil çalışıyor.</p>

<p>Ama kazanmıyor.</p>

<p>Üretiyor.<br />
İhraç ediyor.<br />
Koşturuyor.</p>

<p>Ama değeri başkası alıyor.</p>

<p>İşte mesele burada başlıyor.</p>

<p>Sorduk.</p>

<p>OTİAD Başkanı <strong>Allam Çiftçi’</strong>ye:</p>

<p><strong>“Sektör ne yaşıyor?”</strong></p>

<p>Cevap net:</p>

<p><strong>“Sorun sadece maliyet değil, yapı.”</strong></p>

<p>Evet.</p>

<p>Maliyet arttı.<br />
Kur geride kaldı.<br />
Sipariş azaldı.</p>

<p>Ama Çiftçi başka bir kapıyı açıyor:</p>

<p><strong>“Bu iş sadece fiyat meselesi değil.”</strong></p>

<p>Çünkü Türkiye üretimde güçlü.</p>

<p>Hatta açık söylüyor:</p>

<p><strong>“Çin’den sonra en büyük üreticiyiz.”</strong></p>

<p>Ama sonra ekliyor:</p>

<p><strong>“İstediğimiz yerde değiliz.”</strong></p>

<p>Neden?</p>

<p>Çünkü üretim var…<br />
ama <strong>marka yok.</strong></p>

<p>İşte yazının kırıldığı yer burası:</p>

<p><strong>“Marka Bakanlığına ihtiyacımız var.”</strong></p>

<p>Bu cümle sıradan değil.</p>

<p>Bu, sektörün yıllardır söyleyip<br />
devletten duyamadığı cümle.</p>

<p>Çiftçi burada daha da ileri gidiyor:</p>

<p>Moda haftası.<br />
Akademi.<br />
Uluslararası trend çalışmaları.</p>

<p>Yani diyor ki:</p>

<p><strong>“Sadece üretimle büyüyemezsiniz.”</strong></p>

<p>Çünkü dünya artık şöyle çalışıyor:</p>

<p>Üreten kazanmaz.<br />
<strong>Marka olan kazanır.</strong></p>

<p>Bir adım daha:</p>

<p><strong>“Bizim payımız yüzde bir.”</strong></p>

<p>Hedef?</p>

<p><strong>Yüzde beş.</strong></p>

<p>Ne demek bu?</p>

<p>Bugün yirmi beş milyar dolar.</p>

<p>Yarın?</p>

<p><strong>Yüz milyar dolar.</strong></p>

<p>Potansiyel var mı?</p>

<p>Çiftçi net:</p>

<p><strong>“Var.”</strong></p>

<p>Neden?</p>

<p>Coğrafya.<br />
Hız.<br />
Know-how.</p>

<p>Ama eksik olan ne?</p>

<p><strong>Strateji.</strong></p>

<p>Bir başka kritik ayrım:</p>

<p>Sektör tek değil.</p>

<p><strong>Sanayi üretimi ayrı.<br />
Marka ayrı.<br />
Fast fashion ayrı.</strong></p>

<p>Hepsini aynı sepete koyarsan…</p>

<p><strong>yanlış teşhis koyarsın.</strong></p>

<p>Gelelim seçime.</p>

<p>Çiftçi burada farklı bir yerden giriyor.</p>

<p>Ne diyor?</p>

<p><strong>“Bu sadece seçim değil.”</strong></p>

<p>Ama…</p>

<p>Dünyanın sonu da değil.</p>

<p>Yani ne yapıyor?</p>

<p>Gerilimi değil,<br />
<strong>dengeyi anlatıyor.</strong></p>

<p>Ve sonra net bir tercih koyuyor:</p>

<p><strong>Mustafa Paşahan.</strong></p>

<p>Ama neden?</p>

<p>Bu kez Muslu’daki gibi “ulaşılabilirlik” değil.</p>

<p>Başka bir gerekçe:</p>

<p><strong>“Birlikte çalıştık, gördük.”</strong></p>

<p>Fuarlar.<br />
B2B organizasyonlar.<br />
Yeşil dönüşüm projeleri.</p>

<p>Yani destek duygusal değil.</p>

<p><strong>Tecrübeye dayalı.</strong></p>

<p>Ve en kritik cümle:</p>

<p><strong>“Tek başına kimse çözemez.”</strong></p>

<p>Bu çok önemli.</p>

<p>Çünkü ilk defa biri şunu açık söylüyor:</p>

<p>Ne başkan…<br />
ne birlik…</p>

<p><strong>tek başına yeterli değil.</strong></p>

<p>Çözüm nerede?</p>

<p><strong>Devlet artı, sektör artı, vizyon.</strong></p>

<p>Ama yine de şu sorunun cevabı veriliyor:</p>

<p><strong>“Kim öne çıkıyor?”</strong></p>

<p>Cevap:</p>

<p><strong>“Güven veren.”</strong></p>

<p>Ve o güvenin adresi olarak yine aynı isim:</p>

<p><strong>Mustafa Paşahan.</strong></p>

<p>Ama bu kez gerekçe farklı:</p>

<p><strong>Üretimden geliyor.<br />
Dünyayı biliyor.<br />
Markayla çalışıyor.</strong></p>

<p>Yani…</p>

<p>Sadece konuşan değil,<br />
<strong>yapan tarafta.</strong></p>

<p>Sonuç?</p>

<p>Tekstil bugün şunu tartışıyor:</p>

<p>Üretmeye devam mı…</p>

<p>yoksa<br />
<strong>değer üretmeye geçiş mi?</strong></p>

<p>Bu seçim de aslında bunu soruyor.</p>

<p>Kim yönetecek?</p>

<p>Sadece üretimi bilen mi…</p>

<p>yoksa<br />
<strong>üretimi değere çevirebilen mi?</strong></p>

<p>Cevap yine sandıkta değil.</p>

<p><strong>Stratejide.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/image_1775234990174.jpg" style="height:533px; width:800px" /></strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İHRACAT ARTIYOR… AMA İHRACATÇI KAZANAMIYOR</span></strong></p>

<p>Rakam geldi.</p>

<p><strong>21,9 milyar dolar.</strong></p>

<p>Mart ayı ihracatı.</p>

<p>Kağıt üstünde güçlü.<br />
Kürsüde anlatınca gururlu.</p>

<p>Ama sahaya in…</p>

<p>Başka hikâye.</p>

<p>Mustafa Gültepe açıkladı:</p>

<p><strong>İlk çeyrek: 63,3 milyar dolar.<br />
12 ay: 271,3 milyar dolar.</strong></p>

<p>Bir de ekledi:</p>

<p><strong>“Yüzde 3,1 eksideyiz.”</strong></p>

<p>Şimdi dur.</p>

<p>Bir cümle kur:</p>

<p>İhracat var.<br />
Ama artmıyor.</p>

<p>Artıyor gibi.<br />
Ama ekside.</p>

<p>İşte Türkiye özeti bu.</p>

<p>Otomotiv lider.</p>

<p><strong>3,3 milyar dolar.</strong></p>

<p>Kimya peşinde.<br />
Çelik arkada.<br />
Elektrik elektronik sırada.<br />
Hazır giyim…</p>

<p><strong>Nefes almaya çalışıyor.</strong></p>

<p>Ama asıl veri nerede biliyor musun?</p>

<p><strong>26 sektörün 18’i düşmüş.</strong></p>

<p>Yani…</p>

<p>Çoğunluk geride.</p>

<p>Şimdi daha net konuşalım.</p>

<p>İhracat artıyor mu?</p>

<p>Evet.</p>

<p>İhracatçı kazanıyor mu?</p>

<p><strong>Hayır.</strong></p>

<p>Bak.</p>

<p>938 firma ilk kez ihracat yapmış.</p>

<p>Sevin.</p>

<p>Ama sor:</p>

<p><strong>Kaçı devam edecek?</strong></p>

<p>Parite katkı vermiş:</p>

<p><strong>682 milyon dolar.</strong></p>

<p>Yani…</p>

<p>Kur değil, şans çalışmış.</p>

<p>Asıl darbe nereden?</p>

<p>Savaş.</p>

<p>Körfez.</p>

<p>Bir ayda:</p>

<p><strong>%37 düşüş.</strong></p>

<p>815 milyon dolar buhar.</p>

<p>Listeyi aç:</p>

<p>Irak düşmüş.<br />
BAE düşmüş.<br />
İran düşmüş.<br />
Suudi düşmüş.<br />
Katar çökmüş.<br />
Kuveyt gitmiş.<br />
Bahreyn neredeyse silinmiş.</p>

<p>Sebep?</p>

<p>Savaş.</p>

<p>Savaş ne yapar?</p>

<p>Petrolü yükseltir.<br />
Maliyeti artırır.<br />
Siparişi kaçırır.</p>

<p>Mustafa Gültepe diyor ki:</p>

<p><strong>“Yeni destekler şart.”</strong></p>

<p>Doğru.</p>

<p>Ama eksik.</p>

<p>Çünkü mesele sadece destek değil.</p>

<p>Mesele denge.</p>

<p>Maliyet %500 artmış.</p>

<p>Kur yerinde.</p>

<p>Faiz tepede.</p>

<p>Bu tabloda ne olur?</p>

<p>İhracat yaparsın…</p>

<p><strong>ama kazanamazsın.</strong></p>

<p>Türkiye bugün bunu yaşıyor.</p>

<p>Bir yanda kürsü.</p>

<p>Bir yanda tezgâh.</p>

<p>Kürsü diyor:</p>

<p><strong>“271 milyar dolar.”</strong></p>

<p>Tezgâh diyor:</p>

<p>“Müşteri gitti.”</p>

<p>Kürsü diyor:</p>

<p><strong>“Yeni pazarlar bulacağız.”</strong></p>

<p>Tezgâh diyor:</p>

<p><strong>“Eskiyi tutamıyoruz.”</strong></p>

<p>İşte kırılma burada.</p>

<p>Mustafa Gültepe haklı:</p>

<p><strong>“İşimiz üretim, gücümüz ihracat.”</strong></p>

<p>Ama bir cümle eksik.</p>

<p>Kazanamayan ihracat… sürdürülemez.</p>

<p>Rakam büyür.</p>

<p>Manşet büyür.</p>

<p>Ama…</p>

<p><strong>tezgâh küçülür.</strong></p>

<p>Ve günün sonunda soru şu:</p>

<p>Türkiye ihracat yapıyor mu?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Peki…</p>

<p><strong>ihracatçı yaşıyor mu?</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/image_1775234996037.jpg" style="height:800px; width:580px" /></strong></p>

<p><strong>Kalın sağlıcakla</strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 19:41:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kumaş Yanıyor, Herkes Kravat Düzeltiyor</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/kumas-yaniyor-herkes-kravat-duzeltiyor-15</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/kumas-yaniyor-herkes-kravat-duzeltiyor-15</guid>
                <description><![CDATA[Kumaş Yanıyor, Herkes Kravat Düzeltiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de bazı sektörler vardır.</p>

<p>Sadece üretmez.</p>

<p>Memleket taşır.</p>

<p>Hazır giyim onlardan biri.</p>

<p>İhracat yapar.<br />
Kadın istihdamı sağlar.<br />
Anadolu’ya fabrika götürür.<br />
Şehre ekmek bırakır.<br />
Kasabaya umut bırakır.<br />
Atölyeye ışık bırakır.</p>

<p>Ama ne zaman bu sektör konuşulsa, herkes büyük laflar eder.<br />
“Katma değer…”<br />
“Markalaşma…”<br />
“Dönüşüm…”<br />
“Yeni pazarlar…”</p>

<p>Güzel.</p>

<p>Peki içeride ne var?</p>

<p>Maliyet var.<br />
Faiz var.<br />
Enflasyon var.<br />
Kur baskısı var.<br />
Sipariş kaybı var.<br />
İstihdam erimesi var.<br />
Vize duvarı var.<br />
Finansmana erişemeyen KOBİ var.</p>

<p><strong>Yani vitrinde ceket duruyor.<br />
Ama içeride düğme kopmuş.</strong></p>

<p>Mustafa Paşahan’la yaptığımız röportaj tam da bu yüzden<strong> sıradan bir seçim söyleşisi olmadı.</strong></p>

<p>Çünkü mesele koltuk değil.<br />
Mesele kumaşın<strong> ateş</strong> alması.</p>

<p>Adam rakam koyuyor önüne.<br />
Üç yılda maliyet artmış.<br />
Enflasyon yürümüş.<br />
Faiz şişmiş.<br />
Kur geride kalmış.<br />
İhracat düşmüş.<br />
İthalat artmış.<br />
İstihdam gitmiş.</p>

<p>Sonra dönüp soruyor:<br />
Bu kadar hızlı, bu kadar esnek, bu kadar Avrupa’ya yakın bir sektör nasıl oldu da nefes nefese kaldı?</p>

<p><strong>Asıl soru bu.</strong></p>

<p>Bir de şu var.</p>

<p>Türkiye’de herkes konuşuyor.<br />
Bilen de konuşuyor.<br />
Bilmeyen de konuşuyor.<br />
Sektörün içinden geçen de konuşuyor.<br />
Sektörün önünden bile geçmeyen de konuşuyor.</p>

<p>Ama <strong>işin mutfağında olanın cümlesi</strong> başka olur.</p>

<p>Çünkü o, tabloyu sunumdan değil,<strong> sipariş fişinden</strong> okur.<br />
Krizi rapordan değil, kapanan <strong>üretim bandından</strong> anlar.<br />
Daralmayı grafikten değil, <strong>eksilen vardiyadan</strong> görür.</p>

<p>Paşahan’ın röportajında tam da bu var.</p>

<p>Hazır giyimin niye <strong>tökezlediğini </strong>anlatıyor.<br />
<strong>Niye hâlâ ayağa kalkabilecek güçte olduğunu anlatıyor.</strong><br />
Niye bu sektörün kaybedilmemesi gerektiğini anlatıyor.<br />
Niye birkaç<strong> “ufak dokunuş” </strong>denilen meselenin aslında yüz binlerce insanın ekmeği olduğunu anlatıyor.</p>

<p>Bir yerde Avrupa var.<br />
Bir yerde Amerika var.<br />
Bir yerde Orta Doğu var.<br />
Bir yerde fuarlar var.<br />
Ticaret heyetleri var.<br />
Dijital dönüşüm var.<br />
Moda akademisi var.<br />
Model fabrika var.<br />
Ecotex var.</p>

<p>Ama en dikkat çekici yer başka.</p>

<p>Şurası.</p>

<p>Türkiye’de ihracatçı malını gönderiyor.<br />
Ama kendisi müşterisine gidemiyor.</p>

<p><strong>Yeşil pasaport</strong> meselesi orada başlıyor.<br />
Vize meselesi orada büyüyor.<br />
Yani kumaşı satıyorsun ama kapıyı geçemiyorsun.</p>

<p>Daha da beteri ne biliyor musunuz?</p>

<p>Bu kadar ağır tabloya rağmen hâlâ bazıları meseleyi <strong>kavga</strong> sanıyor.<br />
Sektör kan kaybediyor, onlar cümle parlatıyor.<br />
Atölye zorlanıyor, onlar pozisyon ayarlıyor.<br />
Fabrika sipariş bekliyor, onlar laf büyütüyor.</p>

<p>Oysa mesele çok net.</p>

<p>Türkiye <strong>üretim ülkesi</strong> mi olacak?<br />
Yoksa <strong>ithalat tabelası</strong> mı asacak?</p>

<p>KOBİ ayakta mı kalacak?<br />
Yoksa sadece büyük oyuncuların konuştuğu bir düzen mi kurulacak?</p>

<p>Genç iş gücü yeniden üretime dönecek mi?<br />
Yoksa bu sektör “bir zamanlar vardı” denilen eski fotoğraflara mı karışacak?</p>

<p>İşte biz bu röportajda tam bunları sorduk.</p>

<p>Maliyeti sorduk.<br />
Faizi sorduk.<br />
Kuru sorduk.<br />
Sipariş kaybını sorduk.<br />
Avrupa’yı sorduk.<br />
Amerika’yı sorduk.<br />
İthalatı sorduk.<br />
KOBİ’yi sorduk.<br />
İstihdamı sorduk.<br />
Yeşil pasaportu sorduk.</p>

<p>Slogan değil.<br />
Süs değil.<br />
Yuvarlak cümle hiç değil.</p>

<p>Doğrudan, sert, çıplak sorular.</p>

<p>Çünkü tekstil dünyası şu anda alkış değil, cevap istiyor.</p>

<p>Ve görünen o ki, bu röportajda çok konuşulacak cümleler var.</p>

<p>Bazısı Ankara’ya gider.<br />
Bazısı ihracatçının masasına oturur.<br />
Bazısı da seçimin gürültüsünü aşar, doğrudan sektörün kalbine dokunur.</p>

<p>Yakında yayınlayacağız.</p>

<p>O röportaj geldiğinde sadece bir adayın ne dediğini okumayacaksınız.</p>

<p>Bir sektörün neden daraldığını,<br />
nasıl toparlanabileceğini,<br />
hangi yanlış dilin yorucu hale geldiğini,<br />
hangi doğru adımın hâlâ mümkün olduğunu da göreceksiniz.</p>

<p>Çünkü bazen bir röportaj, sadece röportaj değildir.</p>

<p>Bazen bir röportaj,<br />
bir fabrikanın ışığını söndürmemek için verilir.</p>

<p><strong>Kalın sağlıcakla</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/image_1773931665448.jpg" style="height:800px; width:764px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 17:46:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İHKİB’ de Seçim: Düzen mi, Değişim mi?</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/ihkib-de-secim-duzen-mi-degisim-mi-14</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/ihkib-de-secim-duzen-mi-degisim-mi-14</guid>
                <description><![CDATA[İHKİB’ de Seçim: Düzen mi, Değişim mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Seçim geliyor.<br />
Sandık kurulacak.<br />
Oylar atılacak.</p>

<p>Ama bu sıradan bir seçim değil.</p>

<p>Bu…<br />
<strong>İHKİB Başkanlık seçimi.</strong></p>

<p>Hazır giyim sektörünün kalbi.<br />
İhracatın omurgası.<br />
Milyar dolarların döndüğü yer.</p>

<p>Yani mesele bir koltuk değil.<br />
<strong>Bir sektörün yönü.</strong></p>

<p>Bir tarafta <strong>Mustafa Paşahan.</strong><br />
Mevcut başkan yardımcısı.<br />
Sistemin içinden gelen isim.</p>

<p>Diğer tarafta <strong>Timur Bozdemir.</strong><br />
Sahadan gelen, değişim söylemiyle çıkan aday.</p>

<p>Şimdi soralım.</p>

<p>Bu seçim neyin seçimi?</p>

<p>Bir isim mi?<br />
Bir ekip mi?<br />
Hayır.</p>

<p>Bu seçim…<br />
<strong>düzen ile değişimin seçimi.</strong></p>

<p>Paşahan’a bakalım.</p>

<p>Mevcut.<br />
Mekanizmanın içinde.<br />
Dengeyi bilen, dili bilen.</p>

<p>En önemlisi…</p>

<p><strong>Destek var.<br />
Blok oy var.<br />
Sistem var.</strong></p>

<p>Sistem dediğin şey nedir?</p>

<p>Dağılmayan oy.<br />
Yerini bilen güç.<br />
Son ana kadar çözülmeyen yapı.</p>

<p>Bu yüzden…</p>

<p><strong>Paşahan önde.</strong></p>

<p>Bozdemir’e bakalım.</p>

<p>Sahada.<br />
Hareketli.<br />
İddialı.</p>

<p>Ama…</p>

<p>Saha başka, sandık başka.</p>

<p>Sahada alkış alırsın.<br />
Sandıkta sayı.</p>

<p>Sahada konuşursun.<br />
Sandıkta sonuç.</p>

<p>Ve seçim…<br />
<strong>rakam işidir.</strong></p>

<p>Veri ne diyor?</p>

<p>Başlangıçta desteklerin çoğu Paşahan tarafında.<br />
Blok yapı hâlâ çözülmüş değil.</p>

<p>Bu ne demek?</p>

<p><strong>Paşahan %60-70 önde.</strong><br />
Bozdemir ise <strong>%30-40 ihtimalle sürpriz arıyor.</strong></p>

<p>Ama…</p>

<p>Seçim dediğin şey,<br />
ilk gün kazanılmaz.</p>

<p><strong>Son hafta belirler.</strong></p>

<p>Bozdemir’in ihtimali nerede?</p>

<p>Rahatsızlıkta.<br />
Sessiz çoğunlukta.<br />
“Artık değişmeli” diyenlerde.</p>

<p>Eğer o ses büyürse…<br />
sandık konuşur.</p>

<p>Büyümezse…<br />
<strong>sistem kazanır.</strong></p>

<p>Yani tablo net:</p>

<p><strong>Paşahan = düzen<br />
Bozdemir = değişim</strong></p>

<p>Ve sandık…</p>

<p>Sadece oyları değil,<br />
<strong>sektörün geleceğini tartacak.</strong></p>

<p><strong>Kalın sağlıcakla</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 21:13:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sanayi Susarsa Memleket Susar</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/sanayi-susarsa-memleket-susar-13</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/sanayi-susarsa-memleket-susar-13</guid>
                <description><![CDATA[Sanayi Susarsa Memleket Susar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Rakamlar konuşur.<br />
Ama bazen rakamlar değil, <strong>iş dünyasının sesi </strong>konuşur.</p>

<p>İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekip Avdagiç kürsüye çıktı.<br />
Cümlelerin arasına saklanan bir gerçek vardı.</p>

<p>Enflasyon…<br />
Faiz…<br />
Sanayi…</p>

<p>Üç kelime.</p>

<p>Ama üçü bir araya gelince<br />
bir ekonominin kaderi yazılır.</p>

<p>Enflasyon uzuyor.</p>

<p>Uzayan enflasyon demek<br />
uzayan belirsizlik demek.</p>

<p>Belirsizlik demek<br />
yatırımın frene basması demek.</p>

<p>Faiz yüksek.</p>

<p>Faiz yüksek olunca<br />
kredi pahalı olur.</p>

<p>Kredi pahalı olunca<br />
makine alınmaz.</p>

<p>Makine alınmayınca<br />
fabrika büyümez.</p>

<p>Fabrika büyümeyince<br />
işçi alınmaz.</p>

<p>Ve Avdagiç bir cümle kuruyor.</p>

<p>Sessiz ama ağır bir cümle.</p>

<p>Türkiye<strong> erken sanayisizleşme</strong> tuzağına düşmemeli.</p>

<p>Ekonomi literatüründe buna<br />
“erken sanayisizleşme” denir.</p>

<p>Yani ülke zenginleşmeden<br />
sanayi gücünü kaybeder.</p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-13%20at%2021_06_12.jpeg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">PAŞAHAN BAKANIN KARŞISINDA</span></strong></p>

<p>Bazen kürsüler alkış içindir.<br />
Bazen hakikat içindir.</p>

<p>MİAD’ın programında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır salondaydı.</p>

<p><strong>Söz Mustafa Paşahan’a</strong> geldi.</p>

<p><strong>İTKİB başkan yardımcısı.<br />
İTKİB başkanlığı için adı geçen güçlü adaylardan biri.</strong></p>

<p>Kürsüye çıktı.</p>

<p>Diplomasi yapmadı.<br />
Gerçeği söyledi.</p>

<p>Türkiye’nin ihracat kilogram değeri ortalama<br />
<strong>1,5 dolar.</strong></p>

<p>Hazır giyimde<br />
<strong>17 dolar.</strong></p>

<p>Yani yaklaşık on kat.</p>

<p>Türkiye’nin en katma değerli sektörlerinden biri.</p>

<p>Ama tablo ağır.</p>

<p>Son dört yılda<br />
<strong>250 bin</strong> kişi işini kaybetti.</p>

<p>Tekstil de eklenince<br />
<strong>371 bin.</strong></p>

<p>Yani makine sustu.<br />
Atölye kapandı.<br />
İşçi gitti.</p>

<p>Paşahan buna rağmen şunu hatırlattı.</p>

<p>Sektör hâlâ ayakta.</p>

<p>Geçen yıl<br />
12 milyar dolar cari fazla verdi.</p>

<p>Ama destek yetersiz.</p>

<p>Bugün verilen destek<br />
<strong>3 bin 500 lira </strong>istihdam desteği.</p>

<p>1.270 lira asgari ücret desteği.</p>

<p>Paşahan’ın talebi net.</p>

<p>İstihdam desteği<br />
6 bin lira olsun.</p>

<p>Asgari ücret desteği<br />
<strong>2 bin 500 lira</strong> olsun.</p>

<p>Bir talep daha.</p>

<p>Cari fazla veren hazır giyim için<br />
döviz dönüşüm desteği<br />
<strong>yüzde 10’a</strong> çıksın.</p>

<p>Kürsüde söylenen söz aslında basit.</p>

<p>Sanayi nefes istiyor.</p>

<p>Çünkü makine durursa<br />
ihracat durur.</p>

<p>İhracat durursa<br />
ekonomi konuşmaz.</p>

<p>Fabrikalar küçülür.<br />
Üretim azalır.<br />
Ekonomi vitrine dönüşür.</p>

<p>Vitrin parlaktır.</p>

<p>Ama arka tarafta üretim yoksa<br />
o vitrin bir gün söner.</p>

<p>Ekonominin gerçeği budur.</p>

<p>Sanayi varsa ekonomi vardır.</p>

<p>Sanayi yoksa<br />
sadece tabela vardır.</p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-13%20at%2021_06_12%20(1).jpeg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İŞ DÜNYASI ŞİKÂYET EDİYOR</span></strong></p>

<p>MESİAD’ın iftarında kürsüye <strong>Ufuk Muslu</strong> çıktı.</p>

<p>Salonda iş insanları vardı.<br />
Sanayici vardı.<br />
Tüccar vardı.</p>

<p>Muslu <strong>kısa</strong> konuştu.<br />
Ama <strong>ağır </strong>konuştu.</p>

<p><strong>“İş dünyasından ciddi şikâyetler geliyor”</strong> dedi.</p>

<p>Bu sıradan bir cümle değil.</p>

<p>Çünkü <strong>iş insanı kolay kolay şikâyet etmez.</strong></p>

<p>Önce <strong>sabreder.</strong><br />
Sonra<strong> çözmeye</strong> çalışır.</p>

<p>Ama şikâyet <strong>kürsüye</strong> kadar gelmişse<br />
orada bir mesele vardır.</p>

<p>Muslu’nun anlattığı tablo basit:</p>

<p>Ticaret var.<br />
Ama huzur yok.</p>

<p>İş var.<br />
Ama güven zayıf.</p>

<p>İş insanı <strong>üretmek</strong> istiyor.</p>

<p>Ama önünü görmek istiyor.</p>

<p>Çünkü <strong>ekonomide en büyük sermaye<br />
para değildir.</strong></p>

<p><strong>Güvendir.</strong></p>

<p>Güven zayıflarsa<br />
ticaret de zayıflar.</p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-13%20at%2021_08_31.jpeg" style="height:463px; width:600px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">FAİZ NEDEN DURDU?</span></strong></p>

<p><strong>Faiz inecekti.</strong></p>

<p>Piyasada beklenti buydu.<br />
Sanayici de bunu bekliyordu.</p>

<p>Ama olmadı.</p>

<p>Merkez Bankası <strong>frene</strong> bastı.</p>

<p>Sebep basit.</p>

<p><strong>Dünya sakin değil.</strong></p>

<p>Ortadoğu karışık.<br />
Petrol fiyatı oynak.<br />
Enerji maliyetleri yeniden yukarı bakıyor.</p>

<p>Böyle bir tabloda faiz indirmek kolay değil.</p>

<p>Çünkü enflasyon Türkiye ekonomisinin en hassas noktası.</p>

<p>Bir kıpırdasa<br />
bütün <strong>denge</strong> bozuluyor.</p>

<p>O yüzden ekonomi yönetimi temkinli davranıyor.</p>

<p>Ama işin diğer tarafı da var.</p>

<p>Faiz yüksek kalınca<br />
<strong>yatırım iştahı zayıflıyor.</strong></p>

<p>Sanayici hesap yapıyor.<br />
<strong>Kredi pahalı.</strong></p>

<p>Makine almak zor.<br />
Üretimi büyütmek zor.</p>

<p>Yani ekonomi <strong>ince bir ipte</strong> yürüyor.</p>

<p>Bir tarafında enflasyon var.</p>

<p>Diğer tarafında üretim.</p>

<p>Dengeyi tutturmak kolay değil.</p>

<p>Ama unutulmaması gereken bir şey var.</p>

<p>Ekonomiyi asıl büyüten faiz değildir.</p>

<p>Üretimdir.</p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-13%20at%2021_07_14.jpeg" style="height:400px; width:600px" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">OY KADAR KONUŞ</span></strong></p>

<p><strong>İTKİB’</strong>de seçim yaklaştı.</p>

<p>Koridorlar hareketli.<br />
Salonlar kalabalık.<br />
Telefonlar daha sık çalıyor.</p>

<p><strong>İki aday var.</strong></p>

<p>Herkes güçlü görünüyor.</p>

<p>Ama seçimler güçle değil<br />
oyla kazanılır.</p>

<p>Bir zamanlar bir<strong> karikatür </strong>yaptırmıştım.</p>

<p>Çizen ustaydı.</p>

<p><strong>Kasım Özkan.</strong></p>

<p>Sahne şöyleydi:</p>

<p>Bir tarafta fabrikacı.<br />
Bir tarafta büfeci.</p>

<p>Büfeci, fabrikacıya dönüyor.<br />
Ve şöyle diyor:</p>

<p><strong>“Boyun kadar değil…<br />
oyun kadar konuş.”</strong></p>

<p>Seçimin özeti buydu.</p>

<p>Çünkü sandık başka bir matematikle çalışır.</p>

<p>Büyükleri ziyaret etmek elbette gerekir.<br />
Ama seçimleri çoğu zaman büyükler değil<br />
küçükler belirler.</p>

<p>Bir el sıkışma.</p>

<p>Bir telefon.</p>

<p>Bir hatır.</p>

<p>Bir selam.</p>

<p>Sandıkta bazen koca hesapları bozar.</p>

<p>İTKİB seçiminde de durum farklı değil.</p>

<p>Herkes güçlü görünebilir.</p>

<p>Ama sandıkta güçlü olan değil<br />
çok olan kazanır.</p>

<p>O yüzden bu yarışta asıl mesele şudur:</p>

<p>Boy kadar değil.</p>

<p><strong>Oy kadar konuşmak.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-13%20at%2021_05_50.jpeg" style="height:401px; width:600px" /></strong></p>

<p><strong><em>Kalın sağlıcakla…</em></strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 21:21:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“İngilizce Şart” Diyenlere Bir Soru: Başkan mı Arıyoruz, Tercüman mı?</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/ingilizce-sart-diyenlere-bir-soru-baskan-mi-ariyoruz-tercuman-mi-12</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/ingilizce-sart-diyenlere-bir-soru-baskan-mi-ariyoruz-tercuman-mi-12</guid>
                <description><![CDATA[“İngilizce Şart” Diyenlere Bir Soru: Başkan mı Arıyoruz, Tercüman mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İHKİB seçimleri yaklaşırken ortalığa tuhaf bir cümle yayıldı<br />
“Başkan İngilizce bilmeli!”</p>

<p>Peki neden?<br />
Yabancı heyetle buluşunca “How are you?” diyemeyen adam mı ihracat yapamaz?<br />
Yoksa ihracat rakamlarını İngilizce telaffuz edemeyen başkan mı başarısız olur?</p>

<p>Memlekette öyle bir algı üretiliyor ki…<br />
Sanki İHKİB başkanlığı <strong>Oxford mezunu dil sınavı,</strong><br />
Sanki tekstilin kaderi <strong>kelime haznesine</strong> bakıyor.</p>

<p>Oysa mesele çok basit<br />
Başkan mı arıyoruz, tercüman mı?</p>

<p>Bir insanın başarısı, ağzından çıkan dile göre değil<br />
<strong>Kurduğu işe, yönettiği ihracata, açtığı pazara göre ölçülür.</strong></p>

<p>Hazır giyim bilmeyen, konfeksiyonun kokusunu duymamış, kumaşı eline almamış adama İngilizce öğretsen ne olur?<br />
Üç kıtaya ihracat yapan, yıllarca sektörün içerisinde yoğrulmuş birine İngilizce bilmediği için “eksi” yazsan ne olur?</p>

<p>Ticaretin bir kuralı vardır<br />
<strong>Dil bilmek avantajdır, ama dil bilmek liyakat değildir.</strong><br />
Başarıyı belirleyen şey hâlâ aynıdır<br />
Tecrübe<br />
Üretim<br />
Pazar bilgisi<br />
İhracat disiplini<br />
Emek<br />
Ve sonuç…</p>

<p>Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yıllardır meydan meydan, salon salon dünyayı dolaşıyor.<br />
Her ülkeyle masa kuruyor.<br />
Her görüşmede devletin çıkarını savunuyor.<br />
Her anlaşmada Türkiye’nin payını büyütüyor.<br />
Kimse çıkıp “İngilizce biliyor mu?” diye tartışmıyor.<br />
Çünkü mesele dil değil<br />
<strong>Liderliktir, vizyondur, iradedir.</strong></p>

<p>İHKİB başkanını belirleyecek olan da tam budur.</p>

<p>Aday kaç ülkeye ihracat yapmış?<br />
Hangi pazarları açmış?<br />
Hangi krizden nasıl çıkmış?<br />
Sektörün dilini biliyor mu?<br />
Hazır giyimi ruhuyla kavramış mı?<br />
İhracat masasında sözü dinleniyor mu?</p>

<p>Cevaplar buradaysa mesele bitmiştir.</p>

<p>Yoksa İngilizce bilmeyen ama üç kıta dolaşan ihracatçıya “yetersiz” diyorsan<br />
Asıl yetersizlik o cümlededir.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SAYILAR BÜYÜYOR, GÖLGELER UZUYOR</span></strong></p>

<p>Kasım ayında ihracat yine arttı.<br />
Tablo parlak.<br />
Rakam büyük.<br />
Manşet hazır.</p>

<p>Ama büyüyen sadece sayı değil; <strong>gölge de uzuyor.</strong></p>

<p>Çünkü TİM Başkanı diyor ki<br />
“Artıdayız… fakat net ihracat dört çeyrektir eksi yazıyor.”<br />
Bu cümle, vitrindeki ışığın arka depoda kesildiğini anlatan kibar bir işaret aslında.</p>

<p>Türkiye, aylarca süren bir maratonun sonunda hâlâ koşuyor<br />
Ama ayakkabının tabanı incelmiş<br />
Nefes var, güç yok<br />
Enerji var, hız yok</p>

<p>Üretiyoruz<br />
Satıyoruz<br />
İhracat yapıyoruz<br />
Ama <strong>rekabet gücü elimizden su gibi sızıyor</strong></p>

<p>Dünya pazarında rüzgâr tersten esiyor<br />
Biz ise yelkeni büyütmeye çalışıyoruz<br />
Rakam büyüyor, yük ağırlaşıyor<br />
Görünen o ki, <strong>dışarı genişliyor ama içerisi daralıyor</strong></p>

<p>Sorunun adı basit<br />
Maliyet<br />
Kur<br />
Finansman<br />
Ve hepsinin toplamı:<strong> rekabet</strong></p>

<p>TİM’in satır arası bize şunu söylüyor<br />
Türkiye, üretmeye devam edecek<br />
Ama bir yerde düğüm var<br />
Düğümü çözmeden yol uzamıyor</p>

<p>Kasım bilançosu aslında bir fısıltı<br />
“Rakamlar iyi… ama hikâye tam değil.”</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">SANAYİNİN NABZI NEREDE ATIYOR?</span></strong></p>

<p>Aylık İSO toplantısında <strong>Erdal Bahçıvan</strong> çıktı kürsüye<br />
Ve aslında yıllardır üstü kapalı konuşulan gerçeği yüksek sesle söyledi.</p>

<p>Enerji…<br />
Türkiye’nin hem <strong>yükü</strong> hem <strong>umudu…</strong></p>

<p>Petrol fiyatından doğalgaz depolarına, nükleer vizyondan yenilenebilir hedeflere kadar ülke nereye yürüyorsa, sanayi de aynı istikamete bakıyor.<br />
Çünkü enerji dediğin, üretimin<strong> kalp atışıdır.</strong><br />
Yavaşlarsa ülke yavaşlar.<br />
Hızlanırsa çarklar döner.</p>

<p>Bahçıvan da işte tam burada durdu.<br />
“Dünyanın elektriği değişiyor” dedi.<br />
“Biz de kendimizi değiştirmek zorundayız.”</p>

<p>Rüzgâr türbini döndükçe<br />
sanayinin rotası da dönüyor.<br />
Güneş paneli büyüdükçe<br />
ülkenin iddiası büyüyor.</p>

<p>Mesaj netti<br />
Dünyanın enerjisi <strong>fosilden </strong>kaçıyor.<br />
Rekabet yeşile kayıyor.<br />
Sanayi de bu dönüşüme ayak uydurmazsa<br />
yarın, bugünün bile gerisine düşecek.</p>

<p>Kısacası<br />
Bahçıvan bir konuşma yapmadı,<br />
sanayinin röntgenini çekti.<br />
<strong>“Enerjiyi okumayan, geleceği okuyamaz”</strong> dedi.</p>

<p>Ve salonda sessizlik oldu.<br />
Çünkü herkes biliyordu…<br />
<strong>Haklıydı.</strong></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HALININ HAFIZASI</span></strong></p>

<p>Kapalıçarşı’da bir bayram kuruldu geçen gün.<br />
İHİB’in düzenlediği “<strong>Halı Bayramı”.</strong></p>

<p>Ben de oradaydım.<br />
Ve yıllardır vitrinde <strong>unutulan</strong> bir mesleğin<br />
ilk kez bu kadar yüksek sesle hatırlandığına şahit oldum.</p>

<p>Çünkü halı dediğin, sadece dokuma değildir.<br />
Bir annenin sabrı…<br />
Bir ninenin duası…<br />
Bir ustanın ömrüdür.<br />
Milletin elidir, göz nurudur, hafızasıdır.</p>

<p>Dünya bizi hep “halı ülkesi” diye bilirdi.<br />
Biz unuttuk.<br />
Onlar hatırlamaya devam etti.<br />
İHİB, işte bu kırılmayı tersine çevirmek için bir kıvılcım yaktı.</p>

<p>Stantlar açıldı, tezgâhlar kuruldu, ilmikler düğümlendi.<br />
Ama aslında o gün<br />
Türkiye’nin kendi <strong>sanatına attığı düğümdü </strong>bu.</p>

<p>Halıcılık ölmesin diye<br />
Zanaat tarihe karışmasın diye<br />
Bir millet kendi kültürünü sehpanın altından çıkarıp<br />
yeniden baş köşeye koysun diye…</p>

<p>Bu yüzden İHİB Başkanı’nı <strong>tebrik</strong> etmek lazım.<br />
Çünkü o gün Kapalıçarşı’da sadece halılar serilmedi<br />
Bir mesleğin<strong> itibarı</strong> yeniden dokundu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/592225638_10239420333396475_8021.jpg" /></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MAVİ, KIRMIZI VE BEYAZ</span></strong></p>

<p>Dün MESİAD’da sandık kuruldu.<br />
Üç aday…<br />
Üç renk…<br />
Üç ayrı hikâye.</p>

<p>Gürbüz Oruç <strong>kırmızıyla</strong> çıktı sahaya.<br />
<strong>“Mücadele” </strong>dedi.<br />
503 oy aldı.</p>

<p>Ömer Kara <strong>beyazla</strong> göründü.<br />
Destekçileri, tarzıyla, tavrıyla <strong>“beyaz yaka”</strong>yı işaret ediyordu.<br />
679 oy aldı.</p>

<p>Ve Ufuk Muslu…<br />
<strong>Maviyle</strong> geldi.<br />
Alın terinin, emeğin, sahici mücadelenin rengiydi o.<br />
690 oy aldı.</p>

<p>Sandıkta sadece oy sayılmadı.<br />
Bir zihniyet, bir duruş, bir direnç ölçüldü.</p>

<p>Çünkü bu seçimde Muslu’nun<strong> önünü kesmek</strong> için, perde önü-perde arkası ne varsa denendi.<br />
“Beklenen aday” başkaydı.<br />
“Desteklenen aday” belliydi.<br />
Ama <strong>sandık</strong> başka bir şey söyledi.</p>

<p><strong>Mavi kazandı.</strong><br />
Sessizlerin rengi kazandı.<br />
Alın teri, makinenin sesi, esnafın nefesi kazandı.</p>

<p>Dün MESİAD’da sadece başkan seçilmedi.<br />
Bir <strong>mesaj </strong>verildi<br />
Güç, paranın değil; mücadelenin yanındadır.</p>

<p><strong>Gerisi size emanet… Sağlıcakla kalın.</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Dec 2025 16:16:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İHKİB\&#039;de Terazi: Tecrübe mi, Hırs mı?</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/ihkibde-terazi-tecrube-mi-hirs-mi-11</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/ihkibde-terazi-tecrube-mi-hirs-mi-11</guid>
                <description><![CDATA[İHKİB\'de Terazi: Tecrübe mi, Hırs mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>İHKİB seçime gidiyor.<br />
Masada iki Malatyalı var.<br />
Aynı memleket…<br />
Aynı toprağın evladı…<br />
Ama iki ayrı yol.</p>

<p><strong>Mustafa Paşahan</strong>, işin mutfağından gelmiş bir isim.<br />
Atölyenin tozunu yutmuş, ihracat masasında dirsek çürütmüş, krizi de görmüş, çözümü de…<br />
Söylemi sakin.<br />
Adımı ölçülü.<br />
Bu yüzden sektörde “denge” olarak biliniyor.</p>

<p><strong>Dr. Timur Bozdemir</strong> ise enerjik, iddialı, sert üsluplu bir profil.<br />
Projesinden önce eleştirisini duyuyorsunuz.<br />
Hırsı yüksek, tonu yüksek, temposu yüksek.</p>

<p>Ama tekstilin bir gerçeği var<br />
<strong>Sermaye kavgayı sevmez.</strong><br />
Sektör, huzurun büyüttüğü bir alandır; gürültünün değil.<br />
İhracatçı, rekabeti dışarıda ister, içeride değil.</p>

<p>Bu yüzden soru tam da burada düğümleniyor<br />
İHKİB’i kim taşır?</p>

<p>Sakin tecrübe mi?<br />
Yoksa sert hırs mı?</p>

<p>Delegeler yakında karar verecek.<br />
Ve o karar sadece bir başkanı değil, sektörün yönünü belirleyecek.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">3 ARALIK’IN ASIL YARIŞI!</span></strong></p>

<p>3 Aralık’ta <strong>MESİAD</strong> sandığa gidiyor.<br />
Üç aday var:<br />
Mevcut Başkan <strong>Gürbüz Oruç,</strong><br />
Diğer aday <strong>Ömer Kara,</strong><br />
Ve son günlerde saha enerjisiyle dikkat çeken <strong>Ufuk Muslu.</strong></p>

<p>Muslu ile yaptığımız uzun röportajda ilginç bir tablo çıktı ortaya.<br />
Yıllardır aynı çizgide yürüyen bir dernek…<br />
Aynı yüzler, aynı alışkanlıklar, aynı daralan çevre…</p>

<p>Muslu’nun yaklaşımı ise başka.<br />
Kapılar kapanmasın, açılsın istiyor.<br />
Dernek birkaç kişinin masası değil,<br />
Bütün Merter’in ortak alanı olsun diyor.</p>

<p>Anlattıkları arasında en dikkat çekeni şu:<br />
Merter’de binlerce esnaf var.<br />
Ancak bu büyük havzanın sesi, yıllar boyunca küçük bir çevrenin içinde tutulmuş.<br />
Muslu tam da burada pozisyon alıyor.<br />
“Bu derneğin nefesini genişletmek zorundayız.” diyor.<br />
“Küçülen değil, büyüyen bir yapı kurmalıyız.”</p>

<p>Bu cümle, seçimin kaderini belirleyecek anahtar gibi duruyor.<br />
Oruç, Kara ve Muslu…<br />
Üç aday, üç farklı anlayış.<br />
Ama Merter’in ihtiyacı belli<br />
Kapanan daireleri açacak,<br />
Yorulan düzeni yenileyecek,<br />
Dernekle saha arasındaki mesafeyi kapatacak bir bakış.</p>

<p>3 Aralık’ta sandığa isimler girecek.<br />
Ama aslında o sandık,<br />
<strong>Derneğin gelecekte ne kadar genişleyeceğine </strong>karar verecek.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">DIŞARI DARALIYOR, İÇERİ SIKIŞIYOR</span></strong></p>

<p>Ekonominin nabzı bazen <strong>Merter’de</strong> atar.<br />
Bazen <strong>Laleli’de.</strong><br />
Bazen de <strong>Şekib Avdagiç’in</strong> iki cümlesinde.</p>

<p><strong>“Kur geçişkenliği zayıfladı”</strong> dedi mesela.<br />
Hani döviz artar, etiket fırlar ya…<br />
O mekanizmanın artık eskisi kadar çalışmadığını söyledi.</p>

<p>İyi haber mi?<br />
<strong>Olabilir.</strong><br />
Ama iyi haberi duyunca kiraların düştüğü bir dükkân var mı?<br />
O <strong>ayrı mesele.</strong></p>

<p>Bir başka açıklamasında <strong>“Gümrüksüz online alışveriş sınırı kaldırılsın”</strong> dedi.<br />
Haklı.<br />
Avrupa kapıyı kapatıyor.<br />
Çin her delikten içeri süzülüyor.<br />
Biz hâlâ “Kargo kaça gider?” diye hesap yapıyoruz.</p>

<p>Sonra finansmana geldi konu.<br />
“KOBİ nefes kredisi kalıcı olsun” dedi.<br />
Ne demek bu?<br />
Esnaf yürüyor ama nefesi yok.<br />
İhracatçı koşmak istiyor ama zeminde çukur var.</p>

<p><strong>Asgari ücret, faiz, maliyet…</strong><br />
Her başlık başka bir yangın zaten.<br />
Bir de e-ticaretin dış duvarları yükseliyor.<br />
Dünya paylaşıyor, biz seyredersek paylaşım dışı kalacağız.</p>

<p>Şekib Avdagiç’in cümlelerine dikkat ediyorum,<br />
Hepsi aynı noktaya dönüyor<br />
Türkiye <strong>üretmeden</strong> var olamaz.</p>

<p>Bu kadar net.<br />
Bu kadar yalın.<br />
Bu kadar orta yerinden gerçek.</p>

<p>Dışarı daralıyor.<br />
İçeri sıkışıyor.<br />
Teselli arıyorsak, tek yer belli<br />
Verimlilik… Rekabet… Üretim…</p>

<p>Geri kalan her şey<br />
İstatistik…<br />
Süs…<br />
Manşet…</p>

<p>Gerçek ise şu<br />
Dünya hızlanırken<br />
Biz yavaşlama lüksüne sahip değiliz.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">MİAD’IN UZUN KOŞUCUSU</span></strong></p>

<p><strong>MİAD</strong> geçenlerde 16. genel kurulunu &nbsp;yaptı.<br />
Ve sonuç hiç sürpriz olmadı.</p>

<p><strong>Yunus Akdaş</strong> yeniden başkan.<br />
Yirmi dört yıldır sürdürdüğü nöbetine devam ediyor.</p>

<p>Dışarıdan bakan için <strong>“Malatyalı İş İnsanları Derneği”</strong> belki sadece bir isim.<br />
Ama içeriden bilen için MİAD,<br />
Malatya sınırlarını çoktan aşmış bir akıl kulübü…<br />
<strong>Şirketlerin, markaların, sektörlerin omuz omuza durduğu bir platform…</strong><br />
Türkiye’nin dört bir yanını birbirine bağlayan bir iş ağı…</p>

<p>Akdaş’ın <strong>farkı</strong> da burada.<br />
Gösterişsiz, sakin, istikrarlı bir liderlik…<br />
Koltuktan güç alan değil, koltuğa güç veren bir duruş…<br />
Aynı masada oturmayan insanları aynı hedefe toplama becerisi…</p>

<p>MİAD bugün hâlâ ayaktaysa,<br />
Hâlâ saygınsa,<br />
Hâlâ iş dünyasının radarındaysa…<br />
Bu, iki on yılı aşan bir emeğin sonucu.</p>

<p>Akdaş şimdi yeni döneme hazırlanıyor.<br />
<strong>Kırmadan, dökmeden, kavga büyütmeden…</strong><br />
Aynı çizgide, aynı <strong>kararlılıkla…</strong></p>

<p>Malatya için kurulan bir dernek,<br />
Bugün Türkiye’de birçok kapıyı açıyorsa,<br />
Bu yolun ilk taşı, o yirmi iki yıl önce kondu demektir.</p>

<p>Ve görünen o ki<br />
Bu koşunun daha bitmesine çok var.</p>

<p><strong>Kalın sağlıcakla</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Nov 2025 15:53:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mustafa Paşahan: Sanayinin İpliği, İhracatın Kumaşı</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/mustafa-pasahan-sanayinin-ipligi-ihracatin-kumasi-10</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/mustafa-pasahan-sanayinin-ipligi-ihracatin-kumasi-10</guid>
                <description><![CDATA[Mustafa Paşahan: Sanayinin İpliği, İhracatın Kumaşı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hazır giyim sadece konfeksiyon değildir… &nbsp;<br />
Bu ülkenin kumaşıdır. &nbsp;<br />
Bir ucunda tezgâh başındaki işçi, öte ucunda Manhattan vitrininde dolaşan gömlek. &nbsp;</p>

<p>Ve o kumaşın iplikleri arasında bir isim var: <strong>Mustafa Paşahan. &nbsp;</strong></p>

<p>Paşahan, masada oturan bir yönetici değil… &nbsp;<br />
Atölyede, fabrikada, limanda terleyen bir iş insanı. &nbsp;<br />
Bir yandan kendi şirketinde üretim yapıyor, öte yandan İHKİB’de sektörün derdini sırtlanıyor. &nbsp;<br />
Yani sadece konuşan değil, yapan. &nbsp;<br />
Sadece izleyen değil, çözen. &nbsp;</p>

<p>Bugün Türkiye’nin hazır giyim ihracatının yarısından fazlası KOBİ’lerden geliyor. &nbsp;<br />
Küçük atölyeler, orta ölçekli işletmeler… &nbsp;<br />
Onların nefesi kesilirse, sektör de boğulur. &nbsp;<br />
Paşahan işte tam burada fark oluşturuyor. &nbsp;<br />
Çünkü KOBİ’lerin dilini biliyor. &nbsp;<br />
Onlarla aynı masada oturmuş, aynı pazarlıkta ter dökmüş, aynı maliyet hesabında boğulmuş. &nbsp;<br />
Yani tabanın sesini duyan, tepedeki koltuğa taşıyabilen bir aday. &nbsp;</p>

<p>Ama mesele sadece Avrupa’ya kot pantolon satmak değil… &nbsp;<br />
Paşahan bunu görüyor. &nbsp;<br />
ABD pazarında 10 kat büyüme potansiyelinden bahsediyor. &nbsp;<br />
Çünkü biliyor ki, tek pazara yaslanmak risk, çeşitlilik ise güvenliktir. &nbsp;<br />
Ve ihracat dediğin, sadece rakam değil… &nbsp;<br />
Aynı zamanda vizyon, aynı zamanda strateji. &nbsp;</p>

<p>Bugünün dünyasında artık tek bir kavram var: <strong>ikiz dönüşüm. &nbsp;</strong><br />
Dijitalleşeceksin… &nbsp;<br />
Sürdürülebilir olacaksın… &nbsp;<br />
Hem makineler akıllanacak, hem doğa korunacak. &nbsp;<br />
İşte Paşahan bu iki dönüşümü aynı anda kavrayabilmiş nadir isimlerden. &nbsp;<br />
Bu sadece bir teknoloji meselesi değil, aynı zamanda bir gelecek iddiası. &nbsp;<br />
Çünkü ikiz dönüşüm, Türk hazır giyiminin küresel rekabette ayakta kalma reçetesi. &nbsp;</p>

<p>Ve en önemlisi… &nbsp;<br />
Paşahan’ın dili kavga dili değil. &nbsp;<br />
Bağırarak değil, anlatarak. &nbsp;<br />
Kutuplaştırarak değil, birleştirerek. &nbsp;<br />
Sektörü “taraflara” bölmeden, bütün tarafları aynı masada toplayarak. &nbsp;<br />
Çünkü o biliyor: ihracat ancak birlik olursa büyür, sektör ancak uzlaşı olursa güçlenir. &nbsp;</p>

<p>Bu yüzden Mustafa Paşahan sadece bir aday değil… &nbsp;<br />
Hazır giyimin geleceği için bir iddia. &nbsp;<br />
Sektörün ipliği, ihracatın kumaşı, vizyonun omurgası. &nbsp;</p>

<p>Ve unutmayın… &nbsp;<br />
Bir iplik koparsa gömlek sökülür. &nbsp;<br />
Ama sağlam iplik, kumaşı ayakta tutar. &nbsp;<br />
Mustafa Paşahan işte o sağlam ipliktir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Sep 2025 17:45:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahtiyar Bir Çalışmanın Eseri</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/bahtiyar-bir-calismanin-eseri-9</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/bahtiyar-bir-calismanin-eseri-9</guid>
                <description><![CDATA[Bahtiyar Bir Çalışmanın Eseri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sevgili okurlar,</strong></p>

<p>Dergimizin bu sayısını elinize aldığınızda, sizlere<strong> “en kaliteli baskı teknolojisi”</strong>yle hazırlanmış bir çalışmayı sunduğumuzdan emin olabilirsiniz. Değer ve prensiplerimizden ödün vermeden, en üst düzeyde bir dergi sunmak için büyük bir özen ve titizlikle çalıştık. Şartlar ne olursa olsun, her zaman tavizsiz bir duruşla bu çalışmayı hazırladık. Bu noktada, ekibimizin sergilediği üstün çaba ve disiplinli çalışma sayesinde, böylesine kaliteli bir eseri sizlere sunabilmekten dolayı kendimizi <strong>“bahtiyar”</strong> hissediyoruz.</p>

<p>Özellikle, köşe yazılarıyla dergimize değer katan <strong>Türkiye Amerikan İşadamları Derneği Başkanı Sayın Süleyman Ecevit Sanlı’ya, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sayın Vahap Munyar’a, Malatyalı iş adamı Sayın Hikmet Tanrıverdi’ye ve Türkiye ekonomisine fikirleriyle katkıda bulunan Sayın İbrahim Ekinci’ye</strong> verdikleri desteklerden dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz. Her biri, kalemleriyle dergimize ve ülkemize önemli katkılarda bulunmuş, vizyonlarımızı ufkumuzu genişletmiştir.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da gerçekleştirilen<strong> İstanbul Hazır Giyim ve Moda Fuarı (IFCO)</strong>, oldukça başarılı bir organizasyon olarak öne çıktı. Bu organizasyonun perde arkasındaki kahramanlarından biri olan <strong>İHKİB Başkan Yardımcısı Sayın Mustafa Paşahan’ı </strong>da tebrik etmek isterim. Yüksek katılım ve başarılı bir organizasyonla Türkiye’nin hazır giyim ve moda endüstrisine önemli katkılar yapıldı.</p>

<p>Ayrıca, <strong>Türkiye Amerikan İşadamları Derneği Başkanı olarak yeniden seçilen Sayın Süleyman Ecevit Sanlı’yı </strong>tebrik ediyor, Başkanımızın, Türk işadamlarını Amerika’da yatırım yapma konusunda büyük fırsatlar sunacağına olan inancımızı yineliyoruz. Kendisine bu yeni dönemde başarılar diliyor ve Türk iş dünyasına sağlayacağı katkılardan ötürü teşekkür ediyorum.</p>

<p>Bunun yanı sıra,<strong> Kiğılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı</strong> ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, gençlere yönelik ileriye dönük stratejiler ve adımlar konusunda önemli tavsiyelerde bulundu. Bu röportajın, geleceğin iş dünyasına için bir <strong>“kılavuz” </strong>niteliği taşıdığını düşünüyorum. Mutluyuz, hamdolsun, güzel bir dergi çıkardığımıza inanıyorum. Bu çalışmayı beğenilerinize sunmaktan onur duyuyorum.</p>

<p><strong>Saygılarımla,</strong></p>

<p><strong>Murat Çetin<br />
Genel Yayın Yönetmeni</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Aug 2024 20:09:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nezahet, Nezafet ve Nezaket kazandı!..</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/nezahet-nezafet-ve-nezaket-kazandi-8</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/nezahet-nezafet-ve-nezaket-kazandi-8</guid>
                <description><![CDATA[Nezahet, Nezafet ve Nezaket kazandı!..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Dün, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB)’nin Olağan Genel Kurulu vardı. Mevcut Başkan <strong>Mustafa Gültepe,</strong> yeniden seçildi. Sayın Gültepe, Tek Stil Dergisi’ne verdiği mülakatta, <strong>“Biz zaten varız ve çalışmaya devam edeceğiz” </strong>demişti. Nihayetinde öyle oldu. Mustafa Gültepe güven tazeleyerek, yeniden başkanlık koltuğunun sahibi oldu. Bu vesileyle, kendilerini tebrik ederim.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9;"><strong>KARACA, BİR ÇOK İNSANI ÜRKÜTTÜ</strong></span><br />
<br />
Mustafa Gültepe’ye rakip olan <strong>Özkan Karaca</strong> da, hatırı sayılı bir oy aldı. Seçim kampanyasında pek de tasvip etmediğim etnik kimlik ve hamaset kokan duyguları ön plana çıkardığını gördüm. Bununla birlikte, yürüttüğü kampanyada kullandığı kavgacı dil, özellikle sektörde lider konumundaki bir çok iş insanını ürküttü. Özkan Karaca ve ekibinin kazanamamasının en büyük sebebi de buydu bence. <br />
<br />
<span style="color:#2980b9;"><strong>TABİR AYNI, ANLATIM FARKLI!..</strong></span><br />
<br />
<strong>Nezahet, nezafet ve nezaket toplumsal iletişimde daima geçerli olan bir yoldur. </strong>Bunu şöyle bir hikayeyle zihne yakınlaştırmak isterim: Padişah, bir gece rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü, yemek bile yiyemez hale geldiğini görür. Sıkıntı ve elem içinde uyanır. Vezirini çağırıp, sarayın rüya tâbircisinin hemen huzuruna getirilmesini emir buyurur.<br />
<br />
Tâbircibaşı, uykunun verdiği mahmurlukla, padişahın huzuruna çıkar. Padişah hiç beklemeden rüyasını anlatıp <strong>"Bu rüya hayır mıdır, şer midir? Neye işarettir, hele bir söyle."</strong> der. <br />
Tâbircibaşı biraz düşünür. Ardından da utana, sıkıla<strong> "Şerdir." </strong>der.<br />
<br />
Padişah, yüzüne karşı böyle söylenmesine şaşırmış, adeta küçük dilini yutmuştur. Tâbirci devam eder:<br />
<strong>"Uzun yaşayacaksınız; ama ne yazık ki, bütün yakınlarınızın gözlerinizin önünde birer birer ölüp sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz."</strong><br />
<br />
Bir an sessizlik olur; ardından padişah kükrer:<br />
<br />
<strong>"Tez atın şunu zindana, felaket tellallığı yapmak neymiş öğrensin!"</strong><br />
Tâbircibaşı, yaka paça götürülüp zindana atılır. Padişah bir başka tâbircinin bulunmasını emreder. Huzura getirilen ikinci tâbirciye de rüyasını anlatıp, <strong>"Hayır mıdır, şer midir?"</strong> der.<br />
<br />
İkinci tâbirci de önce biraz düşünür, ama sonra yüzü aydınlanır:<br />
<br />
<strong>"Hayırdır, Padişahım!" </strong>der. <strong>"Bu rüya, bütün akrabalarınızdan, yakınlarınızdan daha uzun yaşayacağınıza delalet eder. Daha nice seneler boyu, güzel memleketimizi yüksek adaletinizle idare edebileceksiniz inşaallah."</strong> diyerek sözünü bitirir.<br />
<br />
Padişahın keyfi yerine gelir, ağzı kulaklarında<strong> "Bu tâbirciyi, tâbircibaşı yaptım. iki kese de altın verin!" </strong>diye emreder.<br />
<br />
Başından sonuna kadar durumu takip edenler, tâbirciye sorarlar:<br />
<strong>"Aslında sen de, tâbircibaşı da aynı şeyi söylediniz. Niçin onu cezalandırdı da; seni mükâfatlandırdı?"</strong><br />
<br />
Zeki tâbirci güler:<br />
<br />
<strong>"Elbette aynı şeyi söyledik; ama mühim olan, kime ne söylediğin değil, nasıl söylediğin, karşıdakinin neyi, nasıl anladığıdır…"</strong><br />
<br />
Yukarıdaki anlattığımız hikayenin ışığında, sayın Özkan Karaca’ya burada bir hatırlatmada bulunmak isterim. <strong>Sermaye ürkektir. Faraza itham veya iddialarınızda haklı dahi olsanız, patronları ürkütecek bir söylem kullanmamalıydınız.</strong> Hem ne gerek vardı bunlara? Kendi doğrularınızı anlatmak varken!..<br />
<br />
<span style="color:#2980b9;"><strong>MALATYALILARIN, AĞIRLIĞI HİSSEDİLİYORDU...</strong></span><br />
<br />
İHKİB’in genel kurulunda dikkatimi çeken husus, her iki adayın da ağırlıklı destekçilerinin Malatyalı olmasıydı. Hatta çoğu seçmen, sayın Özkan Karaca’yı Malatyalı biliyordu. Benimle iletişime geçen bir çok kişiye, edindikleri bilginin yanlış olduğunu aktardığım da oldu. Dahası da vardı. Mevcut Başkan olan Mustafa Gültepe için<strong> “Trabzonlu” </strong>diyenlere, <strong>“İyi de Sayın Gültepe’nin Malatya’da yatırımı var”</strong> şeklinde cevap vermiştim…<br />
<br />
Dediğim gibi her iki tarafın da en büyük destekçileri, çoğunlukla Malatyalıydı. Bu şu anlama geliyor: <strong>Önümüzdeki seçimlerde Malatyalılar birlik ve beraberliklerini muhafaza edebilirlerse, İHKİB’i temsil yetkisi Malatyalı bir isim olacak…</strong><br />
<br />
<span style="color:#2980b9;"><strong>YALIN, SADE VE YAPICI BİR DİL KULLANILDI..</strong></span><br />
<br />
Mustafa Gültepe ve kurmayları, kurumsal bir tavır ve vizyon ortaya koydular. Yalın, sade ve yapıcı bir dil kullandılar. Gültepe’nin listesinde bulunan<strong> Ahmet Akbalık</strong> ve <strong>Mustafa Paşahan</strong> ismi çok önemliydi.<br />
<br />
Gültepe ve ekibinin bundan sonra yapacakları şey, bu vesileyle gördükleri eksikliklerin farkında olmaları ve daha profesyonel bir şekilde, sektöre hizmet etmek ve memleketimize katma değer sağlamak için itina ile çalışmalarıdır.<br />
<br />
Selam ve dua ile <br />
Fiemanillah...<br />
 ]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 Apr 2022 11:40:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sektöre, yeni bir ses olmaya geldik!</title>
                <category>Murat Çetin</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/sektore-yeni-bir-ses-olmaya-geldik-7</link>
                <author>murat.cetin@tekstildergi.com (Murat Çetin)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/sektore-yeni-bir-ses-olmaya-geldik-7</guid>
                <description><![CDATA[Sektöre, yeni bir ses olmaya geldik!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<br />
Emeğin yoğun olduğu sektörlerin başında gelen tekstil sektörü, Türk ekonomisinin lokomotifi durumundadır. Hazır giyim, konfeksiyon ve deri gibi alt sektörlerle birlikte genel olarak ele alındığında, sektör Türkiye ekonomisinin, en büyük net döviz girdisini, en fazla istihdamı ve en yüksek üretim gücünü sağlamaktadır. <br />
İlk sayısını yayımlamaya başladığımız TEK STİL dergisinde, sektörün duayen isimleriyle gerçekleştirdiğimiz röportaj, haber ve yorumları bulacaksınız. Ayrıca ekonomik gelişmeleri yine duayen isimlerin görüşleriyle harmanlayıp, dünya pazarında söz sahibi markaların oluşmasında; neler yapılması gerektiğini göreceksiniz. <br />
Tekstil sektöründeki gelişmeleri, moda trendlerini, yeni tasarımları ve tasarım yarışmalarının öne çıkan isimlerini bulacağınız dergimizde, ayrıca; iş dünyasını da takip edebilirsiniz. <br />
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Gültepe ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide, sektörün sorunları, çözüm önerileri ve gelecekle ilgili hedeflerini konuştuk. Arzu Arat Yenicil’in sorularına büyük bir samimiyetle cevap veren Mustafa Gültepe, “Tedarik zincirinin altın kilidi Türkiye!” diyor.<br />
Hikmet Tanrıverdi’nin “Tekstil ve hazır giyim niye birbirinden ayrı anlamlar ifade eder” başlıklı yazısını okuyabilirsiniz. <br />
“Hayal etmekle başlar her şey...”  diyen Aylin Saraçoğlu’nun geçmişten günümüze gelişmeleri aktardığı yazısını bulacağınız dergimizde, moda editörümüz Özlem Yaşar’ın seçtiği tasarımları ve trendleri de göreceksiniz. <br />
Ayrıca, Türk Amerikan İşadamları Derneği Genel Başkanı Süleyman Şanlı’nın, Türkiye ve Amerika’daki iş çevrelerinin ticaret, ekonomi, finansman, sanayi ve benzeri konularını ele aldığı makalesini de okuyabilirsiniz. <br />
Dergimize katkı sağlayan kıymetli isimlerden biri Avukat Ebru Erdem’den “Covid 19 salgını devam ederken olumsuz hava koşulları ticari hayatta mücbir sebep sayılır mı? Aşırı ifa güçlüğü oluşturur mu? Sözleşmeler değişen koşullara uyarlanabilir mi?” sorularının cevabını bulabilirsiniz. <br />
Dergimizin oluşumunda ilgi ve desteğini esirgemeyen, tüm dost ve arkadaşlara teşekkür eder, saygılar sunarım.]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Mar 2022 23:22:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2025/11/murat-cetin-1763042990.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tekstil ve hazırgiyim niye birbirinden ayrı anlamlar ifade eder?</title>
                <category>Hikmet Tanrıverdi</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/tekstil-ve-hazirgiyim-niye-birbirinden-ayri-anlamlar-ifade-eder-6</link>
                <author>hikmettanriverdi@tekstildergi.com (Hikmet Tanrıverdi)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/tekstil-ve-hazirgiyim-niye-birbirinden-ayri-anlamlar-ifade-eder-6</guid>
                <description><![CDATA[Tekstil ve hazırgiyim niye birbirinden ayrı anlamlar ifade eder?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<br />
Tekstil ve hazırgiyim terimleri genelde birbirine karıştırıldığı için zaman zaman yanlış anlamalara sebebiyet vermektedir. İlk önce bu iki terimi tek tek anlatalım.<br />
Tekstil genel bir isim gibi kullanılmakta aslında kökünde doğal veya sentetik elyaftan üretilmiş her şey tekstil tanımına girer. Bunun içine her türlü iplik ve kumaş girmektedir. Tekstil, doğal veya yapay liflerden yapılan ürünlerdir. Tekstil, giyim, halı ve döşeme gibi birçok şekilde kullanılmaktadır. Doğal ve sentetik liflerden yapılabilirler ve dokuma, örme veya tığ işi olabilirler. Tekstil, kâğıt veya plastik gibi diğer ürünler için de hammadde olarak kullanılabilir. Tekstilde genellikle pamuk, yün veya ipek gibi doğal lifler kullanılır. Ayrıca Polyester ve suni ipek gibi sentetik malzemelerden de yapılabilirler. Bu günlerde tekstiller, naylon ve polyester gibi insan yapımı kumaşları da içeriyor.<br />
<br />
Hazırgiyim ise tekstil ürünlerinin işlenmesi ile oluşur. Genelde hazırgiyim, kitlesel olarak üretilmiş ve üzerinde değişiklik yapılmadan tüketiciye satılan giysiler için kullanılan bir terimdir. Hazır giyim ürünleri genellikle müşterilerin farklı zevklerine uyacak şekilde farklı stil, boyut, renk ve desenlerde mevcuttur. Tekstil ürününün işlenip tüketiciye sunulacak hale gelmesi hazır giyimdir. Yani kısaca bir tekstil ürününe iğne değiyorsa o hazır giyimdir.<br />
Moda Endüstrisinde Kullanılan Farklı Tekstil Türleri Nelerdir?<br />
<br />
Moda endüstrisinde kullanılan iki ana tekstil türü vardır: doğal ve sentetik. Doğal kumaşlar bitki ve hayvanlardan elde edilirken sentetik kumaşlar petrol ürünlerinden elde edilir.<br />
Doğal tekstiller ayrıca bitkisel veya hayvansal bazlı olarak sınıflandırılabilir. Bitkisel bazlı tekstiller pamuk, keten ve ipek içerirken hayvan bazlı tekstiller yün, deri ve kürkü içerir. Bu doğal lifler, nefes alabilirlik ve dayanıklılık gibi farklı özelliklere sahiptir, bu nedenle moda endüstrisinde sıklıkla farklı amaçlar için kullanılırlar. Sentetik tekstiller ise bu avantajlara sahip değiller ancak üretimleri daha ekonomik. Son dönemlerde sentetik elyaflar büyük gelişmeler sağladığı için daha çok kullanılır hale geldi.<br />
<br />
Tekstil bir çok nedenden dolayı önemlidir, ancak en önemlisi ekonomiye büyük katkı sağlar.<br />
Tekstil hayatımızın büyük bir parçası ve onları her gün kullanıyoruz. Dünya nüfusunun %80’inden fazlasının günlük olarak kıyafet giydiği ve bu sayının dünya nüfusu artmaya devam ettikçe artacağı tahmin edilmektedir.<br />
Pamuktan yüne, ipekten polyestere birçok farklı tekstil türünün kendine has özellikleri vardır.<br />
<br />
Gelecekte, bu malzemelerin yeni şekillerde nasıl kullanılabileceğine dair bilgimizi genişletmeye devam ettikçe, tekstiller giderek daha önemli bir kaynak olacak.<br />
Bundan sonra bize düşen tekstil ürünlerinde terbiye ve boya işlemlerinde gelişmeyi sağlamak. <br />
<br />
Türkiye’de tekstil ve hazırgiyime gelecek açısından bakış <br />
<br />
Ülkemizde tekstil ve hazırgiyimin gelecekle ilgili beklentisini düşündüğümüzde en azından daha uzun yıllar Türkiye’nin bu sektörde ciddi paralar kazanabileceğin düşünüyorum. Tekstil sektöründeki son dönemde yapılan yatırımlar ve özellikle terbiye ve boya konusundaki yeni gelişmelerle birlikte, Türkiye’nin sürdürülebilirlik anlamında yaptığı çalışmalarla, önümüzde yeni bir fırsat penceresi açılacağını düşünüyorum. Konfeksiyonda ise yeni gelişen teknolojilerin etkisi ile tasarımda yapılacak yeniliklerle üretimdeki inovasyonlarla Dünya ile en azından ucuz ülkelerle rekabet edebilecek ve en azından kendi ürünleriyle kendi markasıyla fiyat rekabeti olmadan ürün satabileceğimiz bir noktaya doğru ilerliyoruz.<br />
Geriye baktığımızda Türkiye’nin yetişmiş ve büyümüş birçok markasının şu anda yurt dışında yavaş yavaş çoğaldığını görüyoruz ve bunlar bize ciddi umut veriyor. Bu markaların dışarda büyümesi yeni çıkan markalarımızın ya da küçük çaplı firmalarımızın da yurtdışındaki pazara yüzünü dönmesine sebep olacak ve bir şekilde o firmalarında önünün açılması sağlanmış olacak. İlk zorluğu başta o yolda mesafe kat edenler çekiyor ama daha sonraki gelenler daha rahat bir zeminde işlerini yapıyorlar. O yüzden Türkiye şu anda yurt dışında mağazalaşmış firmalara karşı borçlu diye düşünüyorum. Bu firmalar ön açmakta ve Türkiye’yi temsil etmektedir. Bu firmaların başarısı gelecekte daha çok firmanın yurt dışında mağazalaşmasına sebep olacak ve Türk marka imajı daha gelişecektir. Bunun için hepimize görevler düşmektedir.]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Mar 2022 23:21:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2023/08/hikmet-tanriverdi-1692126794.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sınırda Karbon Vergisi&amp;#39;ni kim ödeyecek?</title>
                <category>İmren Nilay Tüfekci</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/sinirda-karbon-vergisi39ni-kim-odeyecek-5</link>
                <author>imrennilaytufekci@tekstil.com (İmren Nilay Tüfekci)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/sinirda-karbon-vergisi39ni-kim-odeyecek-5</guid>
                <description><![CDATA[Sınırda Karbon Vergisi&#39;ni kim ödeyecek?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Avrupa Birliği, Türkiye’nin ihracatındaki pek çok alanda olduğu gibi tekstil ve hazırgiyimde de bir numaralı ticari partneri. Türkiye, 2021 yılında toplam 225.4 milyar dolarlık ihracat yaptı. Bunun 10.1 milyar doları tekstil, 20.2 milyar doları da hazır giyim ihracatından oluştu. Her iki alanda yapılan toplam ihracat, 30.3 milyar doları buluyor ki, bu da ülkenin yıllık toplam ihracatının yüzde 13’ünü aşan bir oran demek. <br />
<br />
Ülke ihracatında bu denli önemli bir yer tutan hazırgiyim ve tekstil sektörleri için Avrupa Birliği’nin ne ifade ettiğini de yine 2021 yılı rakamlarıyla açıklayalım. 2021 yılında Türkiye’den Avrupa Birliği’ne 12.3 milyar dolarlık hazır giyim, 4.3 milyar dolarlık da tekstil ihracatı yapıldı. Bir başka ifadeyle Türkiye 2021’de toplam tekstil ve hazır giyim ihracatının yarısını Avrupa Birliği’ne yaptı. Üstelik geçen yıl Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne hazır giyim ihracatı yüzde 20’nin, tekstil ihracatı ise yüzde 40’ın üzerinde artış kaydetti. Bunda Avrupa Birliği’nin, pandemide ortaya çıkan tedarik zinciri krizinde, güvenilir tedarikçi Türkiye’nin kapısını çalması etkili oldu.<br />
<br />
Türkiye ile ticari partnerliğinin önemini rakamlarla ortaya koyduğumuz Avrupa Birliği, Yeşil Mutabakat çerçevesinde karbon emisyonlarını 2030’a kadar yüzde 50 düşürmeyi, 2050’de de sıfır karbona ulaşmayı hedefliyor. Bu kriteri karşılayamayan ithal ürünlerden Sınırda Karbon Vergisi almaya başlamak için ise gün sayıyor. Gelecek yılın başında aralarında tekstilin de bulunduğu pek çok sektörün ürünleri, Sınırda Karbon Vergisi’ne konu olacak. Bu verginin ton başına 40-50 euro arasında olacağı hesaplanıyor. Bu aşamada bir hesap da biz yapalım. Bugün Türkiye’nin tekstil ihracatının kilogram başına birim değeri yaklaşık 5.5 dolar civarında. Bu da karbon kriterlerini karşılayamamış bir ton tekstil ürünü için, Avrupa’ya girişte yüzde 1 oranında Sınırda Karbon Vergisi ödemek demek.<br />
<br />
Uzmanların öngörülerine göre, Türkiye’nin tüm sanayi kollarındaki üretimini, Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uygun hale getirmek için 80 milyar euro’luk yatırım yapmalı. Oysa Dünya Bankası’nın, Türkiye’ye bu yatırımlar için vereceği kaynağın sadece 3.1 milyar euro olacağı belirtiliyor. Avrupa Birliği bünyesindeki sanayi tesislerinin Yeşil Mutabakat’a uyum için birlik imkanlarından faydalanarak yapacakları yatırımın büyüklüğü ise 1.1 trilyon euro olarak hesaplanıyor. Rakamlar arasındaki uçurum, haksız rekabetin boyutlarını ortaya koyuyor.<br />
Öte yandan her maliyet gibi Sınırda Karbon Vergisi’nin de dolaylı olarak tüketicilere yansıyacağını tahmin etmek hiç zor değil. Günümüzde Avrupalı ortalama bir tüketici, yılda 26 kilogram tekstil ve hazır giyim ürünü satın alıyor. Aynı tüketici yılda 11 kilogram tekstil ve hazır giyim ürününü çöpe atıyor. Avrupa’nın hedefleri arasında moda hızının yavaşlaması, tekstil ve hazır giyimde döngüsel üretim modeline geçilmesi gibi gezegenimiz için son derece faydalı başlıklar var. Bununla birlikte çeyrek asrı aşkındır devam eden bu tüketici alışkanlığının bir hamlede kırılamayacağı da açık. <br />
<br />
Üzerine Sınırda Karbon Vergisi’nin maliyeti de eklenmiş tişörtüyle iklim krizi eyleminde boy göstermenin samimiyetini hep birlikte sorgulamalıyız. Zira karbonun parasını ödeyerek onu yok edemeyiz. Ondan gerçekten kurtulmanın yolu, önce üretim, sonra da tüketim tarzımızı değiştirmekten geçiyor. Bu da vergiyle değil, yatırımlara aktarılacak kaynakla mümkün olabilir.]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Mar 2022 23:18:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2023/08/imren-nilay-tufekci-1692126836.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tekstil fabrikasının en büyük riski yangındır</title>
                <category>Hatice Büyükoglu Buran</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/tekstil-fabrikasinin-en-buyuk-riski-yangindir-4</link>
                <author>haticeburan@tekstildergi.com (Hatice Büyükoglu Buran)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/tekstil-fabrikasinin-en-buyuk-riski-yangindir-4</guid>
                <description><![CDATA[Tekstil fabrikasının en büyük riski yangındır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<br />
Konfeksiyon günümüzde  ev tekstili ve hazır giyim anlamına gelir. Konfeksiyon, tekstil denildiğinde akla gelen bir çok alt koldan biridir. Şayet giyim veya ev tekstilinde deri kullanılırsa o halde buna deri konfeksiyonu denilecektir. Türkiye’deki işçilik maliyetlerinin düşük olması, yoğun emek gerektiren bir sektör olması sebebiyle  konfeksiyon, tekstil sektöründeki alt kollar arasından en dikkat çekenlerden biridir diyebiliriz.<br />
Bir tekstil fabrikasının en büyük riski yangındır. Olası bir yangın durumunda; fabrika, üretimi durdurmak zorunda kalırsa şayet, tüm bu üretimin durduğu süreçteki kar kaybıyla birlikte, ürünlerin zamanında üretilmemesi, teslim edilmemesi ile maddi kayıp yanında müşteri nezdinde güven kaybı da yaşanacaktır, aynı zamanda sektörde de bir repütasyon kaybı yaşanır. Bu sırada önemli bir Pazar kaybı olurken, rakipleriniz sizin Pazar payınızı alabilir. Yangın üretim olan konfeksiyon ve tekstil fabrikaları için ciddiye alınması gereken en önemli risktir.<br />
Bir üretim sürecinde kumaş seçiminden, kalıp hazırlanmasına, kalite kontrolden, son işlemler, kesim, ütü, dikim ve ambalaj sevkiyatlamaya kadar tüm adımlar dikkatle yapılmalıdır, olası tüm riskler dikkate alınarak; bu riskleri önlemek için iş güvenliği adına ve yangın ve diğer bir çok risk çıkmaması adına azami dikkat gösterilmelidir.<br />
<br />
Risk özelinde vaka bazlı örnekler ve önerilen bazı önlemler:<br />
- Sigara: Kontrolsüz şekilde atılan sigara izmaritinin atık kumaşları vs. tutuşturması / Sigara içme yasağı uygulanmalıdır. Sigara içme odaları oluşturulmalı ve metal söndürücüler kullanılmalıdır, işçiler uyarılmalı ve odada içme kuralına uymayanlara ceza kesilmelidir.<br />
- Elektrik kaynaklı yangınlar: İşletme içinde yoğun olarak uzatma kablosu kullanılması ve aynı uzatma ile birden çok makinenin çalıştırılması sonucu kısa devre oluşması. Uzatma ve genel iletim kablolarının işletme içinde dağınık şekilde bulunması, üretim sırasında ortaya çıkan hav ve tozların elektrik panoları ve tesisat üzerinde birikmesi sonucu ısınmaya dayalı yangınlar, Her uzatma kablosu yalnız bir makineyi beslemelidir,  Çoklu prizlerin kullanımına izin verilmemelidir. Uzatma kablolarının düzenli şekilde, kablo kanallarından geçirilmesi gerekmektedir. Elektrik pano kapakları sürekli kapalı tutulmalı, panoların yakın çevresine yanıcı malzeme depolaması yapılmamalıdır. Tüm tesisat etanj hale getirilmelidir.<br />
- Atık malzemeleri yanması: Gelişi güzel atılan atık kumaşların sigara vs.nedenlerle tutuşması, atık kumaşlar düzenli olarak toplanmalı ve belirlenen alanlarda biriktirilerek her gün bina dışına çıkarılmalıdır.<br />
- Kumaşlar veya ürünler tavana kadar istiflenmemelidir. Bu da ışık kaynağı led değilse yangına sebep olabilir.<br />
Tavandaki ışık kaynağı led olmalıdır.<br />
- Makine, techizat bakımları: Periyodik bakımı yapılmayan buhar jeneratörünün ve ya buhar kazanının patlaması. İşletmede bulunan buhar jeneratörleri veya buhar kazanının periyodik bakımları yapılmalıdır.]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Mar 2022 21:21:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2023/08/hatice-buyukoglu-buran-1692126973.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TABA-AmCham  (Türk Amerikan İş Adamları Derneği)</title>
                <category>Süleyman Sanlı</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/taba-amcham-turk-amerikan-is-adamlari-dernegi-3</link>
                <author>suleymansanli@tekstildergi.com (Süleyman Sanlı)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/taba-amcham-turk-amerikan-is-adamlari-dernegi-3</guid>
                <description><![CDATA[TABA-AmCham  (Türk Amerikan İş Adamları Derneği)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[Türkiye’de ki pek çok firmanın ve iş adamının Amerika’da ki yatırımları her zaman merak konusu olmuştur. Türkiye’nin Amerika ile ticari dostluğunun arasında oldukça güçlü bir köprü olan TABA-AmCham aynı zamanda Amerika’dan birçok yatırımcının da Türkiye ‘ye gelmesini sağlamıştır. Amerika ve Türkiye arasındaki yatırımın yıllar içinde gelişmesi ve değişmesi başarılı İhracatçı Birliklerimiz ve STK larımızın yanısıra TABA-AmCham (Türk Amerikan İş Adamları Derneği)katkı sunmuştur.  <br />
Medeniyetlerin yoğurulduğu kadim coğrafyamız, binlerce yıllık birikimiyle her zaman bir cazibe merkezi olagelmiştir. Bağrından milletler doğuran, misafir ettiği halklara kucak açan bu topraklar, doğunun batısı ve batının doğusu olma kimliğiyle dünyanın adeta merkezi konumunu günümüze kadar sürdürmüştür.<br />
Bizler bu derin köklerin evlatları olarak dünyaya adeta örnek olacak bir mirasın son temsilcileriyiz. Bu bilge toprakların, Anadolu’nun evlatlarıyız. Tarihin bize verdiği “medeniyetlere beşik olma” misyonu, bizleri takip eden değil, takip edilen olmaya mecbur bırakmaktadır.<br />
Türk Amerikan İş Adamları Derneği, Türkiye ve Amerika’daki iş çerçevelerine Ticaret, ekonomi, finansman, sanayi ve benzeri konularda görüş bildirmek, uygulamada yardımcı olmak, iki ülke arasındaki ticari, ekonomik ve kültürel ilişkileri geliştirmek amacıyla merhum Turgut Özal’ın katkılarıyla 34 yıl önce Bakanlar Kurulu Kararı ile kuruldu.<br />
Kamu yararına dernek statüsünde olan kurumumuz, Türkiye’de; İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde; Washington, Chicago ve New York temsilcilikleri ile faaliyet göstermektedir. <br />
Aynı zamanda Amerikan Ticaret Odası’nın Türkiye Temsilcisi olan Kuruluşumuz 35 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteren Amerikan firmaları ve Amerika ile iş ilişkisinde olan Türk firmalarına hizmet vermektedir. İkili ilişkilerin güçlendirilmesini ve tüm bunların yanında Türkiye ve ABD arasındaki tarihsel dostluğun değişen Dünya şartlarında daha da güçlenmesini, her iki ülkenin ekonomik, siyasi ve kültürel yararına olacak şekilde geliştirilmesi adına çaba harcamaktadır.<br />
Geçmişte iki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerde son derece başarılı ve olumlu katkılar sunan kuruluşumuz, ilk günkü heyecanına 35 yıllık deneyimi katarak daha büyük hedeflere ulaşmak için gereken motivasyona sahiptir.<br />
Bugün itibariyle toplam 352 üyemiz bulunmaktadır. TABA, 46 bin 935 kişilik istihdamıyla yüzbinlerce kişilik bir aileye sahiptir. Üyelerimize ait firmaların Türkiye ticaretine doğrudan katkısı 2020 rakamlarıyla 20 milyar 540 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmiştir. Firmalarımızın toplam ihracatı ise 3 milyar 279 milyon 654 bin dolar seviyesinde olmuştur<br />
<br />
2021 yılında TABA AmCham olarak 10 toplantı ve  webinar gerçekleştirdik, aralarında ABD’li senatörlerin de bulunduğu önemli konuklarımızla Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ticari hacmi artırmanın yollarını aradık. Geçtiğimiz ay gerçekleştirdiğimiz TABA AmCham ihracat zirvesine 300 kişilik katılım sağlandı. Prof. Dr. Emre Alkin ve İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe’nin teşrifleriyle, yaptığımız zirvede, ticari ilişkilerimizin gelişmesine yönelik yol haritası ele alındı. <br />
Atlantik Konsülü’nün daveti üzerine Washington D.C’de Andrew M. Mellon Auditorium’da gerçekleşen ‘’Seçkin Liderler Ödül Gecesi’’nde 60. Kuruluş Yıldönümü kutlandı. Açılış konuşmasını Konsey Başkanı John F.W. Rogers yaparken bu özel gece konuşma yapan özel pek çok isim de oldukça ilgi çekti. Ödüllerin ard arda verildiği gecede yıldız isimler arasında Avrupa Komisyon Başkanı Ursula Von Der Leyen, Pfizer Başkanı Albert Bourla, Biontech mucitleri gururumuz Sn. Özlem Türeci ve Sn. Prof. Dr. Uğur Şahin’e üyelerimiz ve yöneticilerimiz ile eşlik ettik. . Davetler, toplantılar ve seminerler ile Amerika-Türkiye ticari ilişkilerinin gelişmesi anlamında çabalarımız devam etmektedir. <br />
Dünya Bankası Kıdemli Ekonomisti Sn. Sibel Kulaksız’ı misafir ederek, ABD’de bulunan iş fırsatlarının yanı sıra çevre, dijital, ekonomi, kadın iş gücünün arttırılması, Türkiye ve komşu ülkelerin üretim gücü ve potansiyellerini, finansa erişim ve daha pek çok konuda farkındalık yaratılması adına istişare edildi. Bu istişare ise büyük bir proje olan ‘’ Dünyada Göç ve Göçmen Olgusu’’ belgesel ve kısa film yarışması ile açığa çıkarıldı. <br />
TABA-AmCham Dünya, pandemi sonrasında ki fırsatlar ve tehditler başlıklı zirvede derneğimizin 35 yıllık tarihi ve 2023 vizyon projelerinin sunumu gerçekleştirildi. Bu toplantıda dijital vergiler ve vergi tehditlerin kaldırılması ele alındı. Başkan Yardımcımız Dr.Yılmaz Sönmez moderatörlüğünde Paris Bosphorus Enstitüsü Başkanı ve Galatasaray Üniversitesi Öğ. Üyesi Dr.Bahadır Kaleağası ile Kültür Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sinan Alçın gibi konusunda uzman  isimler vizyon konuşmalarında dijital dönüşüme dair açıklamaları ile dikkatleri üzerine çektiler. TABA-AmCham ihracat zirvesi konuşmalarında emtia fiyatları, enerji krizi, dünya ekonomisi ve ABD/Avrupa piyasalarının takibi ni değerlendirdik. <br />
Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın New York’ta yapılan 76’ıncı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına TABA AmCham olarak katıldık ve etkinliklere katkıda bulunduk.<br />
Hedefimiz, iki ülke arasındaki ticaret hacmini 20 milyar dolar seviyesinin üzerine çıkarmaktır. 2021 yılında Türkiye’nin ihracat sıralamasında ABD 2’inci sıraya yükselmiştir. Dünya’nın en büyük ithalatçısı konumunda bulunan Amerika Birleşik Devletleri’ne gerçekleştirilen ihracatımızın artması ve uzun yıllara dayanan dostluğumuzun ticarete yansımasına daha fazla katkı sağlamak istiyoruz. <br />
20 trilyon dolar gayrı safi yurtiçi hasılasıyla dünyanın en büyük ekonomisi konumundaki Amerika Birleşik Devletleri, dünya tüketiminin %33’ünü tek başına yapıyor. Yılda 2,6 trilyon İthalat yapan Amerika’da Türkiye’nin pazar payı sadece yüzde 0,4 düzeyindedir. Bu ülkede Türk yatırımcı ve ihracatçılar için ciddi fırsatlar mevcuttur. ABD ithalatının yüzde 1’ine bile ulaşsak, yıllık 12 milyar dolar olan ihracatımız 26 milyar dolara çıkacaktır. <br />
Neden sadece Avrupa Birliği ve yakın coğrafyaya ihracat yapmak zorunda kalalım? Global dünyada neden hakettiğimiz konuma gelmek için biraraya gelip daha da büyümeyelim? Hep birlikte bunu başaracağız.<br />
Peki bunu nasıl yapacağız? Adım adım, kararlılıkla bunu başaracağımıza inanıyoruz. İlk adımımız CRC ( Commercial Registration Certificate) projemiz olacaktır. <br />
Pandeminin neden olduğu global ekonomik krizde, Türkiye’nin dünya için alternatif bir tedarik merkezi olması, güvenilir tedarikçi olmanın yanısıra doğru ve kaliteli üretim stratejileri, sürdürülebilir ve yenilikçi bir bakış açısı gerektiriyor. Firmalarımızın ABD pazarına açılması için, tüm bu kriterleri denetlediğimiz bir sertifika programını başlatacağız.<br />
TABA AmCham’a bağlı YMM ve YGM’ler, Amerikan pazarına açılmak isteyen firmaların belirlediğimiz kriterlere uygunluklarını denetleyerek, belge almaya hak kazanan firmalar, ABD’de 50 eyalette ve dünyada 117 ülkede 133 destinasyona AmCham  üzerinden İhracatçı firmalarımız da tanınmadıkları uzak coğrafyalarda güven ve ulaşılabilirlik konusunda avantaj sağlamalarına hizmet etme gayretinde bulunuyoruz. <br />
Bir projemiz de Türkiye’de “Nitelikli Serbest Bölge” kurmayla ilgili olacak. Kısaca QIZ olarak tanımlanan bu serbest bölge konusunda daha önce Mısır ve Ürdün adım attılar ve kısa sürede ihracatlarını artırdılar. <br />
Biz Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in de dahil olduğu bu projede illerimizin organize sanayi bölgelerine “Nitelikli Serbest Bölge” kurulmasını destekliyoruz. Toplumsal barışa katkı sağlamak adına bu bölgelerde yüzde 10-15 seviyesinde göçmen işçi kullanılmasını teşvik edebiliriz. . Böylece yüzbinlerce yeni istihdam ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin kısa sürede öngörülen hedeflere adım adım yaklaşması ulaşması mümkün olacak. <br />
Bu kapsamda sağlanacak QİZ anlaşması ile %85 Türk vatandaşı   %10-15 göçmen çalıştıran firmalara QİZ sertifikası verilerek ABD’ye gümrüksüz mal ihracını mümkün kılma fikrini destekliyoruz. . Ülkemizin insanı vatanseverdir ancak asla ırkçı değildir. Bunu tarihsel süreçlerde görebiliriz. Sadece kendi soydaşlarımıza ve dindaşlarımıza değil engizisyondan kaçan Musevilere ve komünizmden kaçan Beyaz Ruslara da kucak açtığımızı unutmayalım. <br />
Türkiye’mizin denklemde olmadığı katkı sağlamadığı hiçbir projenin coğrafyamızda başarılı olamayacağı aşikardır. Yeniden şekillenen coğrafyamızda Türkiye’nin görüş ve önerileri mutlak suretle dikkate alınmalıdır. Yaşadığımız coğrafyada barışın ihdas edilmesi hoşgörünün ticaretin ve bereketin artmasıyla mümkündür. Ticareti geliştirmek ve ülkemizi ticari platforma açabilmek bizim asli görevimizdir. <br />
1987 Yılında kurulan Kurumumuz,Türkiye’nin ticari konuda yurt dışına açılmasını ve Amerikan firmalarının da Türkiye’de yararlı pek çok yatırımı gerçekleştirmesini sağlamıştır. Bu sene 35. Yılı ile Türkiye’de pek çok faaliyet gerçekleştiren Türk Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham) olarak, birçok Türk yatırımcının ABD pazarına girmesine de olanak sağlamıştır. 30 yılı aşkın süredir hem Türkiye’de ki Amerikan firmalarına hem de Amerika’da ki Türk firmalarına destek olan Kurumumuz ticari ve ekonomik ilişkilerin gelişmesi adına büyük rol oynamıştır. <br />
Tekstil sektörümüz, 2020 yılının ağustos ayına kıyasla yüzde 36 artışla 1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek tüm zamanların en yüksek ağustos ayı ihracat rakamına ulaşan sektörümüz, yılın sekiz aylık döneminde 8,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek 2020 yılında Türkiye, ABD’nin tekstil ithalatında bir basamak atlayarak 8. sıraya yükselmiştir. <br />
2021 yılında ihracatımız bir önceki yıla göre %32,85 oranında artarak 225 milyar 368 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2021 yılında 2020 yılına göre; İhracat, % 32,85 artarak 225 milyar 368 milyon dolar, İthalat, %23,61 artarak 271 milyar 355 milyon dolar, Dış ticaret hacmi, % 27,64 artarak 496 milyar 723 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.İhracatın ithalatı karşılama oranı % 83,1 olarak gerçekleşmiştir. 352 üyemizin ekonomik etki analizinden de bahsetmek isterim; kayıtlı 352 Üyemizin 2020 yılında yıllık cirosu toplamda 16.915.212.065 USD, 2020 yılı ihracat hacmi ise 2.700.891.659 USD. Kurum ve Kurum Üyeleri olarak toplamda 46.935 kişinin kayıtlı istihdamını sağlamaktayız. <br />
<br />
Türkiye’de bulunan pek çok iş adamı ve firmaya vermiş olduğu hizmetle yeni işlere adım atılmasını sağlayarak, son dönemde verdiği hizmetlerle Üyelerimize destek olmaya devam ediyoruz. Türkiye ve Amerikan dostluğunun yanı sıra ekonomik ve ticari alanda uzmanlaşmış iş adamlarının oluşmasını sağlayarak, Amerika yatırımları ile Türkiye’ye verdiği destek kuruluş amacını bir kez daha kanıtlar nitelikte olduğumuzu belirtmeliyiz. <br />
Hem ticari ilişkilerin genişlediği hem yeni iş fırsatlarının doğduğu hem de hedeflenen müşteri kitlesine ulaşımın sağlandığı TABA-AmCham, firma veya şirketler için oldukça avantajlı bir kurum haline gelmiştir. <br />
Şirketinizi, firmanızı ya da iş alanında ki başarınızı genişletmek, ticari ilişkilerinizi farklı boyutlara taşımak, yurt dışı fırsatlarını değerlendirirken potansiyel müşteri kitlenize ulaşmak için TABA-AmCham bünyesi altında toplantılar, Amerika ziyaretleri ile uzman olduğunuz alanda çok daha büyük bir kitle tarafından farkedilmenizi sağlamaya gayret ediyoruz. <br />
Üyelerimize sağlamış olduğu kolaylıklar ve hizmetler ile başarılı projelerin altında imzası eksik olmayan TABA-AmCham hem Türkiye hem Amerika hem de üyelerimiz için başarılı işler gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Günden güne artan üye sayısı ve iş performansı ile Türk-Amerikan ilişkilerini daha da pekiştirerek, tüm olanakların tek bir çatı altında toplandığı yer haline geliyor. <br />
Her biri kendi alanında uzman kişilerden oluşan Türk Amerikan İşadamları Derneği üyeleri, Türkiye’nin ekonomik, kültürel ve sosyal gelişimi için taş üstüne taş koymaya devam edecektir. <br />
 ]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Mar 2022 21:14:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2023/08/suleyman-sanli-1692127412.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul kara teslim oldu!</title>
                <category>Av. Ebru Erdem</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/istanbul-kara-teslim-oldu-2</link>
                <author>ebruerdem@tekstildergi.com (Av. Ebru Erdem)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/istanbul-kara-teslim-oldu-2</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul kara teslim oldu!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f82ada92de.jpg" style="width: 600px; height: 373px;" /><br />
<br />
Covid-19 salgını devam ederken olumsuz hava koşulları ticari hayatta mücbir sebep sayılır mı? Aşırı ifa güçlüğü oluşturur mu? Sözleşmeler değişen koşullara uyarlanabilir mi ?<br />
İki veya daha fazla kişi iradeleri ile anlaştıkları hususlarda hukuki bir ilişki meydana getirirler. Bu hukuki ilişkinin sonucu olarak sözleşmeler oluşur. Sözleşmeler ile taraflar birbirine karşı yerine getirmeyi taahhüt ettikleri edimler konusunda anlaşırlar ve karşılıklı borç altına girerler.<br />
<br />
Taraflar arasında meydana gelen sözleşmeler ve hukuki ilişkilerde “pacta sunt servanda” ilkesi gereği “ahde vefa” esastır. Hukukun temel ilkelerinden olan ahde vefa ilkesi gereği sözleşmenin tarafları, sözleşmeden doğan borçlarına sadık olmalı, sözüne bağlı kalıp, vefa duymalıdır. Sözleşmeler hukukunda yer alan ve “ahde vefa ilkesinin istisnası olarak görülen bir diğer ilke ise “akdin değişen durumlara uyarlanması “ ilkesidir. Bu ilkeler mücbir sebepler ve zorlayıcı haller durumda başvurulan başlıca araçlar olarak karşımıza çıkar. Şöyle ki ;<br />
Sözleşmenin değişen durumlara uyarlanması öngörülemeyen bir durumun ortaya çıkması, mevcut durumun bir taraf için edimin ifasını aşırı derecede güçleştirmiş ya da imkansız hale getirmiş olması gerekir. Bu gibi durumlarda borçlunun sözleşmeyi feshetmesi ya da sözleşmeyi uyarlama hakkı gündeme gelir. Ahde vefa ilkesi her ne kadar “kural” akdin değişen durumlara uyarlanması “istisna” gibi gözükse de değişen şartların meydana getirdiği adaletsizliğin önüne geçmek amaçtır. Çünkü bazı durumlarda katı bir şekilde sözleşmeye bağlılık ilkesinin uygulanması ve borcun aynen ifasının borçludan beklenmesi, adalete, dürüstlüğe ve hakkaniyete aykırı düşecektir. Bu olumsuz sonuçların önüne geçebilmek için sözleşmenin değişen bu koşullara uyarlanabilmesi gerekir.<br />
<br />
Türk Borçlar Kanunu’nda aşırı ifa güçlüğü düzenlenmiştir.TBK. 138.maddesinde 'Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.' hükmü yer alır.<br />
<br />
Aşırı ifa güçlüğü gibi bir kısım istisnalar ve mücbir sebep halleri öncelikle taraflar arasındaki sözleşmelerde belirlenebilir. Mücbir sebep halleri ya da beklenmeyen haller şeklinde bu hususlar tarafların iradeleri ile bağlı olarak sözleşmelerde madde madde belirlenebilir ya da genel haller şeklinde sıralanabilir ve kıyasla uygulanabilir. Bu durumda sözleşme hükümleri  tarafları bağlayıcı olur. <br />
<br />
Şayet sözleşmede bu hususlara ilişkin bir düzenlemeye yer verilmedi ise sözleşmenin değişen bu koşullara uyarlanabilmesi bazı şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalı, öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum borçludan kaynaklanmamış olmalı, bu durum sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalı, borçlu borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır. <br />
<br />
Bu şartlar deprem, sel, yangın vb gibi doğal afetlerin mücbir sebep olarak kabulünü zorunlu kılarken, olumsuz hava koşullarının edimlerin ifasını kısmen ya da tamamen imkansız hale getirmesi ya da  aşırı güçleştirmesi bu şartlar doğrultusunda değerlendirilmesini gerekli kılar. Çünkü 'mücbir sebep' kavramı hukukta, olağan ve alışılmışın dışında gerçekleşen nitelikte, kişinin önceden beklemediği, öngöremeyeceği, beklese ve tahmin etse bile, her türlü aldığı tedbire rağmen meydana gelmesini engelleyemeyeceği, kendi kontrolü dışında gerçekleşen olay, olgu veya durumları ifade eden genel bir hukuk terimidir. Bu engeller doğal afetler veya üçüncü şahsın fiilinden (haksız fiil) yahut mevzuatla getirilen yasaklamalar ve engellemeler gibi sayısız türde ve çok değişik şekillerde ortaya çıkabilir. Mücbir sebebin varlığının ispatı halinde borçlu borcundan kurtulur. Mücbir sebeplerin çeşitlerini sınırlayabilmek mümkün değildir ve duruma göre sürekli değişebilir. <br />
Mücbir sebepler, insanın iradesi ve ihtiyarı dışında meydana gelen tesadüfi olaylardır. Bu olayların meydana gelmelerinden önce bilinmeleri mümkün olmadığı gibi, meydana geldikleri zaman etkilerinin giderilmesi de ilgilinin iradesine bağlı değildir. Bir durumun mücbir sebep sayılıp sayılmaması dışında kişinin mevcut imkan ve bilgisi çerçevesinde gerekli tedbirleri alıp almadığı ilgilinin ihtiyarı dışında gerçekleşip gerçekleşmediği hususu kişinin sorumluluğu açısından araştırılması gereken bir konudur. Çünkü mücbir sebep halinde, kişiye yüklenebilecek hiçbir kusurun bulunmadığından söz edilir. Malî Hukukta mücbir sebepler, Vergi Usul Kanunu’nda ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’nda düzenlenmiştir. <br />
<br />
Örneğin İthalat ve ihracatın yasaklanması hukuki bir mücbir sebep oluştururken tüm dünyayı etkisi altına alan Coronavirüs (Covid-19) ‘ ı Dünya Sağlık Örgütü’ nün “Salgın” olarak ilân etmesi salgının mücbir sebep kavramına dahil olup olmayacağı hususunu tartışılan bir konu haline getirmiştir. <br />
<br />
Tahmin edilememesi ve kaçınılması ve önlenmesinin mümkün olmaması hususu kısaca şu şekilde izah edilebilir. Kişiler tarafından önlem alınması mümkün olmasına rağmen, önlem alınamadığı için olağandışı halin gerçekleşmesi ya da etkisinin ortadan kaldırılamaması halinde bir mücbir sebep halinden söz etmek her zaman mümkün değildir. Örneğin yangın çıkma tehlikesinin varlığına rağmen, gerekli onarım ve bakımın yapılmaması; yangın çıktığında, söndürmek ve/ya da birkısım emtianın kurtarılması mümkün iken, böyle bir girişimde bulunulmaması halinde, çıkan yangının objektif nitelikte bir mücbir sebep olarak nitelendirilmesi ya da yangının çıkmasında ihmali olan ve çıkan yangına seyirci kalan kişi açısından mücbir sebep sayılması da mümkün değildir.<br />
<br />
Alınan bütün tedbirlere, sahip olunan her türlü imkân ve araca rağmen, mücbir sebep teşkil eden olayın sonuçları önlenemez ise kaçınılmaz halden söz edilir. Yani mevcut her türlü tedbir alınsa, her türlü özen gösterilse dahi, zararlı sonucun hiç kimse tarafından önlenememesi halinde mücbir sebepten söz edilmesi mümkündür.<br />
<br />
Bu durumda olumsuz hava koşullarının ithalat ve ihracatta sebep olduğu olumsuzlarda da tüm hususların olaylara göre ayrı ayrı değerlendirilerek irdelenmesi gerekir. Bir olayın mücbir sebep sayılması mümkün iken kişi-işletmeler açısından her birinin kendi şartları ve özellikleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Mücbir sebeple sonuç arasında uygun sebep-netice ilişkisinin bulunması şartı ise hukukta illiyet bağının kurulması olarak tanımlanır. Mücbir sebebin varlığı ile yerine getirilmesi gereken edimin yerine getirilememesi, yapılacak başvurunun yapılamaması, kullanılması gereken hakkın kullanılmaması arasında bir illiyet bağının olması halinde mücbir sebeplerin hüküm ve sonuç doğurması mümkündür. Mücbir sebepler çok çeşitli olarak nitelendirilebilse de kanun koyucu mücbir sebep hallerini tam listelemek yerine yoruma elverişli bir alan olarak bırakmıştır.<br />
<br />
Malî Hukuk bakımından mücbir sebeplerin süreleri geciktirici etkisinden söz etmek mümkündür. Çünkü, mücbir sebep halleri ve sürelere etkisinin açıkça düzenlendiği Vergi Usul Kanunu’nda ödevlerin yerine getirilmesi geciktirilmektedir. Nitekim, ödevlerin yerine getirilmesine engel olduğu kabul edilen mücbir sebep halleri sadece sürelerin işlemesini önlemekte; mücbir sebep ortadan kalktığında (sürelerin kaldığı yerden işlemeye devam etmesi sayesinde) gecikmiş de olsa ödevlerin yerine getirilmesi mümkün hale gelmektedir.<br />
Nitekim, bu durum Vergi Usul Kanunu’nda açıkça ifade edilmektedir. “13’üncü maddede yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin bulunması halinde bu sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler işlemez. Bu takdirde tarh zamanaşımı işlemeyen süre kadar uzar”<br />
Örneğin kişilerin tabiî afetleri önceden tahmin etmeleri ve engelleyebilmeleri nasıl mümkün olmadığı gibi tabi afetler gibi bütün Dünyayı etkisi altına alan ve milyonlarca insanın hastalanmasına ve milyonu aşkın insanın ölümüne sebebiyet veren; kişilerin karantina, sosyal izolasyon, fizikî mesafe, maske, hijyen konusuna azami dikkat etmeye ve özen göstermeye mecbur kaldığı Covid-19 Salgını (Pandemi) da tabiî afet olarak kabul edilmekte ve duruma göre mücbir sebep olarak nitelendirilmelidir. Mücbir sebepler ile ilgili kişiyi-işletmeyi etkileyip etkilemediği ve ne kadar etkilemiş olduğu önemlidir. Genel nitelikte olan bir mücbir sebep halinin herkes için aynı derecede etkisinin olması şart ve mümkün değildir. Genel nitelikli bir mücbir sebep halinde, kişiler mücbir sebebin varlığını olmasa da kendilerinin de etkilendiklerini isbat etmek mecburiyetindedir. Çünkü, bazen mücbir sebebin genelliğine rağmen, bazı kişilerin ve/ya da işletmelerin etkilenmemesi bir yana bazı kişiler ve/ya da işletmelerin lehine sonuçların doğması da mümkündür. Nitekim, Covid-19 Pandemi döneminde işyerlerinin çoğunluğu kapalı iken, kargo işletmeleri ve sağlık-temizlik malzemeleri ile gıda maddeleri satan firmalar belirli şartlarla faaliyetlerine devam edebilmiştir. Bu sebeple, kişi ve işletmelerin mücbir sebepten etkilenme hali ve derecesinin tesbit edilmesi şarttır. Aksi halde, mücbir sebebin genel nitelikte olması yüzünden herkes için aynı etkiyi yaptığının kabulü, hak eden ile hak etmeyeni eşit şartlara tâbi tutmak gibi adaletsiz sonuçların doğmasına yol açacak demektir.<br />
<br />
Bir diğer husus geçici ve kesin imkansızlık halleridir. Bir imkansızlığın ne kadar süreceği öngörülemediği hallerde de kesin imkansızlık sebebiyle borcun sona erdiği kabul edilmektedir.Hali hazırda yaşanan salgının bir sözleşme ilişkisine etkisinin belirlenebilmesi için elbette sözleşmenin tüm hükümleri bir arada ele alınmalı ve yorumlanmalıdır.Ancak ifa imkansızlığı borcu sona erdiren nedenlerdendir. <br />
<br />
Bilindiği üzere hali hazırda COVID-19 pandemisinin Türkiye’de mücbir sebep olarak kabul edilip edilmediği yönünde herhangi bir resmi beyan mevcut olmadığı gibi konu hakkında bir Yargıtay kararı da bulunmamaktadır. Yargıtay’ın mevcut kararlarına konu olan domuz gribi, kuş gribi gibi diğer salgın hastalıklar göz önüne alındığında hali hazırda yaşanan pandeminin dünya çapında hızla yayıldığının kabulü aşikardır. Bu tip nedenler ile özellikle Çin, İran, İtalya, İspanya gibi salgından büyük ölçüde etkilenen ülkelerin dahil olduğu ticari ilişkiler açısından söz konusu durumun mücbir sebep olarak değerlendirilmesi yerinde olacaktır.Yargıtay’ın her durumda basiretli tacir kavramına önem verdiği, ahde vefa ilkesini benimsediği ve sözleşmede tanımlanan mücbir sebebin kapsamına dikkat ettiği ise elbette unutulmamalıdır.<br />
<br />
Haliyle taraflar öncelikle imzaladıkları sözleşmelerin mücbir sebep ile ilgili açık bir madde içerip içermediğini incelemeli ve sözleşme kapsamındaki edimlerin ifasını olumsuz şekilde etkileyen söz konusu sebebin bu madde kapsamında ele alınıp alınmayacağını değerlendirmelidir. Diğer yandan ticari hayatın devamının tacirler için önemi göz ardı edilemeyeceğinden tarafların birbirleriyle görüşerek bir konsensüs ‘ a varmaları en basit çözüm olup bir hukukçu gözüyle “En kötü anlaşma, anlaşmazlıktan iyidir!”  görüşümü paylaşmak isterim.                            <br />
                                  <br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f82bec2de3.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Mar 2022 20:58:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2023/08/av-ebru-erdem-1692127491.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayal etmekle başlar her şey</title>
                <category>Aylin Saraçoğlu</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/makale/hayal-etmekle-baslar-her-sey-1</link>
                <author>aylinsaracoglu@tekstildergi.com (Aylin Saraçoğlu)</author>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/makale/hayal-etmekle-baslar-her-sey-1</guid>
                <description><![CDATA[Hayal etmekle başlar her şey]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<br />
<span style="font-size:12pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Merhaba,<br />
<br />
Sevgili arkadaşım Arzu Arat Yenicil’den Tek Stil dergisini çıkartacaklarını öğrendiğimde çok heyecanlandım. Tekstil, Konfeksiyon, Moda üzerine haberler, röportajlar yapan, dönemin çok önemli sektörel dergileri olan DR Fashion Business ve TextilWirtschaft Dünya Tekstil dergilerinin Genel Yayın Yönetmenliğini yapmış, üniversite bu konularda ders vermiş biri olarak içim kıpır kıpır oldu. <br />
<br />
Moda markalaşma süreci <br />
<br />
90’ların sonlarına doğruydu… Sanat gazeteciliği ve life style dergi editörlüğünden sonra hep yakınlık duyduğum tekstil sektörüne yönelik mecralarda çalışmaya başlamıştım. Çok önemli sanatsal dokunuşlarla harika yaratımlar ortaya konuluyordu. Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü lokomotif sektör olarak adlandırılıyordu. Dünyanın en önemli markalarına fason üretim yapan sektörümüz moda-marka yaratmak konusunda ilerliyordu. <br />
<br />
Genç Moda Tasarımcıları Yarışmalarıyla sektöre taze kanlar kazandırılmaya başlanmıştı. Şimdilerde adının başına Koza eklenen yarışmanın geçenlerde bu yılki finali gerçekleştirildi. 29’uncusu düzenlenmiş. İnsan inanamıyor, yıllar ne çabuk geçiyor <br />
<br />
Genç Tasarımcılar Yarışması’nın ilk birincisi Bahar Korçan idi <br />
<br />
İlk yarışmanın birincisi Bahar Korçan idi. Ne yazık ki, geçtiğimiz aylarda vefat eden Bahar Korçan’ı gülümseyen yüzü, pozitif kişiliği, mücadeleci ruhu ile hatırlayacağım… Sürekli yeni şeyler, yenilikler ortaya koyması, mevcut genel geçer kuralları, alışkanlıkları tartışmaya açması, yeni ufuklara taşımasıyla da… <br />
<br />
Trendsetter kelimesi anlam olarak “modayı yaratan, modaya yön veren kimse” demektir. Tekstil, konfeksiyon, moda sektörünün uzmanları değişimi tetikleyen, yeni dalgalar çıkartan, yeni olan bir şeyi herkesten önce yapan, kullanan, toplumu, kitleleri değiştiren kanaat önderleridir. <br />
<br />
Kanaat önderleri <br />
<br />
Benim şahsi gazetecilik anılarım bunun örnekleriyle dolu… Türkiye’nin gömlek kralı olarak bahsedilen Selman Bilal internet üzerinden satışlar üzerine projeler geliştirdiklerini söylerken Türkiye’ye internet yeni gelmişti. E ticaret kavramı ortada yoktu. <br />
<br />
Aynı yıllarda, Damat ve Tween markalarının sahibi Süleyman Orakçıoğlu global marka olmaktan, dünyanın her köşesinde mağazalar açmaktan bahsediyor, bunu projelendiriyordu. Konuştuğumuz yer, Nişantaşı’nın arka sokaklarındaki küçük ofisleriydi… Şu anda dünyada 35 ülkede mağazaları var, Türkiye genelinde 128 noktada satıştılar. <br />
<br />
Arzu Kaprol yeni mezun, yarışmalarda kazandığı ödülleriyle dikkat çeken gencecik bir tasarımcıydı. Teknik tekstile, yeşil tekstile olan tutkusunu anlatırken daha bu kavramlar bilinmiyordu bile… “Başaracağım, yapacağım, kendi markamı yaratacağım, yurtdışına uzanacağım” derken ona fazla genç olduğu hatırlatılıyor, hayalleri birçok kişiye uçuk geliyordu. <br />
<br />
Fasonculuktan dünya markasına <br />
<br />
Fason üretim yaparken, markalaşan Mavi şu anda küresel moda dünyasında söz sahibi bir lifestyle markası olarak tanınıyor. Oysa global denim markalarına üretim yapıyorlardı o zamanlar… Fasonculuktan dünya markası olmaya uzanan büyük bir başarı hikayesine imza attılar. <br />
<br />
2 binli yılların başlarında faaliyetine başlayan Avva’nın kurucusu Volkan Atik ile yurtdışı fuarlarda hep karşılaşırdık. Sonralarda yurtdışında çok daha sık karşılaştığım, Avva mağazaları oldu. <br />
<br />
Sıcakkanlılığı, esprili kişiliğiyle çok sevdiğim Bora Aksu ile tanıştığımızda henüz Türkiye’deydi. Dönemin ünlü firmalarına yaptığı başarılı işleri, ödülleri ile parlıyordu. Eğitim için yönünü İngiltere’ye çevirdi ve bir dünya moda yıldızı oldu. <br />
<br />
Birlikten kuvvet doğdu <br />
<br />
Zaman içinde tekstil, konfeksiyon ve modayla ilgili dernekler, birlikler, iş birlikleri çoğaldı. Birlikten kuvvet doğarak, sektörün gelişmesi için önemli adımlar atıldı. Fason üretimden moda, markalaşmaya; gelişmeleri izlemek için yurtdışına gitmekten, ziyaret edilen bir merkez olmaya uzanıldı. Zamanının ‘uçuk’ veya ‘bize fazla gelir’ diye nitelenen fikirleri uygulanmaya başlandı. Çünkü bizim markalarımız ‘çok oldular’. <br />
<br />
Yeşil tekstil, önce insan, sürdürülebilir moda, tasarımcı etiketi, sanayi-tasarımcı işbirlikleri arka arkaya geldi ve hayatımızın içine girdi.  <br />
<br />
Bir keresinde sektörün önde gelen bir ismi şakayla karışık, “Tekstil sektöründe normal kalamıyorsunuz!” demişti. <br />
<br />
Belki de işin sırrı budur! Zamanın ve normalin çok ötesinde düşünmek ve uygulamak! Önce hayal etmek ve sonrasında hayallere yürümek… <br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f7aae45c2d.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /><br />
<br />
<br />
<br />
 <img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f7a52d9995.jpg" style="width: 600px; height: 641px;" /><br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f7a7e2656f.jpg" style="width: 600px; height: 419px;" /><br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f7a8b4adae.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /><br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f7a9763d2e.jpg" style="width: 600px; height: 522px;" /></span></span><br />
<br />
<br />
 ]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Mar 2022 20:22:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/kullanicilar/2023/08/aylin-saracoglu-1692127558.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
