Üretici Olmayan İhracatçılar Da Kurumlar Vergisi Muafiyeti Kapsamına Alınmak İstiyor
EkonomiDIŞYÖNDER Başkanı Dr. Hakan Çınar, TBMM'ye sunulan kanun teklifindeki kurumlar vergisi indiriminin ihracatçılar için tek başına yeterli olmadığını belirtti. Yüksek işçilik maliyetleri ve kur baskısı nedeniyle emek yoğun sektörlerde rekabet gücünün azaldığına dikkat çeken Çınar, vergi avantajlarının aracı ihracatçılar, lojistik sektörü ve gümrük müşavirlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesini talep etti.
DIŞYÖNDER Başkanı Dr. Hakan Çınar, 5 Mayıs 2026 tarihinde TBMM'ye sunulan kanun teklifinde yer alan ihracatçı kurumlara yönelik vergi indirimlerini değerlendirdi. İmal ettikleri malları doğrudan ihraç eden şirketlerin kurumlar vergisi oranının yüzde 9'a indirilmesinin maliyet rekabeti açısından katkı sağlayacağını belirten Çınar, mevcut ekonomik koşullarda bu adımın yeterli olmadığını ve çok daha fazla iyileştirmeye ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.
KUR ETKİSİNİ ORTADAN KALDIRMAYA YETMEZ
Yalnızca kurumlar vergisi üzerinden yapılacak bir düzenlemenin, ihracatçıların içinde bulunduğu sıkıntıları çözmeye yetmeyeceğini vurgulayan Dr. Hakan Çınar, şu değerlendirmelerde bulundu: “Küresel rekabette bu düzenleme elbette ihracatçılara fayda sağlayacaktır. Ancak yalnızca Kurumlar Vergisi ile sağlanan bu iyileşme, bugün ihracatçılarımızın içinde olduğu sıkıntıdan kurtulmaları için yeterli değil. Doğrudan maliyet unsuru olan ücretlerden alınan gelir vergisi ve SGK gibi kalemlerde de çok ciddi iyileşmeler sağlanması zaruri. Kurumlar vergisi firmalar kâr elde edebildikleri sürece önemli ama unutmamak gerekir ki, işletmlerin evvela kâr elde edebilir hale gelmesini sağlamak gerekiyor. Kur etkisi ihracatçılar için halen önemli bir unsur oluşturmaya devam ediyor. Yüksek işçilik giderleri ile bilhassa emek yoğun sektörlerde rekabet, halen kurun etkisi alında ve gün geçtikçe de etkisi yükseliyor. Türk şirketlerinin üretimi farklı ülkelere taşımasına yönelik konuları tartışırken, Autoliv gibi ülkemizde yüksek istihdam sağlayan bazı yabancı sermayeli firmaların da çıkma kararı daha fazla endişe uyandırıyor. Otomotiv sektörü gibi yüksek katma değerli sektörlerde dahi bunun oluyor olması, ihracatçıların yaşadıkları rekabet sıkıntısını ortaya koymak için yeterli olsa gerek. Dolayısı ile maliyetlerin düşürülmesi yönünde kurumlar vergisi iyileştirmelerinden çok daha fazlasının olması gerektiğinin artık farkına varılması gerek.”
TRANSİT TİCARETTE SAĞLANAN AVANTAJ DA YETERLİ DEĞİL
Meclise sunulan teklifte transit ticarete yönelik getirilen istisnalara da değinen Çınar, kararın olumlu bir gelişme olduğunu fakat sınırlarının esnetilmesi gerektiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Transit ticarete yönelik getirilecek olan %95'lik, İstanbul Finans Merkezi'ne yönelik uygulanacak olan %100'lük kurumlar vergisi istisna oranları elbette gayet pozitif bir gelişme ve bilhassa yabancı yatırımcıların ilgisini arttıracaktır. Ancak bu kararın yalnızca transit ticaret kapsamında yurt dışından satın alınan malların yurt içine sokulmadan bir başka ülkeye satışları ile sınırlı tutulmaması daha doğru olurdu. Türkiye üzerinden geçirilecek olan transit ticaret işlemlerini de bu kapsama almak ve Türkiye üzerinden işlemlerin yürütülmesi, lojistik sektörüne ve ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır.”
ÜRETİCİ OLMAYAN İHRACATÇILAR İLE İHRACATA HİZMET VEREN TÜM İŞLETMELER BU KAPSAMDA YER ALMALI
Vergi avantajlarının tüm dış ticaret ekosistemine yayılması gerektiğini savunan Dr. Hakan Çınar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Kurumlar vergirisi avantajını yalnızca üretim yapan firmalarla sınırlı tutmamak gerekiyor. Aracı ihracatçılar ile hizmet sektöründe yer alan lojistik ve gümrük müşavirliği hizmeti veren firmaların da bu kapsama alınması, topyekün bir ihracat hamlesine dönüşür ve maliyet avantajları sağlar. Örneğin ben de gümrük müşaviriyim ve sadece dış ticaretçilere hizmet veriyorum, ihracatçıdan farklı değerlendirilmemem gerekiyor. Umuyorum Kanun yapıcılar bu hususları da göz önünde bulundururlar.”
HABER MERKEZİ-İSTANBUL
İlginizi Çekebilir