Enerjide tarihi dönemeç! Diyarbakır enerji potansiyeli Gabar’ı katlar
GündemTürkiye’nin petrol arama çalışmalarında gözler şimdi Diyarbakır’a çevrildi. Dört blokta yürütülen ve 2026’da yatay sondaj ile hidrolik çatlatma aşamasına geçilmesi planlanan çalışmada başarılı sonuç alınması halinde yüzlerce kuyunun devreye alınması hedefleniyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bölgedeki toplam potansiyelin 7 bin 200 kilometrekareye ulaştığını belirterek, “Belki Gabar’ı 2-3’e katlayabilecek bir potansiyeli var” dedi. Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu ise Diyarbakır’ı asıl önemli kılanın yalnızca rezerv büyüklüğü değil, Türkiye’nin burada kazanacağı yeni üretim teknolojisi olduğunu vurguladı.
AYBİKE EROĞLU – İSTANBUL
Türkiye enerjide dışa bağımlılığı azaltma hedefinde yeni bir eşiğe geçildi. Gabar’da elde edilen tarihi petrol üretiminin ardından bu kez Diyarbakır’da yürütülen çalışma, Türkiye’nin petrol üretiminde yeni bir sayfa açabilecek potansiyeliyle öne çıktı.
Diyarbakır’daki çalışma, Gabar’dan farklı olarak konvansiyonel olmayan üretim yöntemiyle yürütülüyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bölgede yaklaşık 600 kilometrekarelik alanda dört sahada çalışma yapıldığını, ancak asıl potansiyelin bunun çok üzerinde olduğunu açıkladı.
Bakan Bayraktar’a göre çalışma yürütülen 600 kilometrekarelik alan, bölgedeki yaklaşık 7 bin 200 kilometrekarelik potansiyel alanın yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor. Başarılı sonuç alınması halinde çalışmaların diğer alanlara da taşınması planlanıyor.
BU YIL ÇOK KRİTİK
Diyarbakır’daki çalışmayı Türkiye açısından kritik hale getiren başlık ise yalnızca rezerv büyüklüğü değil, kullanılacak teknoloji. Bakan Bayraktar, 2026’nın bu açıdan önemli bir dönüm yılı olacağını belirterek, bölgede 24 sondaj yapılacağını açıkladı. Geleneksel petrol ve doğal gaz sondajlarından farklı olarak yaklaşık 3 kilometrelik dikey sondajın ardından yatay sondaja geçilecek. Kayaların içerisinde ilerlenmesinin ardından hidrolik çatlatma yöntemiyle kayaların içinde bulunan petrolün yüzeye çıkarılması bekleniyor.Bayraktar, Diyarbakır’daki çalışmayı “yeni oyun değiştirici hamle” olarak tanımlarken, başarılı olunması halinde Diyarbakır’ın Türkiye’nin en önemli petrol üretim merkezlerinden biri haline gelebileceğini belirtti.
Gabar’dan neden farklı?
Gabar, Türkiye’nin petrol üretiminde son yılların en büyük başarı hikâyelerinden biri oldu. Bakan Bayraktar’ın verdiği son bilgilere göre Gabar’da günlük üretim 83 bin varilin üzerine çıkmış durumda. Bölgede 3 bin 500’ün üzerinde kişi çalışıyor ve üretim yeni kuyularla artırılıyor. Ancak Diyarbakır’daki çalışma farklı bir üretim modelini test ediyor. Gabar’da yüksek miktarda petrolün geleneksel yöntemlerle üretime alınması Türkiye’nin kendi arama ve üretim kapasitesinin ulaştığı noktayı gösterirken, Diyarbakır’da kayaların içerisinde sıkışmış hidrokarbonun yeni nesil teknolojilerle çıkarılması hedefleniyor. Dolayısıyla Diyarbakır’ın önemi yalnızca “kaç varil petrol çıkacak?” sorusunun yanıtında değil. Burada başarılı olunması halinde Türkiye, konvansiyonel olmayan petrol üretiminde önemli bir teknik deneyim kazanmış olacak.
“Gabar’ı 2-3’e katlayabilir”
Bakan Bayraktar’ın Diyarbakır’la ilgili en dikkat çekici değerlendirmesi ise bölgedeki potansiyele ilişkin oldu. Bölgede yaklaşık 600 kilometrekarelik alanda test çalışması yapılırken, potansiyelin yaklaşık 7 bin 200 kilometrekarelik bir alanı kapsadığını ifade ede Bakan Bayraktar, bölgedeki potansiyelin Gabar’ı 2-3’e katlayabileceğini anlattı. Bayraktar, başarılı olunması halinde Diyarbakır’da yüzlerce kuyunun açılabileceğini de kaydetti.
GELENEKSEL OLMAYAN YÖNTEM
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Diyarbakır’daki sürecin önemini değerlendirirken özellikle teknoloji boyutuna dikkat çekiyor. Kumbaroğlu’na göre geleneksel olmayan yöntem, standart dikey sondajla kendiliğinden yüzeye çıkmayan, geçirimsiz kayalarda hapsolmuş hidrokarbonların yatay sondaj ve hidrolik çatlatma yöntemiyle çıkarılmasını ifade ediyor.Bu yöntemin ileri mühendislik ve yüksek teknoloji gerektirdiğini belirten Kumbaroğlu, TPAO ile ABD’li şirketler arasındaki iş birliğinin de bu nedenle önem taşıdığı görüşünde.
FARKLI BÖLGELERİ DE ETKİLER
Kumbaroğlu, Türk şirketlerinin ABD’li ortaklarından edineceği bilgi ve deneyimin Türkiye’nin ilerleyen yıllarda farklı bölgelerde benzer çalışmaları kendi mühendislik kapasitesiyle yürütmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Söz konusu yöntemlerin ABD’nin enerji denkleminde yaşattığı dönüşüme dikkat çeken Kumbaroğlu, “Kaya gazı ve kaya petrolünün üretime alınmasıyla ABD’nin enerji üretim kapasitesinde önemli bir artış yaşandı. Türkiye açısından da doğru bir yol haritası ve teknoloji yatırımıyla benzer bir süreci mümkün kılabilir” değerlendirmesi yaptı. Kumbaroğlu ayrıca, Dadaş Formasyonu olarak adlandırılan bölgede Türkiye’nin mevcut tüketimi dikkate alındığında önemli bir doğal gaz ve ham petrol potansiyelinden söz edilebileceğine işaret etti.
Çevresel boyut göz ardı edilmeyecek
Konvansiyonel olmayan petrol üretiminin çevresel boyutuna vurgu yapan Prof. Kumbaroğlu, “Kaya petrolü üretiminde geleneksel yöntemlere kıyasla daha fazla atık oluşabilir. Bu kapsamda gerekli tedbirlerin alınması ve özel arıtma tesislerinin kurulmasıyla bu süreç yönetilebilir” diye konuştu.
KAYNAK: PLUSONE BUSINESS DERGİSİ
İlginizi Çekebilir