© TEK STİL DERGİ

Tekstilde Yeni Dönem Başlıyor: Artık İnsan Hakları Da Denetlenecek

Küresel tekstil sektöründe sürdürülebilirlik kriterleri genişliyor. Textile Exchange tarafından yayımlanan yeni rehber ve uygulama araçlarıyla çalışanların ücretleri, çalışma saatleri, fazla mesai, iş sağlığı ve güvenliği gibi konuların denetimlerde daha yakından takip edilmesi planlanıyor. Yeni sistem 31 Aralık 2026’da devreye girecek, 2027 geçiş yılı olacak ve kapsama giren işletmeler için 2028 itibarıyla zorunlu hale gelecek.

Küresel tekstil ve hazır giyim sektöründe sürdürülebilirlik kriterleri yeni bir boyut kazanıyor. Sürdürülebilir ve geri dönüştürülebilir hammadde kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalar yürüten Textile Exchange, şirketlerin yeni döneme hazırlanması için üç yeni insan hakları rehberi ve uygulama aracı yayımladı. Yeni sistemle birlikte denetimlerde yalnızca kullanılan hammaddenin geri dönüştürülmüş olup olmadığı ve çevresel şartların karşılanıp karşılanmadığına bakılmayacak. Üretimde çalışanların hangi koşullarda çalıştığı da daha yakından takip edilecek. Yeni sistemin 31 Aralık 2026’da devreye girmesi, 2027’nin ise geçiş yılı olması planlanıyor. Kapsama giren işletmeler açısından yeni standart 2028 itibarıyla zorunlu hale gelecek.

ÜCRET VE ÇALIŞMA SAATLERİ DE DENETLENECEK

Yeni dönemin önemli başlıklarından birini çalışan hakları oluşturacak. Textile Exchange tarafından belirlenen kriterlere göre işletmelerden çalışanların karşılaşabileceği insan hakları risklerini belirlemeleri ve bu risklere yönelik önlemler almaları istenecek.

Denetimlerde iş sağlığı ve güvenliği, çalışanların korunması, çalışma koşulları, ücretler ve yan haklar dikkate alınacak. Aşırı çalışma saatlerinin ve fazla mesainin önlenmesi için şirketlerin aldığı önlemler de değerlendirilecek.

Böylece tekstil sektöründe sürdürülebilir üretim değerlendirmesine ürünün nasıl ve hangi hammaddeden üretildiğinin yanı sıra hangi çalışma koşullarında üretildiği de daha güçlü biçimde eklenecek.

ŞİRKETLERE YENİ HAZIRLIK ARAÇLARI SUNULDU

Textile Exchange, şirketlerin yeni sisteme hazırlanabilmesi için yalnızca insan hakları rehberi yayımlamakla kalmadı. İşletmelerin kendi insan hakları risklerini belirleyebilmeleri amacıyla bir değerlendirme aracı hazırlanırken, şirketlerin insan haklarına ilişkin yazılı taahhüt ve çalışma kuralları oluşturabilmeleri için örnek bir metin de yayımlandı.

GRS VE RCS SİSTEMLERİ DE DEĞİŞECEK

Yeni düzenleme, tekstil sektöründe yaygın olarak kullanılan Global Recycled Standard (GRS) ve Recycled Claim Standard (RCS) sistemlerini de kapsıyor. Bu standartların önümüzdeki dönemde Textile Exchange tarafından “Materials Matter Standard” adı verilen yeni yapı altında toplanması planlanıyor. Yeni sistem kapsamında yün, tiftik ve alpaka gibi hayvansal elyaflara yönelik mevcut standartların da aynı çatı altında bir araya getirilmesi öngörülüyor.

TÜRKİYE’DE İLK ETKİ GERİ DÖNÜŞÜM SEKTÖRÜNDE GÖRÜLECEK

Yeni düzenlemenin ilk aşamada Türkiye’deki her tekstil ve hazır giyim fabrikasını doğrudan kapsamaması bekleniyor. Değişikliğin Türkiye’deki ilk etkisinin tekstil geri dönüşümü, geri dönüştürülmüş elyaf ve hammadde üretimi yapan işletmelerde görülmesi bekleniyor.

Türkiye’de yeni sisteme geçiş hazırlıkları da başladı. Textile Exchange standartlarında sertifikasyon hizmeti veren ETKO, 19 Ağustos’ta yaptığı duyuruyla GRS ve RCS’den yeni sisteme geçiş takvimini sektörle paylaştı.

Buna göre 2027 geçiş yılı olacak. 31 Aralık 2027’den sonra mevcut GRS ve RCS sistemi yerine yeni standardın uygulanması planlanıyor. Türkiye’de kapsama giren üreticilerin sertifikalarını devam ettirebilmek için yeni şartlara uyum sağlamaları gerekecek.

AVRUPA VE ABD’YE ÜRETİM YAPANLAR İÇİN ÖNEMLİ

Yeni düzenleme, küresel moda sektöründe son yıllarda hızlanan değişimin bir parçası olarak öne çıkıyor. Büyük moda markaları tedarikçilerinden yalnızca çevre ve geri dönüşüm konusunda değil, çalışan hakları konusunda da daha fazla güvence talep ediyor.

Yeni sistemde şirketlerin faaliyet gösterdikleri ülke ve sektöre göre karşı karşıya oldukları riskleri belirlemeleri ve bu riskleri azaltacak önlemler almaları istenecek.

Bu nedenle yeni dönemin özellikle Avrupa ve ABD’deki büyük moda markalarına üretim yapan Türk şirketleri açısından önem taşıması bekleniyor.

ÇALIŞMA KOŞULLARI TEDARİKÇİ SEÇİMİNDE DAHA BELİRLEYİCİ OLABİLİR

Sertifikalı üretimde çevresel kriterlerin yanı sıra ücret, çalışma süresi, fazla mesai ve iş güvenliği gibi sosyal şartların da daha görünür hale gelmesi bekleniyor. Bu değişiklikle birlikte çalışma koşullarının önümüzdeki dönemde küresel moda markalarının tedarikçi seçimlerinde daha fazla ağırlık kazanması öngörülüyor.

KAYNAK: EKONOMİM

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER