<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>TEK STİL DERGİ</title>
        <link>https://www.tekstildergi.com/</link>
        <description>TEKSTİL GÜNDEMİ TEK ADRESTE</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>560 Arttı, 217&#039;de Kaldı: Kumaş Yanıyor, Sipariş Kaçıyor</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/haber/560-artti-217de-kaldi-kumas-yaniyor-siparis-kaciyor-1812</link>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/haber/560-artti-217de-kaldi-kumas-yaniyor-siparis-kaciyor-1812</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de bazı sektörler vardır.</p>

<p>Sessizdir.<br />
Ama memleket taşır.</p>

<p>Hazır giyim gibi.</p>

<p>İhracat yapar.<br />
Döviz getirir.<br />
Kadın çalıştırır.<br />
Anadolu’yu ayakta tutar.</p>

<p>Şimdi o sektör zorlanıyor.</p>

<p>Biz de <strong>İHKİB Başkan Adayı Mustafa Paşahan</strong>’ın karşısına geçtik.</p>

<p>Yuvarlak konuşmadık.<br />
Süs sormadık.</p>

<p>Doğrudan sorduk:</p>

<p><strong>Bugün bu sektörü kilitleyen ne?</strong></p>

<p>Maliyet mi?<br />
Kur mu?<br />
Faiz mi?</p>

<p>Cevap net:</p>

<p>Hepsi.</p>

<p>Ama mesele hepsinin olması değil.</p>

<p>Mesele… dengenin bozulması.</p>

<p>560 arttı maliyet.<br />
217 arttı kur.</p>

<p>Aradaki fark?</p>

<p>Kâr değil.<br />
Kriz.</p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/08-2022/VYA_0963.JPG" /></p>

<p>Paşahan tek cümle kuruyor:</p>

<p>“Bu tabloda fiyat tutturamazsınız.”</p>

<p>Bir soru daha:</p>

<p>Peki sonuç?</p>

<p>4.4 milyar dolar gitmiş.<br />
400 bin kişi sektörden çıkmış.</p>

<p>Bu dalga değil.</p>

<p>Bu kırılma.</p>

<p>Ama hâlâ şu cümle kuruluyor:</p>

<p>“Biz güçlüyüz.”</p>

<p>Doğru.</p>

<p>Türkiye hızlı.<br />
Türkiye esnek.<br />
Türkiye Avrupa’ya yakın.</p>

<p>Ama bir şey eksik.</p>

<p><strong>Peki müşteri neden gidiyor?</strong></p>

<p>Kalite düşmedi.<br />
Hız azalmadı.</p>

<p>Ama fiyat arttı.</p>

<p><strong>Türkiye pahalı.<br />
Hem de rekabet edemeyecek kadar pahalı.</strong></p>

<p>Gerisi teferruat.</p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/08-2022/VYA_0948.JPG" /></p>

<p>Fabrika var.<br />
Sipariş yok.</p>

<p>Makine var.<br />
Ses yok.</p>

<p>İşçi var.<br />
Umut yok.</p>

<p>Bir başka soru:</p>

<p><strong>Bu sektör neden ithalata yöneliyor?</strong></p>

<p>Cevap basit.</p>

<p>Kimse keyfinden gitmez.</p>

<p>Mecbur kalır.</p>

<p>Maliyet çözülmeden ithalat konuşulmaz.</p>

<p>Paşahan net:</p>

<p>“Bu sorun bizim değil.”</p>

<p>Ama kaçmıyor.</p>

<p>Sebebi koyuyor:</p>

<p>Faiz.<br />
Enflasyon.<br />
Kur.</p>

<p>Üçü birlikte yürümüyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/08-2022/VYA_0939.JPG" /></p>

<p><strong>Peki çözüm ne?</strong></p>

<p>Teşvik mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Nefes.</p>

<p>Ama burada kritik bir ayrım var.</p>

<p><strong>İHKİB çözüm dağıtan bir makam değil.<br />
İHKİB karar vermez.<br />
Ama çözümü masaya koyar, zorlar, takip eder.</strong></p>

<p>Paşahan’ın çizdiği rol de tam olarak bu:</p>

<p>Sektörün derdini doğru tespit etmek…<br />
Ankara’ya net anlatmak…<br />
Ve çözümü zorlamak.</p>

<p>“Biz karar mercii değiliz.<br />
Ama karar vericilere en doğru tabloyu koymakla yükümlüyüz” diyor.</p>

<p>Bu yüzden talepler net:</p>

<p>İstihdam desteği gerçekçi hale gelmeli.<br />
Mevcut destekler sahaya ulaşmalı.<br />
Ve en önemlisi…</p>

<p>Bu geçiş döneminde sektör nefes almalı.</p>

<p>İki yıl diyor.</p>

<p>Sadece iki yıl.</p>

<p>Doğru kredi.<br />
Doğru denge.</p>

<p>Sonrası?</p>

<p>“Bu sektör kendini taşır.”</p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/08-2022/VYA_0950.JPG" /></p>

<p>Bir kritik başlık daha:</p>

<p><strong>KOBİ ne olacak?</strong></p>

<p>Çünkü sistem yukarıdan değil, aşağıdan çöker.</p>

<p>100 milyon dolarlık firmayı büyütmek zor.</p>

<p>Ama 1 milyon dolarlık firmayı ayakta tutmak mümkün.</p>

<p>Eğer yaşayabilirse.</p>

<p>Bir soru daha:</p>

<p><strong>400 bin kişi neden gitti?</strong></p>

<p>Eskiden makinacı, memurdan fazla kazanıyordu.</p>

<p>Bugün?</p>

<p>Memur 60 bin.<br />
Makinacı 50 bin bile değil.</p>

<p>Cümle kısa.</p>

<p>Anlam ağır:</p>

<p>“Çalışan hak ettiğini alamıyor.”</p>

<p>Peki sadece içeride mi sorun?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Dışarıda da duvar var.</p>

<p><strong>Malı gönderiyorsun…<br />
ama kendin gidemiyorsun.</strong></p>

<p>Vize.</p>

<p>Tek başına kriz.</p>

<p>Bir adım daha:</p>

<p><strong>Yeşil pasaport neden konuşuluyor?</strong></p>

<p>Ayrıcalık için değil.</p>

<p>İş için.</p>

<p>Kriter dar.<br />
Sistem dar.</p>

<p>Ama sahada binlerce firma var.</p>

<p>Ve çoğu bu sistemin dışında.</p>

<p>Paşahan bir yerde duruyor.</p>

<p>Ve başka bir şeye dikkat çekiyor:</p>

<p>Bu sektör konuşulurken…</p>

<p>Herkes konuşuyor.</p>

<p>Bilen de.<br />
Bilmeyen de.</p>

<p>Ama faturayı…</p>

<p>üreten ödüyor.</p>

<p>Ton değişiyor.</p>

<p>Cümle sertleşiyor.</p>

<p>“Bu sektör masa başından yönetilmez.”</p>

<p>Ve ekliyor:</p>

<p>“Bu işi yaşayanlar yönetmeli.”</p>

<p>Çünkü mesele artık sadece kriz değil.</p>

<p><strong>Bu sektörü kimin temsil edeceği de masada.</strong></p>

<p>Tablo ortada.</p>

<p>Maliyet baskısı.<br />
Kur dengesizliği.<br />
Sipariş kaybı.<br />
İstihdam erimesi.<br />
Vize duvarı.</p>

<p>Ama hâlâ bir ihtimal var.</p>

<p>Çünkü bu sektör…</p>

<p>hâlâ ayakta.</p>

<p><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/08-2022/VYA_0967.JPG" /></p>

<p>Asıl mesele şu:</p>

<p>Bu tabloyu görüp bekleyecek miyiz?</p>

<p>Yoksa…</p>

<p>dengeyi kuracak mıyız?</p>

<p><strong>Kumaş yanıyor.</strong></p>

<p>Ve bu kez…</p>

<p>sadece tekstil değil,<br />
şehirler söner.</p>

<p>Çünkü bu hikâye,<br />
bir sektörden fazlası.</p>

<p>Şimdi soru şu:</p>

<p>Bu sektörü<br />
yaşayanlar mı temsil edecek…</p>

<p>yoksa<br />
uzaktan izleyenler mi?</p>

<p><strong>6 Nisan’da sandık kurulacak.</strong><br />
Ve bu sorunun cevabı verilecek.</p>

<p><strong>Röportaj: Murat Çetin</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/public/images/detay/image_1773931665448.jpg" /></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/haberler/2026/03/560-artti-217de-kaldi-kumas-yaniyor-siparis-kaciyor-1774035837.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdoğan ile özel röportaj!</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/haber/erdogan-ile-ozel-roportaj-114</link>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/haber/erdogan-ile-ozel-roportaj-114</guid>
                <description><![CDATA[Eğitim ve iş dünyasının duayen isimlerinden Prof. Dr. İlhan Erdoğan, TEK-STİL Dergisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çetin’e çok özel açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<em><strong>Pandeminin tekstil için ikinci bir kırılma dönemi olarak ele alınması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Erdoğan “Pandemi döneminde, tekstil ve ayakkabı gibi ürünler ön plana çıkacak. Ürünün yapısında değişimin başladığı dönem, müşterinin yapısında ve alım gücünde farklılığın ortaya çıktığı bir dönem, Türk tekstiline teveccühün arttığı bir dönem olarak görebiliriz.” ifadelerini kullandı. İHKİB gibi kuruluşlarla ile ilgili görüşlerini de aldığımız Prof. Dr. İlhan Erdoğan, “Son yıllarda yurt dışında çok güzel ilişkiler kuruldu. Türkiye’ye gelen giden insanlar turist olarak değil de, iş insanı olarak gelmeye başladı. İçinde bulunduğumuz çağ, merkezi yönetimin değil, Sivil Toplum Örgütleri’nin çağı. Sivil toplum örgütlerimiz, fonksiyonlarını önemli ölçüde yerine getirirse, sektörü duyulur hale getirecektir. Bunlar ihracatı hem öğretme, hem de yapma adına bir fonksiyon olarak karşımıza çıkıyor.” dedi. </strong></em><br />
<br />
<span style="color:#2980b9;"><strong>RÖPORTAJ: MURAT ÇETİN</strong></span><br />
<br />
<strong>Saygıdeğer hocam, öncelikli olarak, kıymetli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim. Sayın Erdoğan, ülkemizde tekstil sektörünün gelişiminde, kırılma noktası diyebileceğimiz neler yaşandı anlatabilir misiniz?</strong><br />
<br />
Bildiğiniz gibi, tekstil ülkemiz için yeni bir sektör değil. 80’li yıllarda sonuç almaya ve üretim yapmaya başlayan bir sektör. Ama her kriz döneminden ilk etkilenen sektör de yine tekstil oluyor. Tekstil sektörünün Türkiye’de varlığını hissettirmesi, mağazacılıkla başladı. Daha önce, yabancı markalara fason üreten veya sınırlı sayıda yerli markayla üretimine devam eden konfeksiyon firmaları vardı. Geçmişte örme ve dokuma kumaşlar yapıldı. İhracat yapıldı. İstanbul Laleli, ayrı bir pazar oldu. Laleli, özellikle örme ürünlerde büyük müşteri çekti. Bavul ticareti dediğimiz dönemde, cirosu ilginç bir hale geldi. Tekstil 2000’li yılların başlarında bir kırılma dönemi yaşadı. 2004-2005 yılından itibaren, tekstil, marka ürünler üretmeye ve markalara hizmet etmeye başladı. Kumaş üreticileri, yerli ve yabancı markaları destekleyen, onların tedarik zinciri içerisinde ciddi yer alan işletmeler ortaya çıktı. Benzer şekilde nihai üretim yapan, yani kullanıcıya ürün sunan mağazalar son derece hızlı bir şekilde büyüdü. Koton, LCW gibi markalar, nihai tüketiciye hizmet verir hale geldi. Yurt dışı mağazacılık da başladı. Dolayısıyla yurt içi mağazacılığın hızlanması büyümeye başlaması, yabancı markaların Türk kumaşlarına ilgi göstermesi, anlamlı bir şekilde tekstil sektörünün büyümesine yol açtı. Bence, tekstil, şuanda ikinci büyüme çağını yaşayacak.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/6231bca37d943.jpg" style="width: 600px; height: 800px;" /><br />
<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>PANDEMİ VE SAVAŞ, MÜŞTERİ POTANSİYELİNİ DE DEĞİŞTİRDİ </strong></span><br />
<br />
Pandemi, Çin olayı, Çin’den Batılıların çekilmeye başlaması veya alımlarını sınırlamaya başlaması… Rusya savaşı iyi takip edilirse, ilgilenilirse yeni birtakım imkânlar doğuracaktır. Pandemi döneminde insanların giyim şekli değişti. Daha serbest kıyafetler devreye girdi. Evden çalışmalar başladı. Bunlar da örme kumaş üretenlerin önünü açtı. Savaş, artık rengini göstermeye başladı. Bugünkü haberlere baktım. Avrupa Birliği’nde önde gelen biri, <strong>“Biz Türkiye’ye daha yakın olmalıyız” </strong>diyor. <strong>“Türkiye, Avrupa’ya çok daha yakın. Rusya’dan ve Ukrayna’dan tedarik etmekte zorlanacağımız ürünleri, Türkiye’den almalıyız” </strong>diyor. Biz bunlara tarım ürünlerini satabiliriz. Zaten tarım ürünlerinin bazılarını gönderiyorduk. Şimdi tekstil ve ayakkabı gibi ürünler ön plana çıkacak. Bence pandemi dönemini ikinci kırılma dönemi olarak ele alıp; ürünün yapısında değişimin başladığı dönem, müşterinin yapısında ve alım gücünde farklılığın ortaya çıktığı bir dönem, Türk tekstiline teveccühün arttığı bir dönem olarak görebiliriz. Bugün fason üretim yapan atölyeler, üretime yetişemiyor. Mağazacılık yeniden canlanmaya başladı. Tekstil mağazaları, yurt dışında ciddi bir şekilde aktif rol oynuyor. Onun için  gelişme dönemi 80’li yıllarının ortasında başlayan, 90’lı yıllarda ilk gelişme planını yapan, artık kurum olmaya çalışan işletmelerin, 2000’li yılların ilk başından itibaren, yeni bir şekil alan, yeni bir müşteri potansiyeline sahip olan, ciddi bir şekilde dünyaya açılan, güçlü tedarik zincirleri içerisinde yer alan firmalarımız, tekstil sektöründe, önemli bir gelişme kat etmeye başladı. <br />
<br />
<strong>Tekstilin geleceğini nasıl görüyorsunuz?</strong><br />
<br />
Tekstilin katma değerini yükseltmemiz lazım. Tekstil derken konfeksiyon ve onun ön üretimi olan kumaştan söz ediyorum. Tekstil dediğimizde yurtiçi ve yurt dışı markalara fason çalışan büyük imalathaneler oldu. Mağaza şirketlerinin kendi üretim alanları, fabrikaları oldu. Dolayısıyla ciro arttı. <strong>Ama cironun artması demek, katma değerin artması demek değil. Tekstil sektörü bundan sonra katma değerini artıracak şekilde, ülke gelirine daha fazla katkıda bulunacak şekilde büyümek zorunda.</strong> Tekstil sektöründe ihracat olarak ciddi bir büyüme var. Bunu kabul etmek lazım. Ama girdilerin önemli bir kısmı; pamuğu, kimyasalı, boyayı, tekstil makinelerini yurt dışından getiriyoruz. Bu sektördeki ithalat ve ihracata baktığınızda, katma değer arzu edilen düzeyde değil. Yerli girdiyi artırabiliriz. Mesela; tekstil makineleri alanında ciddi gelişmeler olmaya başladı. Bir zamanlar ithal ettiğimiz makinelerin önemli bir kısmını Türkiye’de yapar hale geldik. Artık kumaş boyahaneleri yurt dışından boya kazanları, makineleri getirmiyor. Artık bunlar ciddi anlamda Türkiye’de yapılır hale geldi. Ben tekstilin içinde olan hocalardan biriyim. Bakıyorsunuz fabrikalarda hep yerli markalar var. Kimyasal alanlarda da ciddi bir gelişme oldu. Ama pamuk üretimimiz yeterli değil. Boya üretimimiz istediğimiz düzeyde değil. Onun için yurt dışına bağlılığımız var. Bu bağlılık şuanda aleyhimize işlemeyecek. Boya ithalinde Hindistan’ın ciddi bir yeri var. Onlarla ilgili bir sorunumuz yok. Kimyasallar Türkiye’de daha yoğun bir şekilde üretilirse, tekstil makinelerine yönelik bir takım girdilerin ülke içerisinde üretilir hale gelmesi tekstilde gelişmeyi hızlandıracaktır.<br />
<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>İMALATI, ANADOLU’YA KAYDIRMAK GEREKİYOR </strong></span><br />
<br />
İşçi olayına gelince burada ciddi bir sorun var. Artık İstanbul ve İzmir’de, yani büyükşehirlerin kıyısında ve köşesinde tekstil işletmesi olmamalı. Esenyurt ve İkitelli’de konfeksiyon atölyelerinin ne işi var? İstanbul büyük bir şehir ve alanları oldukça pahalı. Buralarda fabrika kurmanın bir manâsı yok. Bunları Anadolu’ya kaydırmak zorundayız. İstanbul’da asgari ücret bugün anlamını yitirdi. Ama Anadolu’nun birçok şehrinde asgari ücret çok anlamlı. Benim danışmanlık yaptığım bir ayakkabı firması olan FLO, Urfa’da çok ciddi fabrikalar açtı. Türkiye’nin en büyük ayakkabı üreticilerinden birisi. İstanbul’dan o taraflara doğru sürekli taşınıyor. Ben de zaman zaman Urfa’daki bu fabrikaları çeşitli nedenlerle ziyaret ediyorum. Orada çalışanlar hep şunları söylüyor, <strong>“Çalışma şartları çok güzel, biz eskiden hafta sonları ve bayramlarda tatil nedir bilmezdik, şimdi hem tatil yapabiliyoruz; hem de çok iyi maaş alıyoruz”</strong> diyorlar. Oralarda çok büyük paralar ödenmiyor. Asgari ücretin üstüne 100 ila 1000 lira arasında bir meblağ ekleniyor. Ama İstanbul’da her şey pahalı. Yer pahalı, kira pahalı, taşıma pahalı, markete gittiğinizde alacaklarınız pahalı. Ama Urfa’da bunlar yarı fiyatına. Bu işletmeleri o taraflara kaydırdığımız zaman, katma değeri daha fazla artıracağız. Anadolu’nun birçok yerindeki Organize Sanayi Bölgeleri ciddi bir potansiyele sahip. İstanbul’dan Doğu’ya giden tekstil oralarda refahı artıracak. Ürünün içerisindeki katma değer yükselecek. İstanbul’da şehre uygun alanlarda iş yapılmaya başlanacak. Atölyelerin en büyük sıkıntısı makinelerin başına oturtmak için işçi bulamaması. Pandemi döneminde bazı atölyeler kapandı. Orada çalışan mavi yakalıların bir kısmı köyüne gitti. Şimdi tekrardan atölyeler açıldı, ama onlar gelmiyorlar. Çoğu kişi bilmez. İstanbul Çağlayan’daki adliye açıldığında o civarda çok tekstil atölyesi vardı. Orta büyüklükte fabrikalar vardı. Bunların hepsi kapandı. Adliyeye çaycı, temizlikçi, kâtip memuru gibi binlerin üstünde adam alındı.  İnsanlar konfeksiyonda çalışmak yerine burayı tercih ettiler. Oradaki şehir hastanesi de bu şekilde ciddi bir nüfusu çekti. Durum böyle olunca, dediğim gibi tedarikçilerin başka yerlere kaydırılması gerekiyor. <br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/6231bcd21a953.jpg" style="width: 600px; height: 800px;" /><br />
<br />
<strong>Anadolu’daki kalifiye eleman sorunu nasıl çözülür?</strong><br />
<br />
İstanbul’dan Anadolu’ya baktığımız zaman Anadolu’yu hep yanlış anlıyoruz. Bazen de ümitsizliğe kapılıyoruz. Çeşitli kollardaki sanayiciler Anadolu’yu bu açıdan keşfetmeye başladı. Anadolu’nun insanı esnek. İş yapma arzusunu köreltmezseniz iş yapmaya hazırdır. Üretimine ve yaptığı işe saygılı. Diyelim ki, siz Anadolu’nun herhangi bir şehrine bir konfeksiyon fabrikası götürdünüz. Adam hiç makinenin başına geçip dikiş dikmemiş, ütü yapmamış, boya kazanının başında boya yapmamış. Bu bilgileri yok, ama adam tarlasında, tohumdan pazarına kadar ürünü yetiştirmiş, yani mücadele vermiş. Önü açılırsa mücadeleci ve çalışma arzusu yüksek insanlar var. Durum böyleyken Anadolu’ya giden işletmeler iki şey yapmalı. Öncelikle; eğer şartları el veriyorsa, kendi fabrikası içinde bir eğitim bölümü açmalı. Eğer Organize Sanayi Bölgesi içerisinde faaliyet gösteriyorlarsa diğer kurumlarla bir araya gelip yine bir eğitim tesisi kurmalı ve okul açmalılar. İşverenler bu noktada önce eğitim vermeli, daha sonra da eğittikleri insanlara iş vermeli. Üzerimizde giydiğimiz kıyafetler 10-12 makinenin kullanıldığı bir alanda üretiliyor. Herkes bir gömleğin o kadar küçük bir bölümünü dikiyor ki, 12 makineden geçtikten sonra en son bir gömlek ortaya çıkabiliyor. O yüzden bir kişiyi bir gömlek üretecek bilgiyi değil onun bir parçasını üretebilecek hale getireceksiniz. Bunun için de yapacağınız şey belli, fabrikanızın bir köşesine bir eğitim bandı kurarsınız. Böylece en fazla iki hafta içerisinde de insanları yetiştirmiş olursunuz.<strong> LCW Malatya’da ilk konfeksiyon fabrikasını kuran kurumdu.</strong> Ben o zamanlar danışmanlıklarını yapıyordum. Endüstri Meslek Lisesi mezunu çok sayıda hanım öğrenciler var. Bu hanımlar eğitim görmüşler, ama herhangi bir işte çalışmıyorlar. İş hayatına atılmak için de fırsat kolluyorlar. Bu aşamada siz eğitim alan bu hanımları, eğitime yatkın olan genç hanımları yine tarlasında çalışmak istemeyen veya ekip biçeceği yerleri sınırlı olan hanımları işe alsanız tarımdan ara sanayiye geçen insan sayısını artırırsınız. Tarımla birlikte sanayiyi de geliştirirsiniz. Evde oturan atıl beden ve zekâyı iş hayatına kazandırmış olursunuz. Onun için Anadolu’ya gidip oralarda bir fabrika açmayı, ülkenin bir fırsatı gibi görmek lazım. Büyük bir Batı Fabrikası Ağrı’ya gidip bir fabrika kurmaya çalışıyor. <strong>Yani adam Almanya’dan Ağrı’ya gidiyor da, biz neden İstanbul’dan Ağrı’ya, Erzurum’a, Kars’a gidemiyoruz?</strong> Oralara girdikçe üretim daha güçlü olacak. Alman mucizesi diye bir şey var. Bana göre Alman mucizesinin temelinde 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yerle bir edilen Alman şehirleri ve kazalarının her birinin yanına bir fabrika kurulması yatar. Her kazada bir fabrikanın olması bakınız neler sağlıyor?  O kazada yaşayanların çalışacağı bir iş yeri oluyor. Adam oturduğu evin penceresinden çalıştığı fabrikayı görebiliyor. İşe gelip giderken servis araçlarına dahi ihtiyacı olmuyor. <strong>Ben Doğu’ya doğru gitmenin, eğitimden dolayı sorun olmadığını düşünen ve bunu yaşayarak da görmüş olan insanlardan biriyim.</strong> Örneğin ayakkabıcı Doğu’ya gidip bir fabrika kursun. Eğitimlerini versin. Eğitim alan insanları da çalıştırsın. Konfeksiyoncu gitsin, orada koca bir konfeksiyon mektebi kursun. Eğitim alanları çalıştırsın. İstanbul’da tekstil sektörü gelişirken ortalık işçi kaynamıyordu. Bugün İstanbul’da ilk-ortaokul mezunu olup konfeksiyon alanında üst seviyelerde olan ve fikir yürüten insanlar var. Mesleki eğitimi ciddiye almamız gerekiyor. <br />
<br />
<strong>Geçen gün İHKİB Başkanımızla yapmış olduğumuz röportajda, “İstanbul’dan sonra tekstilin en nitelikli olduğu şehir, Malatya.” demişti. İşin doğrusu, bir Malatyalı olarak, bunu duyunca şaşırmıştım. Bu anekdottan sonra, perakende sektöründe değişim olup olmadığını da öğrenmek isteriz. </strong><br />
<br />
Özellikle son 10-15 yılda ciddi gelişmeler oldu. Marka mağazalar ortaya çıktı. AVM’ler bu işi destekledi. Eskiden belli bir mağazadan giyinmezdik, aldığımız kıyafetin bize yakışıp yakışmadığına ve fiyatına bakardık. Tekstilde markalaşma oldu. Markalaşma sektörlerin gelişmesini kurumsallaştırır. Ön plana çıkarır. Dolayısıyla konfeksiyon vb. ürünlerin marka mağazaları oldu. Bugün 40 bin kişinin çalıştığı mağaza şirketler var. İstihdam makine başından mağazaya kaydı. Mağazalaşma markalaşmayı doğurdu, markalaşma da Türkiye’nin gelecekte marka ürünler ülkesi olmasını sağlayacak. Eskiden yurt dışına gitmek zordu. Ama kurumlarımız bizi zaman zaman yurt dışına gönderirlerdi. Oralarda çeşitli eğitim kurumlarında ihtisas yapardık.<strong> İngiltere’ye giden herkesten Marks & Spencer çorap ve gömlek siparişi verirlerdi. Oraya gittiğinizde mutlaka o çoraplardan alacaktınız. O zamanlar siz de bu çoraplardan giyecektiniz ve görünmesini sağlayarak bir prestij elde etmiş oluyordunuz. Şimdi bu markalardan Türkiye’de de var. Hatta Türkiye’de bu markalarla yarışacak markalar da var.</strong> Mağazacılık Türkiye’de çok gelişti. İstihdama da katkısı çok fazla oldu. Yurt dışına gittiğinizde oradaki rakibini başka bir gözle görüyorsunuz. Rekabet edebilmek için bir kalite planı geliştirmeye çalışıyorsunuz. Oradaki rakiplerinizin arasında kendinize yer bulabilmeniz için, elemanınızı başka türlü eğitmeniz gerektiğini hissediyorsunuz. Mağazacılık Türk markası anlayışının markacılığın ve tekstilde üretimin gelişmesinde ciddi bir kademedir. Mağazacılığın gelişmesine paralel olarak üretim de gelişiyor. Satacak tezgâhınız yoksa neye üreteceksiniz. Türk mağazacılığı da bir şeyleri kavrar ve uygular hale geldiler. <br />
<br />
<strong>Az önce LCW markasından bahsettiniz. LCW örneğinde başarılı olan neydi? </strong><br />
<br />
LCW’nın başarılı olmasında bana göre 5 faktör var. Maliyetini kontrol altına tuttu. LCW satış fiyatını ve kârını belirledi. Cüzi bir kar koydu. Birinci şartı fiyattan maliyete gitti. LCW’ye gittiğinizde en az 4 salonda eğitim verildiğini görürsünüz. Bazı üniversitelerle yarışacak kadar eğitim kadrosuna sahip. Eğitti, öğretti ve yönetimin başına koydu. Bana göre ikinci şartı da bu. Üçüncü faktör ise kalite anlayışı. LCW bir kalite ve marka oldu. Müşteriyi yarı yolda bırakmayan ürünler üretti. Yeterli sonucu alamadığı alanlarda fabrikalar kurdu. Bir üretim zinciri oluşturdu. Kaliteyi hep ciddiye aldı. Dördüncüsü, kurum olma anlayışını çok ciddiye aldı. Son olarak da yatırımlarını iyi kullandı. Sayın Mustafa Küçük’ün güzel bir lafı var: <strong>“Şimdilik taşa - toprağa para yatırmayalım, elimizdeki parayla da mağalar açıp piyasadaki yerimizi belirleyelim” </strong>Sonuç olarak; bana göre, başarıda bu 5 faktör etkili oldu. <br />
<br />
<strong>Bu dönemde, İstanbul Hazır Giyim Ve Konfeksiyon İhracatçılar Birliği (İHKİB)’nin sektördeki rolü nedir?</strong><br />
<br />
70’li yıllar ve 80’li yılların ikinci yarısından itibaren, üniversitenin yanı sıra iş hayatında gelişmiş diyebileceğiniz diyaloglarım oldu. Çeşitli görevlerde bulundu. 80’li yılların ortasında artık tekstilde bir şeyler olmaya başladı. Ama ben İHKİB’in ne zaman kurulduğunu bilmiyorum. <strong>Sanki bana 7-10 sene önce kurulmuş gibi geliyor.</strong> Ben okuyan ve araştıran bir insanım. İHKİB ne yapar, bunların yeri neresidir, bilmiyorum. Anladığım kadarıyla kapalı kutuydu. Fonksiyonları ya belli değildi ya da verilen fonksiyonları uygulayamadı. Sebebini bilmiyorum, kimseyi de tenkit etmek istemiyorum. Ama şu son 10 seneyi düşündüğümde çok ciddi çalışmalar yaptığını düşünüyorum. İhracatçıya yol açmak için çok ciddi bir anlam kazandı. Önceden yurt dışında daha az Türk’e rastlanırken son zamanlarda bu oran git gide arttı. Yani İHKİB gibi kurumların insanlara cesaret vermeleri gerekiyor. Bence bu anlamda küçük ve orta ölçekli ihracat yapanların gözünü İHKİB açtı. Çeşitli eğitim çalışmaları da yapılıyor. Eğitim çalışmalarının da gerekli olduğunu anlatmaya başladı. Bizim aklımıza eğitim deyince hâlâ ilkokul- üniversite eğitimi geliyor. Bu eğitimler bugün tek başına yeterli değil. Bugün hiçbir üniversite yok ki, falanca tekstil fabrikasına veya mağazasına adam yetiştirmiş olsun. Siz bunları alıp yetiştirmek zorundasınız. İHKİB, bu konuda da firmalara imkânlar sağladı. Kendi çapında bir takım çalışmalar yaptı. Son yıllarda hem İHKİB, hem de ihracatçılar meclisi yurt dışına çok güzel işler kurdu. Türkiye’ye gelen giden insanlar turist olarak değil de, iş insanı olarak gelmeye başladılar. Hem TİM’den hem de İHKİB’den bir grup Dubai’de güzel çalışmalar yapmışlar. İçinde bulunduğumuz çağ merkezi yönetimin değil, Sivil Toplum Örgütleri’nin çağı. İHKİB fonksiyonlarını önemli ölçüde yerine getirirse, sektörü duyulur hale getirecek. Sektördeki bir takım işletmeleri aranır hale getirecek. Onun dışında hükümetin sağladığı bazı kolaylıkların da olduğunu biliyorum. İhracattaki formaliteleri biraz azalttılar. Yurt dışında bir takım fuarlar açılıyor. Bunlar da ihracatı hem öğretme, hem de yapma adına bir fonksiyon olarak karşımıza çıkıyor. Diğer taraftan İstanbul’u Anadolu’ya açıyor. Sanayiciye Anadolu’da cesaret veriyor. Sonuç itibarıyla İHKİB, ihracatçının önünü açıyor.  Yurt dışında ihracat platformları oluşturmaya çalışıyor. Bundan yıllar önce Ankara’dan iki profesörü Malatya Kayısı Fuarına götürdüm. Bunlar Ankara’nın doğusunu hiç gezmemiş. İkisi de Malatya’ya hayran kaldı. Malatya’nın coğrafi, doğal güzelliklerine ve gezip gördükleri yerlere hayran kaldılar. Bu sene bu arkadaşlarımın yanında başka arkadaşlarım da sorar oldu. Biz buradan insanları Anadolu’ya götürmezsek, Anadolulu buraya geliyor. Hâlbuki her şehir orada kalmalı ve yerinde gelişmeli. İHKİB vb. kuruluşlar bence bu öncülüğü yapan kuruluşlardır. Daha iyi şeyler yapacağına da inanıyorum. <br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/6231bceab57de.jpg" style="width: 600px; height: 800px;" /><br />
<br />
<strong>Saygıdeğer hocam; İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB)’nde önümüzdeki günlerde bir seçim olacak. Başkan Mustafa Gültepe ve yönetimiyle ilgili görüşlerinizi de almak isteriz.</strong><br />
<br />
Ben Mustafa Gültepe’yi çeşitli yerlerden tanırım. Kendisi için söyleyeceklerim yanlış anlaşılmasın. Mustafa Gültepe, öncelikle benim öğrencimdir. Eğitimi çok ciddiye alır. Kendisi endüstri mühendisidir.  Ama üstüne işletme fakültesini koyabilmek için, bizim işletme fakültesinin düzenlediği bir eğitime katılmıştır. Bu eğitim cuma-cumartesi ve pazar günleri yapılıyordu. Bakın, herkes hafta sonları dinlenirken Mustafa Gültepe bir sene boyunca bu eğitimlere katılmıştır. Mühendisliğinin üstüne işletmeciliğini koymuştur. Dolayısıyla vizyonunu genişletmiştir. Sonraki yıllarda da kendisiyle çok temasım oldu. Mustafa Bey çok çalışkan biridir. Bulunduğu yerde muhakkak fark oluşturmaya çalışır. İyi bir sanayicidir. İçinde bulunduğu grup da, bu özelliklere sahip. Dolayısıyla yaptığı çalışmaları beğeniyorum. Bir Malatyalı olarak da beğeniyorum. Mustafa Gültepe Trabzonludur. Orada da çok hizmet yaptı. Bildiğim kadarıyla Anadolu’da fabrikalaşmaya çalışıyor. Malatya’da bir fabrikasının olduğunu biliyorum. Müteşebbis ve çalışkan bir insan. En önemlisi kıskanç değil. Eğitime ve çalışmaya yatkın biri. Sosyal medyada nereye baksam, Mustafa Gültepe’nin çalışmalarını görüyorum. Sektörü yurt içinde ve yurt dışında uygulamalı bir takım tanıtımlar adına bir yerlere taşıdı. Hocası olduğumuz biri başarılı olursa, onunla övünürüz. Mustafa Gültepe ile övünüyorum. Yolu açık olsun. Şu noktayı da dile getirmek isterim. Eskiden daha çok görüşürdük. Hocasını biraz da ihmal etti. <br />
<br />
<strong>Hocam, son olarak danışmanlık yaptığınız firmalar arasında tekstil alanında gelişim hikâyesi farklı olanlar var mı?</strong><br />
<br />
Ben danışmanlık adına şanslı hocalardanım. Hem büyük hem de küçük kurumlarda çalıştım. Mesela bir şirkette 150 kişi çalışıyordu. Beni buldular. Dedim ki, “Siz küçük bir şirketsiniz, buraya çok zaman harcamamalıyım, siz de bana para vermemelisiniz, sorduğunuzda bilgilerimi memnuniyetle sizinle paylaşacağım.” Bugün o şirket Türkiye’nin devleri arasına girdi. Bunu ben değil onlar yaptılar. 2-3 tane mağazası olan LCW ile beraber çalıştım. Bugün mağazası binin üstünde veya o civarda. Aynı şeyi Koton’da yaşadım. Koton da hızlı büyüdü. Büyümenin sancılı dönemleri olur. Bir ara bunu yaşadı gibi, ama şuanda çok güzel gidiyor. Daha da büyüyeceğine inanıyorum. Çok iyi bir idareci kadrosu var. Damat markasıyla çalışmaya başladığımızda hepimiz inanarak işe başladık. Hep beraber yeni bir heyecan içerisine girdik. Ben de onlarla birlikte heyecan duydum. Şimdi çok ciddi bir marka oldu. Tekstilde oturup konuştuğumuz hep beraber doğruyu bulmaya çalıştığımız şirketler var. Bunlardan biri hariç hepsi çok başarılı oldu. Ben 80’li yıllardan beri bu işlerin başındayım. Yine Malatyalıların olan Akbaş Boyahanesi ile birlikteyiz. Hep beraber kafa kafaya verdik. İyi bir kadro kuruldu. Şuanda kârlılığı planlananın da iyisi diyebileceğimiz bir hale geldi. Bu işleri bir-iki kişi yapamaz. <strong>Bizim yaptığımız Nasrettin Hoca gibi iş göle maya çalmak. Adımızın başında Nasrettin yok. Yaptığımız işte mayanın tutup tutmaması önemli. Marifet mayanın içinde olduğu tasta değil, o tası tutan kişide de değil. Ben olayı böyle görüyorum. Biz bu tastakini birileriyle paylaşıyoruz. Tutanlar başarılı oluyor, onlarla gurur duyuyoruz. Tutmayanlara da (Hayatımda bir tane oldu) üzülüyoruz.</strong> Çalıştığım şirketler kazanınca da ben mutlu olup o gururu yaşıyorum. <br />
<br />
<strong>Son olarak neler söylemek istersiniz? </strong><br />
<br />
İnşallah bu sorunlu günler geçer. İnşallah savaşın bize iyi yansımaları olur. Başkasının felaketi bizim bayramımız olmasın. Allah Korusun. İnşallah savaş kısa sürede biter. İnşallah bugünleri yeni bir başlangıç sayarak atlatırız. Yeni dönemin her sektöre iyilikler getirmesini diliyorum. Türk insanının refah ve mutluluğu artar. Size de teşekkür ediyorum. <br />
 <br />
<strong>KAYNAK: TEK-STİL Dergisi</strong><br />
 ]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Mar 2022 13:19:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/haberler/2022/03/prof-dr-erdogan-ile-ozel-roportaj.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güçlü bir kadın Pasíon’da kendi dünyasını kurar</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/haber/guclu-bir-kadin-pas-on-da-kendi-dunyasini-kurar-109</link>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/haber/guclu-bir-kadin-pas-on-da-kendi-dunyasini-kurar-109</guid>
                <description><![CDATA[Uzm. Klinik Psikolog Revşen Yaşar ve diyetisyen Zilan Şedal’ın modaya olan tutkularıyla kurdukları markaları Pasión için gelişen trendleri keşfederek tarzlarını ortaya koyuyorlar.
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<span style="color:#2980b9;"><strong>Röportaj: Arzu Arat Yenicil</strong></span><br />
<br />
<br />
<strong>Pasión’u tanıyalım?</strong><br />
<br />
2021 tarihinde psikolog ve diyetisyen iki yakın arkadaşın modaya olan tutkularıyla birlikte kurdukları markadır Pasión. Tutku anlamına gelen Pasión’un adı da buradan gelmektedir.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f85760f892.jpg" style="width: 600px; height: 743px;" /><br />
<br />
<strong>Yoğun rekabetin olduğu 21. yüzyılda Pasión’u diğer rakiplerden ayıran, farklılaştıran en önemli özelliği nedir?</strong><br />
<br />
Açıkçası Pasión kimseyi rakip olarak görmüyor; bu sektördeki markalar Pasíon’un dostu, aynı zamanda çok da başarılılar. Bu soru sorulduğunda verilebilecek en iyi cevap ‘markaları birbirinden ayıran ufak nüansların olması’ diye düşünüyoruz.<br />
Burada da Pasión’u farklılaştıran unsur yeni işleri, gelişen modayı keşfetmek için ortaya koyduğu çabadır. Yapılmamış olanı yapmak için Pasión ekibini cesaretlendirmek, yapılacak bir işte hata oluşsa bile o hatayı sahiplenerek çözümlenmesini sağlamasıdır.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f858423389.jpg" /><br />
<br />
<strong>Pasíon, koleksiyonunu hazırlarken nelerden ilham alıyor?</strong><br />
<br />
Pasíon, koleksiyonlarını doğanın renklerinden, hareketli enerjisinden ilham alarak koleksiyonlarını hazırlıyor. Değişen iklim koşullarının doğaya yansıttığı renkleri bir araya getirerek bir bütün şeklinde kadınların ruhuyla buluşturuyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f85933adb8.jpg" style="width: 600px; height: 742px;" /><br />
<br />
<strong>Sizce bir kadın giyinirken nelere dikkat etmeli?</strong><br />
<br />
Kadınlar herseyden önce kendilerini iyi tanımalılar.<br />
Kendi bedenlerinin ve psikolojilerinin farkında olmamalılar, bu onların kendi bedenleriyle uyuşacak doğru parçaları bulmaları için yardımcı olur. Her tarzı sırf moda olduğu için bedenlerine yakışıp yakışmadığının bilincinde olarak sahiplenmeliler ve kadınlar kendi seçimleriyle kendi tarzlarını her bedende oluşturmalılar. Pasíon olarak doğru parçayı bulmalarında katkıda bulunuyoruz çünkü kadınları her bedende tanıyoruz. <br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f85a6b7e54.jpg" style="width: 600px; height: 746px;" /><br />
<br />
<strong>Pasión’un mottosu nedir?</strong><br />
<br />
Güçlü bir kadın Pasíon da kendi dünyasını kurar.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f85b41ce62.jpg" style="width: 600px; height: 745px;" /><br />
<br />
<strong>Alışverişe çıktığımızda nelere dikkat edelim?</strong><br />
<br />
Dünyadaki finansal durum da göz önünde bulundurulduğunda Pasíon ailesi olarak üretim kalitesi yüksek bununla birlikte mümkünse modası geçmemiş, şimdiki ve geleceğe yönelik eskimeyen, farklı şekillerde kullanabileceği ve kombinler üretebileceği parçalara yatırım yapmalarını tavsiye edebiliriz.Pasíon ailesi olarak bizleri tercih eden kadınlar için geçmişten geleceğe ilerleyen modayı en yakından takip ederek bu olanağı sunmaktayız.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f85c2af24c.jpg" style="width: 600px; height: 748px;" /><br />
<br />
<strong>Markanızın sahiplendiği değerler nelerdir?</strong><br />
<br />
Şeffaflık, samimiyet, duyarlılık, olumlu beden algısı. <br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f85e0ba387.jpg" style="width: 600px; height: 911px;" /><br />
<br />
<br />
<strong>İsmini markalaştırmak isteyenler için Pasión’un anahtar önerisi ne olur?</strong><br />
<br />
Bu hususta önemli olan nokta sevdiğin işi yapabiliyor olmaktır; o işi yaparken cesur olmak ve farklı bakış açıları gelistirerek sadece bir sonuç için değil ‘‘Daha fazla nasıl fayda sağlanabilir?’’ şeklinde ilerlemek gerekir. Yani oluşabilecek bir problemi tekrarlanmayacak şekilde çözüme kavuşturmak, bu bir şirket problemi olabilir, insanların problemi veya sosyal bir problem olabilir, ne yapıyorsanız yapın fayda sağlamak için yapın.<br />
Diğer bir yandan ise inandığınız dogrulara paralel düzeyde toplumun iyiliğine olabilecek şekilde insan yetiştirilip kazanmak gerek. Çünkü ne yaparsanız yapın tek başınıza yapamazsınız, insanla yapıyorsunuz. Bu şekilde o insanlar da size olan bağlılıkları, sevgileriyle birlikte iş yapma motivasyonunda olduğunda bu bahsettiğiniz kişisel marka olmaya katkıda bulunabilirler.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f85efc91fd.jpg" style="width: 600px; height: 800px;" /><br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f85fd2ff1c.jpg" style="width: 600px; height: 853px;" /><br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622f8609e568d.jpg" style="width: 600px; height: 748px;" /><br />
 ]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Mar 2022 21:02:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/haberler/2022/03/guclu-bir-kadin-pas-on-da-kendi-dunyasini-kurar.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tedarik zincirinin altın kilidi: Türkiye</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.tekstildergi.com/haber/tedarik-zincirinin-altin-kilidi-turkiye-105</link>
                <guid>https://www.tekstildergi.com/haber/tedarik-zincirinin-altin-kilidi-turkiye-105</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Gültepe, AB ülkelerinde Türk kumaşına yoğun ilgi gösterildiğini belirterek, Kovid-19 salgınıyla birlikte hazır giyim ve tekstil sektörünün çok ciddi atılım yaptığını söyledi. Bu süreçte tedarik zincirinin önem kazandığını hatırlatan Gültepe’ye göre, ülkeler kendine yakın coğrafyalardan hammadde teminine gitti ve böylece Türkiye’nin jeopolitik önemi de gün yüzüne çıkmış oldu. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<br />
<span style="color:#2980b9;"><strong>Röportaj: Arzu Arat Yenicil<br />
Fotoğraflar: Uğur Bektaş<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622cf0ab5569e.jpg" style="width: 600px; height: 849px;" /></strong></span><br />
<br />
1991 yılında İstanbul’da Anıl Tekstil ismiyle sektöre giriş yapan Mustafa Gültepe, şu an  hazır giyim ve tekstil sektörünün en tepesinde,  İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (İHKİB) başkanlık görevini yürütüyor. Türkiye’nin tekstil sektöründe dünyada önemli bir yer edindiğini aktaran Gültepe, geçmişten günümüze sektörün neler yaşadığını, Kovid-19 salgınınının piyasa yansımaları ve daha nice önemli konuyu samimi bir dille Tek Stil Dergisi’ne anlattı. Dünyanın giderek tüketim toplumuna dönüşmesinden şikayet eden Gültepe, eskiden bir ceketin iki yıl giyildiğini hatırlatarak, az olan şeylerin daha kıymetli olduğunu söylüyor. <br />
<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>SALGIN SEKTÖRÜ ŞAHLANDIRDI</strong></span><br />
<br />
<strong>Salgın, sektörü nasıl etkiledi? İç ve dış pazardaki gelişmeler neler?</strong><br />
<br />
Kovid-19 salgını, özellikle tedarik zincirinin değişmesiyle Türkiye’yi olumlu etkiledi. Virüsün Çin’de çıkmasıyla Batı, Türkiye’nin içinde olduğu coğrafyaya kaydı. 2020 Şubat-Mart ve Nisan aylarında çok dramatik düşüşler yaşamıştık. Salgın nedeniyle herkesin kapandığı Haziran’da ise hazır giyim sektörü ihracat rekoru kırdı. Koruyucu maske, tulum, elbise gibi sağlık ekipmanları da ihracat kapasitesini artırdı. <br />
<br />
Bu süreçte önemli olan ülkemize gelen müşteri elimizde tutmak.  Özellikle hazır giyim noktasında ABD tarafından çok büyük bir talep var, ciddi alımlar geliyor.  Şimdiye kadar en fazla 18.4 milyar dolar ihracat yapan bir sektör 20.3 milyar dolara çıktı. Bu da salgının hem sektörümüze hem de ülkemize yaradığını gösteriyor. Bundan sonra önemli olan ise mevcut gidişatı kur politikası ve diğer materyallerle sürdürebilir hale getirmek.<br />
<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>ASLAN PAYINI ALACAĞIZ</strong></span><br />
<br />
<strong>Küresel tedarik zincirinin değişmesi konusunda Türkiye nasıl bir rol üstlendi?</strong><br />
<br />
Büyük pazarların tedarikleri tamamen çok ucuz. Son 20 yılda Çin ekonomisi de böyle büyüdü. Dünya tedariğinin yüzde 40’ını karşılıyor. Ancak ABD ve AB bir ülkeyi hem de uzak bir ülkeyi bu kadar büyütmenin sakıncası olduğunu gördü. Çünkü salgın süreci tedarik zincirinin büyük problem olduğu görüldü. Daha önce bin dolara giden konteyner fiyatları, 25 bin dolara kadar çıktı. Dolayısıyla her ülke ihtiyacını, kendine yakın coğrafyadan temin etme noktasına gitti. Türkiye’nin jeopolitik yapısının da buna çok elverişli olduğu ortaya çıktı. Türkiye’den Avrupa’ya bir TIR sabah gidip akşam dönecek konumda. İngiltere ya da Fransa’ya bir TIR 4 günde gidip dönebiliyor. Uzakdoğu ülkesinde bu şans yok. Şu an Türkiye tedarik açısından iyi konumda. Hedef ciroları yakalamak, milli gelirin artması demek. Bunun tek yolu ise üretim ve ihracat.<br />
<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>AB TAMAM, ABD’YE MARKAJ SÜRÜYOR</strong></span><br />
<br />
<strong>En çok ihracat yaptığımız ve hedefinizdeki ülkeler hangileri?</strong><br />
<br />
Hazır giyim sektörü en fazla ihracatını yüzde 70 oranında AB ülkelerine yapıyor. Türkiye ihracatının yüzde 45-50’si yine Avrupa Birliği ülkeleri. Hazır giyim olarak ihracatın ilk sırasında Almanya var. Almanya’yı İspanya,İngiltere, Hollanda, Fransa takip ediyor. Ancak salgın döneminde daha önce 10’uncu sırada olan ABD, ilk 6’ya girmiş durumda. Yani 350 milyon dolara kadar düşen bir hacim vardı, şu an 1 milyar dolara yaklaştı. Sadece 2021’de 950 milyon doları yakaladık. Bu da pazarın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Hedefimiz ABD ile hazır giyim ihracatını 2022’de 23, orta vadede 33 ve uzun vadede 50 milyar dolar üstüne çıkarmak. Çünkü ABD’nin 104 milyar dolar gibi bir hazır giyim ithalatı var. Bu ithalatın da yüzde 35’ini Çin’den yapıyor. Biz diyoruz ki şu an yüzde 1 seviyesinde olan ABD ithalatının yüzde 10’unu çekebilirsek, bu bahsi geçen rakamlara ulaşmamak mümkün değil. ABD ile ihracatı artırmak için yoğun çabalarımız var. Oradaki tüm fuarlara katılıp Türkiye’yi tanıtıyoruz. Önümüzdeki 3-5 yıl içinde hedeflerimize ulaşmayı umuyoruz.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622cf0f216b29.jpg" style="width: 600px; height: 913px;" /><br />
<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>ULUSLARARASI PAZARDA TAKİP EDİLİYORUZ</strong></span><br />
<br />
<strong>Dünya en çok hangi Türk ürününe ilgi duyuyor?</strong><br />
<br />
Dünya ürüne değil ülkeye ilgi duyuyor. Sektör olarak şu anda İtalya birinci. Ayakkabı olsun ürün gamı olsun. İkinci Türkiye… Türk ürünleri uluslararası pazarlarda yoğun ilgi görüyor. Özellikle AB ülkelerinde Türk kumaşına ilgi çok.<br />
<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>‘MADE IN TURKEY’ YAYILMALI </strong></span><br />
<br />
<strong>Yurt dışında en çok LC Waikiki var... Giyimde markalaşma nasıl olacak?</strong><br />
<br />
Bu biraz da ülke algısıyla ilgili. Sadece bir markanın değil, ‘Made in Türkiye’ markasının yayılması gerekiyor. Tabi bunlar bir strateji. 2005 yılında böyle bir şeyin adı okunmazken, şu anda hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren markaların yurt dışında 2bin 500’e yakın mağazası var. İngiltere, Almanya gibi ülkelerde tutunmak için çok fazla maddi imkana ihtiyaç olsa da, etrafımızdaki coğrafya ile bu da zamanla yerine gelecek. Dünyadaki markaların 1800-1900’ün geçmişten gelen güçlü bir altyapıları var. İngiltere’de 100 yıllık markalar hala ayakta. Dolayısıyla Türkiye’de güçlü bir marka olabilirsin ama yurt dışında bunu gerçekleştirmek için biraz daha vakit var.<br />
<br />
<strong>Peki ‘MADE İN TÜRKİYE’ markasının gelişimi için projeleriniz var mı?</strong><br />
<br />
Made in Türkiye’nin uluslararası platformlarda kabul edilmesi gerekiyor. Markamız uluslararası platformda olduğu sürece biz de memnuniyet duyarız. Uluslararası alanlarda Türkiye Cumhuriyeti’nin değişiklik yapması gerekiyor.<br />
<br />
<strong>İç pazarda tekstil ürünlerindeki yükseliş düşecek mi? Bu konuda bazı firmalar tam tersi indirime gittiklerini söylemişti. Ancak hammaddeye gelen zamlar sebebiyle fiyatların fahiş miktarda artacağı konuşuluyor?</strong><br />
<br />
Son 1 yılda hammadde fiyatlarına dolar bazında gelen zamlar yüzde70-80’e ulaştı. Mayıs’tan sonraki ürünlerin, eski fiyattan satılma şansı yok. Zaten yavaş yavaş bazı markalar fiyatlarını değiştirdiler. Gerek dolardaki artış, gerek hammadde fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle önümüzdeki dönemde de Türkiye’deki fiyatlar mutlak suretle değişecek, gelen zamlar etiketlere yansıyacak.<br />
<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>HEDEFİMİZ 20 MİLYARA YAKLAŞMAK  </strong></span><br />
<br />
<strong>Hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün 2022 ihracat hedefi nedir?</strong><br />
<br />
2021 yılında yüzde 18 oranında bir büyüme gerçekleşti. Aslında bu oran beklentimizin de üzerindeydi. 2021 yılı hazır giyim sektörü ve ihracatçılar için başarılı bir sezon oldu. 2 yıllık hedef 1 yılda yakalandı. Sektörün her yıl en az yüzde 10 büyüme stratejisi var. 2021’de 20.3 milyar dolar ihracat yapıldığı dikkate alındığında,  2022’de 23 milyar dolar civarında bir hedef ortaya çıkıyor.  Şu an sektör 18 milyar doları aşkın cari fazla veriyor. 2022’de de hedefimiz bu rakamı 20 milyar dolara yakın seviyeye getirmek. Mart ayı sonundaki hareketler neyi ne şekilde yakalayabileceğimizi net bir şekilde gösterir.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622cf1096a5b4.jpg" style="width: 600px; height: 729px;" /><br />
<br />
<strong>Pamuk üretimi ve diğer ham madde konusunda nasıl bir yol izlenecek?</strong><br />
<br />
Türkiye, gerek iç piyasa gerekse ihracatta 1.8 milyon tona yakın pamuk kullanıyor. Bunun da yüzde 60’ını ithal ediyor, yüzde 40’ını yurt içinden karşılıyor. Aslında Türkiye bir pamuk ülkesi ve kalitesi uluslararası pazarlarda yer edindi. Özellikle Ege pamuğunun mısırdan sonra ayrı bir yeri var. Bu konuda Tarım Bakanlığı ile görüşmelerimiz sürüyor. Özellikle organik pamuğun geliştirilmesi konusunda fikirlerimizi ilettik, ilgili derneklerle yoğun olarak çalışıyoruz. Bu kapsamda çiftçiye verilen destekler devam edecek. En azından ithal ettiğimiz pamuk oranını yüzde 30’lara çekebilirsek biraz daha rahatlarız. Ayrıca eski büyük araziler çocuklara bölünmeye başladı. Buna Tarım Bakanlığı da önlem aldı. Belli bir büyüklükten aşağı böldürmüyorlar şu anda; o da üretimde etkili olacak.<br />
<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>YEŞİL FABRİKALAR GELECEĞE NEFES OLACAK</strong></span><br />
<br />
<strong>Sürdürülebilir üretim bir tercih mi, zorunluluk mu?</strong><br />
<br />
El birliğiyle dünyayı kaynakların tükendiği bir noktaya beraber getirdik. Eskiden çok daha fazla organik ürünler yapılıyordu. Firmaların büyümesi, tüketimin artması dünyayı farklı bir noktaya getirdi. Şu anda sürdürebilirlik zorunluluk. Çünkü aksi takdirde dünyadaki kaynaklar tükenip bitecek. Gelecek nesillere farklı bir dünya bırakmak için üretim kapsamında yeşil fabrikalar yapmaya çalışıyoruz. Yağmur sularının tekrar kullanılmasıyla ilgili çalışmalar ve projelerimiz var. Yine güneş enerjisiyle ilgili kendi fabrikamda bir tanesini faaliyete geçirdim. Doğallık için doğal kaynaklara yöneliyoruz. Avrupa Mutabakatı kapsamında sürdürülebilir ve karbon ayak izi noktalarında sektöre bir duyarlılık vermeye çalışıyoruz. AB ile ilgili bu konuda almış olduğumuz Türkiye’ye kazandırmış olduğumuz bir proje var; IPA. Projeyle sağlanacak altyapıyla hem kar sağlanıyor, hem üretim yapılıyor. Gelecekte uygulanacak karbon vergisiyle değişim-dönüşümü sağlayacağız. Giysileri üretirken ortaya koymuş olduğumuz fireleri tekrar fabrikalara vererek iplik ve kumaş olmasını sağlıyoruz. Müşterilerimizi de yönlendiriyoruz.<br />
<br />
<strong>İHKİB olarak Türkiye’yi küresel moda endüstrisinde ilk sıralara çıkarmak için yaptığınız veya yapacağınız stratejiler nelerdir?</strong><br />
<br />
İHKİB çok eski bir kuruluş. Uluslararası alanlarda İHKİB’i, Türkiye’yi ve hazır giyimi tanıtmak için 10 yıldır İstanbul Moda Haftası düzenliyoruz. Salgında bile durmadık, modayı dijital ortama taşıdık. Amacımız bunu geliştirerek İstanbul’u moda merkezi yapmak. Davet ettiğimiz insanlarla, modaya yön verenleri buluşturuyor, Türkiye’nin ve İstanbul’un güzelliklerini anlatıyoruz. Ayrıca Moda Tasarım Yarışması yapacağız. Onunla ilgili de uluslararası jüri üyeleriyle beraber çalışıyoruz. Bu yıl farklı bir şey yaptık. Bütün birlik, dernek ve ticaret odasının da stratejik ortak olarak yanımıza aldık, İstanbul’a moda fuarı kazandırdık. 9-11 Şubat tarihlerinde 30 bin metrekareyde fuarı düzenledik. En az 1500 alıcıyı Türk modasıyla buluşturacağız. Bu fuar uluslararası fuar takviminde yerini alacak. Dolayısıyla marka değeri yükselecek.<br />
<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>ANADOLU ÜRETİMİN ÜSSÜ,<br />
İSTANBUL İSE MODANIN MERKEZİ OLACAK </strong></span><br />
<br />
<strong>Hammadde, işçilik ve enerji gibi maliyetlerin yanı sıra artan talep sebebiyle Türkiye’de kapasite bulamayan yerli markalar yurtdışına yöneldi. Değerlendirmeleriniz nedir?</strong><br />
<br />
Tekstil sektörü yüksek kapasite, 2-3 vardiya çalışıyor. Yüzde 40’ın üzerinde ihracat yaptık. İplik ve kumaş için yeni yatırımlar yaptık. İstanbul’u moda merkezi yaparken Anadolu’yu da üretim üssü yapmamız lazım. Özellikle 5 ve ve 6’ıncı bölgelerde yatırım yapılması lazım. Çünkü İstanbul artık üretim merkezi değil, moda merkezi olmak zorunda. Yeni fabrikalar açılırken,  kapasiteyi büyütenler de var. Kapasite fazlalığında çift vardiya kolaylıkla karşılanır. Fiyatla ilgili rekabet edemeyecekse o zaman yurt dışından sourcing (kaynak bulma) yapma olabilir. Ham maddedeki fiyatlarındaki iyileştirmeyle yurt içindeki markalarımız yurt dışında üretim yapmak zorunda kalmaz. Biz grup olarak Anadolu’nun her tarafına yayıldık. Her üreticinin de Anadolu’da mutlaka bir ayağının olması gerekiyor. Usta öğretici dediğimiz insanları Anadolu’ya gönderip İŞKUR vasıtasıyla 3-5 alık kurslar veriyoruz. Bütün elemanlarımızı kendimiz yetiştiriyoruz.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622cf124d104d.jpg" style="width: 600px; height: 901px;" /><br />
<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>EKONOMİYE CAN SUYU OLDU</strong></span><br />
<br />
<strong>Asgari ücretin artışı ve işverene getirilen desteklerle istihdamda nasıl bir yol izlenecek? Hazır giyim sektöründe çalışanlar bu gelişmeleri nasıl karşıladı? Kadın istihdamındaki artış nedir?</strong><br />
<br />
Kadın istihdamının en yoğun olduğu sektör, hazır giyimdir, çalışanların yüzde 50’den fazlası kadınlardan oluşuyor. Ben fabrika olarak biraz ayrışıyorum; kadın çalışan oranımız yüzde 80’in üzerinde. Asgari ücretle gelen artış normal enflasyon oranında. Bunu tolere etmek için gıda, kira ve enerjide ciddi artışlar oldu. Bunları bir nebze olsun aynı noktaya çekebilmek için Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan 4250 lira asgari ücret oranı ise işçiye nefes aldırdı. İşverene verilen vergi desteği de sürdürülebilir bir ekonominin olabileceğini gösterdi. Umuyorum ki daha fazla fiyat artışı olmaz ve insanlarımız da verilen bu destekle geçimini sağlar.<br />
<br />
<strong>Bir Trabzonlu olarak tekstil sektörünün ihracatta memleketinizin geride kalmasına ne diyorsunuz?</strong><br />
<br />
Trabzon’un en büyük dezavantajı, 2000’den sonra açıklanan teşvik politikasıyla beraber Trabzon ikinci, üçüncü bölge statüsüne katıldı. Daha önceden de verilen teşvik o ilin milli gelire bakılarak 1500 doların altında olan illere ya da ilçelere verilirdi. Trabzon limitin üstünde kaldı ve üçüncü bölgeye düştüğü için hazır giyim için de doğru bir yer olmadı, yatırım almadı. Ama komşu Giresun ve Ordu büyük yatırım aldı. Biz de büyük mücadele verdik. Kadın istihdamına ayrıcalık tanıdık ancak yapılamadı. Şimdi ağırlıklı olarak altıncı ve beşinci bölgelere yatırım yapılıyor. Çünkü gerçekten iyi bir teşvik sistemi var.<br />
<br />
<strong>Türkiye’deki olumsuz hava koşulları TİM’i nasıl etkiledi?</strong><br />
<br />
Türkiye’deki olumsuz hava koşulları sadece TİM’i değil Türkiye ihracatını da etkiledi. Enerji kısıtlaması ihracat bu kadar artmışken kötü bir zamana denk geldi. Günde 200-250 milyar dolarlık ihracat yapıyoruz. TİM’in ortalama 20 milyar dolarlık bir ihracatı var. Kesintiye uğramamasını diliyoruz.<br />
 <br />
<strong>Nisan’da yapılacak İHKİB seçimi için görüşleriniz nedir? Aday olacak mısınız?</strong><br />
<br />
Bir dönemi bitiriyoruz. İkinci dönem içinde ben ve Yönetim Kurulu’ndaki arkadaşlarla beraber sektörümüzde hizmet yapmaya devam edeceğiz. Biz  zaten varız ve var olduğumuz yere daha tekrar aday değiliz.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622cf06e0e2db.jpg" style="width: 650px; height: 433px;" /><br />
<br />
<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>EĞİTİM İÇİN ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYDUK</strong></span><br />
<br />
<strong>Sizce sektörün en büyük sorunu nedir? </strong><br />
<br />
Sektörün en büyük sorunu kalifiye eleman. Onları yetiştirmeye çalışıyoruz. Eskiden tekstil mühendisliği çok tercih edilen bir dal iken, son 10 yılda neredeyse yüzde 20’lik dilime girmeye başladı. Biz de bu sektörü geleceğe taşımak ve tercih edilen bir meslek haline getirmek için üniversitelerle iş birliği yaptık. Tekstil mühendisliği alanında burs vermeye başladık. Kontenjan doluluk oranlarını yüzde 90’ın üzerine çıkardık. Ve tekstil taban puanını da yüz puan artırdık. Bu sektörünün ülkemizin geleceğine çok fazla katkı sağlayacağına inanıyoruz. Şu an mevcut kadro 5-10 yıl daha çalışacak. Yeni beyinleri sektöre kazandırmamız lazım. Dijitalleşme ve teknolojik gelişmeleri ön planda tutarak altyapı değişikliğiyle birlikte sektörün çok farklı bir noktaya gelmesini amaçlıyoruz.<br />
<br />
<strong>Türkiye’de mesleki eğitime büyük yatırım var. Gençleri istihdam ve mesleki eğitim noktasında nasıl destekliyorsunuz? </strong><br />
<br />
4-5 yıl içinde Türk Eğitim Vakfı ile eğitimi çok daha aktif hale getirdik, büyük bütçeler ayırdık. 7-8 tane meslek lisemiz var. Öğrencileri iş insanlarıyla buluşturuyoruz. Son gelişmeleri aktarıyoruz. Onların eğitim, teknoloji, mesleki ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Her okula eğitici, öğretici usta gönderiyoruz. Onların daha iyi bir eğitim alabilmesi için. Ve aynı zamanda onlara özellikle beceri yarışmaları yapıyoruz. Beceri yarışmaları düzenliyoruz..Bunu tüm ülkeye yayıp üniversiteleri de içerisine katıp inovatif fikirler üreteceğiz. Yani onların ne kadar kıymetli, ne kadar güzel bir mesleğe sahip olduklarını anlatmaya çalışıyoruz. Eğitim Vakfımız bu konuda özellikle okullarla yüksek istişare içerisinde. Mesleki eğitimler, mesleki kurslar yapıyoruz. Modelist kursları olsun, stick kursları olsun, onları İstanbul Moda Akademisi tarafından yöhlendiriyoruz.<br />
<br />
<strong>Tekstil mühendisliğini tercih edecek adaylara önerileriniz nelerdir?</strong><br />
<br />
Önleri açık, iş kaygısı yok. Okurken de maddi destek sağlıyoruz. Sektörün geleceği çok parlak. Önümüzdeki dönemlerde yapılacak yatırımlar hükümetimizin de Cumhurbaşkanımızın da üretim ekonomisine geçiş modeliyle beraber çok daha iyi olacak. Öğrencilerimize tavsiyem; okurken de mutlak suretle kendilerini yetiştirsinler. Yani gerek üniversitede staj döneminde gerek yaz döneminde mutlaka bir iş yeri bularak tecrübe kazansınlar. En az iki yabancı dil öğrenmeleri ise şart.<br />
<br />
<strong>Mustafa Bey değerli zamanınızdan bize de vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz. Bizim unutup sizin eklemek istedikleriniz var mı? </strong><br />
<br />
Özellikle son 2 yılda üzerinde çalıştığımız IPA’yı Türkiye’ye kazandırdık. Hazır giyim sektörünün dijital dönüşüm projesidir bu. Hepsi faaliyete girdi. 1 ay sonra büyük bir şekilde sektörün hizmetine açacağız.<br />
<br />
<strong>Hazır giyim ile tekstil ayrılmaz bir parça</strong><br />
<br />
Hazır giyim ile tekstil birbirini tamamlayan parçalar. Hazır giyim ve tekstil 32 milyar dolarla Türkiye’nin en büyük ihracat sektörü; otomotivden bile önde. İstihdamın yüksek olduğu bu sektörlerde, direkt üretimde çalışan 1 milyon 100 bin kişi var. Buna perakendeyi de koyduğunuz zaman 2 milyonu aşıyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.tekstildergi.com/images/files/2022/03/622cf059abccd.jpg" style="width: 650px; height: 433px;" /><br />
<br />
<br />
<strong>Anadolu’da tekstil şehri Malatya<br />
Lider kent hangisi?</strong><br />
<br />
Anadolu’da tekstil şehri diyebileceğimiz kent Malatya. Anadolu’da en fazla yatırım yapan grup olarak biz de oradayız. 1250 çalışanım var. Malatya son yılların cazibe merkezi. 5 yılda büyük yatırım aldı. Malatya’yı Batman ve Adıyaman takip ediyor. Beyaz yakalı yönetici de yaşam için Malatya’yı tercih ediyor.<br />
<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>AMACIMIZ İLK 10 EKONOMİ ARASINA GİRMEK </strong></span><br />
<br />
<strong>Büyük bir grubun liderisiniz. Yeni hedefleriniz ve hayalleriniz neler?</strong><br />
<br />
Türkiye’nin muasır seviyesine gelebilmesi için biz hem grup olarak hem firma olarak elimizi taşın altına koyduk, koymaya devam ediyoruz. Şu anda kendi firmam adına 3bin 500 kişiye istihdam sağlıyoruz. 100 milyona yakın ihracatımız var. Amacımız istihdamı ve üretimi arttırarak, Türkiye’nin dünyada ilk 10 ekonomisi arasına girmesini sağlamak. Türk insanına, Türkiye’mize hizmet etmek için var gücümüzle çalışacağız.<br />
<br />
<strong>Talu Tekstil iç piyasada hangi markalara üretim yapıyor? LC Waikiki yurtdışında atakta, iç piyasada ise fiyatlarını artırdı. Bu konudaki düşünceleriniz neler?</strong><br />
<br />
İç pazara yüzde 100 ihracat yapıyoruz. Yurt dışında mağaza açmaya devam edeceğiz. Türkiye’de belli bir potansiyele ve büyüklüğe geldi. Markanın ağırlığını yurt dışına veriyoruz. Şu anda yurt dışındaki mağaza sayısı, yurt içindeki mağaza sayısını geçti. Ham madde fiyatların artmasıyla beraber fiyatlar da arttı. Ama mevcut fiyatlara hiçbir şekilde dokunulmadı. Bütün firmalar stoktaki malların fiyatlarını değiştirirken LCW’de bu olmadı.<br />
<br />
<strong>Çocukken daha mutluyduk</strong><br />
<br />
“Çocukken bu kadar renkli giyinmezdik, bu kadar giysimiz yoktu. Ancak <br />
daha mutluyduk” diyen Gültepe şöyle devam etti: “Eskiden lastik çizmeler <br />
vardı; kara lastik. Bir de İstanbul’dan gelen biraz daha pahalı bir lastik vardı. <br />
Eskiden bu kadar kaynak yoktu. Az olan şey çok kıymetliydi. Ama sonuç itibariyle <br />
dünya sürekli değişiyor ve gelişiyor. Bizim dönemimizde bir ceketle 2 yılı <br />
geçirirdik. Alacak çok da imkan yoktu. Şu an dünya, Amerika modeli tüketim <br />
toplumu oldu. Ben 1991 yılında 5 kişiyle İstanbul’a geldim. Önce tek katta <br />
imalat ekibi kurduk. Hatta oğlum Anıl’ın ismini vermiştim. Anıl Tekstil diye. <br />
Şimdi Düzce’de 3500 kişiyle üretim yapıyoruz.”<br />
<br />
<strong>KAYNAK: TekStil Dergi<br />
<br />
<a href="https://online.fliphtml5.com/gaxou/fdnp/#p=5">Dergiyi görmek için lütfen buraya > tıklayınız. </a></strong><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
 ]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 12 Mar 2022 22:05:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tekstildergi.com/images/haberler/2022/03/tedarik-zincirinin-altin-kilidi-turkiye.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
